<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>GZT23 l ELAZIĞ HABER l ELAZIĞ SON DAKİKA l GAZETE 23 l GZT 23</title>
        <link>https://www.gzt23.com/</link>
        <description>Elazığ ve bölge ile ilgili tüm haberlere ulaşabileceğiniz Elazığ&#039;ın Haber Portalı,
Elazığ yerel haberler, Elazığ ve ilçeleriyle ilgili tüm gelişmeleri takip edebilirsiniz</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>KALEMİNİZE KELİME DÜŞMEZ ARTIK</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kaleminize-kelime-dusmez-artik-95</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kaleminize-kelime-dusmez-artik-95</guid>
                <description><![CDATA[KALEMİNİZE KELİME DÜŞMEZ ARTIK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kaleminize kelam düşmez artık, tebeşirlerine kan bulaştı öğretmenlerin, yalnız bir şehrin uğultusunda biraz sızısıyla yarınların, tek başına bir devrim türküsü söylemekti, sahibi olduğumuz rüyalarda hep yeniden öldürmek hayatı, tutunmak isterken yaşamaya, kırıntıları düştü soframıza mutlulukların, dengede yürüyüşün adına yapılırken müsabakalar, ahiret penceresinden dövmek insanlığı, kınadığımız kan kokulu çocukların ardından &nbsp;, açmak sonuna kadar bir tiyatro perdesini, ne ara katil oldu süt kokan ağızlar, yıktığımız anılara çarparken ayağımız , sol sesini arar kulaklarımız, bir gazetenin baş sayfasına atılırken isimler, bildiğimize yabancıyız, sırtımıza gönüllü aldığımız yükler ne zaman kamburu oldu çelimsiz bedenlerin ,masmavi bir derinliğin içinde bağırıp çağıran çocuklar, can havliyle kaçarken sırtımızda tanıdık kurşunlar, kaybederken yarınları pamuk ipliğine bağlı dilimizdekiler, tertemiz isterken bembeyaz kağıtları, onların masumdur kelimeleri, aydın adımlar büyütürken nesli, karşımızda nedendir hep aynı bebek resmi, simsiyah gömlekler üzerimizde, ardımız &nbsp;bahar, sancısı vuruyor cehaletin ,unutuyoruz umut dolu yarınları, dakikaların nabzını tutarken tutuyoruz sendeleyenleri , takvimleri çizerken eritiyoruz saatleri, bekliyoruz ellerimizle hürriyeti, yarının sahiplerinin dili kelepçesiz, zincirlerle bağlanır kitap esareti, köle diye satılır pazarlarda özgürlüğün asaleti, uyuturuz aslımızı, kökleri çürürken çınarların, dallar sarı benizli, koridorlarda izdiham, nedir bu siren sesi, açıyor &nbsp;geçmişin siyah gülleri, büyüyor çocuklar ayaklarında ölümün sesi,&nbsp;<br />
Kaleminize kelime düşmez artık, tebeşirlerine kan bulaştı öğretmenlerin…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:33:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRAFİK KAZASI SONUCU ALINAN TAZMİNAT RÜCU EDİLİR Mİ?</title>
                <category>Şafak Aydın</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/trafik-kazasi-sonucu-alinan-tazminat-rucu-edilir-mi-94</link>
                <author>safakaydin@gzt23.com (Şafak Aydın)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/trafik-kazasi-sonucu-alinan-tazminat-rucu-edilir-mi-94</guid>
                <description><![CDATA[TRAFİK KAZASI SONUCU ALINAN TAZMİNAT RÜCU EDİLİR Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:12pt">Trafik kazaları sonrası ödenen tazminatların sigorta şirketi tarafından geri talep edilip edilemeyeceği (rücu) uygulamada sıkça tartışılan bir konudur. Genel kural olarak, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında zarar gören üçüncü kişilere ödeme yapan sigorta şirketi, bazı özel hallerde sigortalıya veya işletene rücu edebilir.</span></p>

<p><span style="font-size:12pt">Karayolları Trafik Kanunu ve poliçe genel şartlarına göre rücu sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır.</span></p>

<p><span style="font-size:12pt">&nbsp;Bunlar arasında; sürücünün alkollü veya uyuşturucu etkisi altında olması, </span></p>

<p><span style="font-size:12pt">Ehliyetsiz araç kullanılması, </span></p>

<p><span style="font-size:12pt">Aracın çalınmış olması veya kasıtlı bir eylemle kazaya sebebiyet verilmesi gibi durumlar yer alır.</span></p>

<p><span style="font-size:12pt">Bunun dışında, her kural ihlali rücu sebebi değildir. </span></p>

<p><span style="font-size:12pt">Örneğin, uygulamada sıkça karşılaşılan fazla yolcu taşınması gibi durumlar, tek başına kazanın meydana gelmesine etkili değilse rücu nedeni sayılmaz. Bu noktada Yargıtay kararlarında da, ihlal ile zarar arasında uygun illiyet bağı aranması gerektiği vurgulanmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-size:12pt">Sonuç olarak; trafik kazası sonucu ödenen tazminatın rücu edilip edilemeyeceği, somut olayın özelliklerine ve kanunda açıkça belirtilen şartların varlığına bağlıdır. Bu nedenle her olayın kendi içinde değerlendirilmesi büyük önem taşır.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 23:10:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2023/11/safak-ozdemir-1698915825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İKLİM KRİZİ</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/iklim-krizi-93</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/iklim-krizi-93</guid>
                <description><![CDATA[İKLİM KRİZİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bugün insanlığın önündeki en büyük tehdit ne nükleer başlıklar ne de eriyen buzullar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">En büyük tehdit; akşam yemeği yerken ekranlardan süzülen&nbsp;<strong>çocuk cesetlerini</strong>&nbsp;birer istatistik gibi izleyebiliyor oluşumuz. Kanıksıyoruz. Gözümüzün önünde bir dünya yıkılırken, biz sadece kanalı değiştiriyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Oysa o cansız bedenler, o toz toprak içindeki küçük yüzler birer “görüntü değil; yarım kalmış birer hikâye, susturulmuş birer gelecek. Savaşın soğuk dili rakamlarla konuşur: Şu kadar ölü, bu kadar yaralı. &nbsp;Ancak vicdanın dili tektir ve sarsıcıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Eğer bir çocuğun ölümü artık canımızı yakmıyorsa, asıl enkaz bizim içimizdedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:black">İklim krizi</span></strong><span style="color:black">&nbsp;de tıpkı bu çatışmalar gibi sessiz ve derinden bir savaş yürütüyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Doğa can çekişirken biz “başka bir bahara” erteliyoruz sorumluluklarımızı. Tıpkı bombalara alıştığımız gibi, kuruyan göllere ve yanan ormanlara da alışıyoruz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bu hissizleşme hali, aslında insanlığın kendi intihar mektubudur.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Peki, bu karanlık döngüden çıkış yok mu? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Elbette var.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><em><span style="color:black">İnsan kalmak, bugünün dünyasında pasif bir durum değil; bilinçli ve aktif bir direniştir.</span></em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Umut, tam da o alışmama inadında gizli. İnsan kalmak için&nbsp;<strong>bilinçli bir acı çekme</strong>&nbsp;çabasına ihtiyacımız var. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Evet, acı çekmek.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Başkasının yarasını kendi tenimizde hissetmekten korkmamalıyız. Çünkü duyarsızlık bir konfor alanı değil, bir hapishanedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Unuttuğumuz, susturduğumuz, kendi bencilliğimizde boğduğumuz vicdanımızın sesine kulak vermeyi hatırlamalıyız.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Hâlâ itiraz edebiliyorsak, hâlâ bir adaletsizlik karşısında sesimiz titriyorsa, insanlığın ışığı sönmemiş demektir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Savaşın ve yıkımın ortasında bir fidan dikmek, bir mülteciye el uzatmak veya bir çocuğun hakkını savunmak. Bunlar küçük eylemler değil, dünyanın gidişatına yönelik çok güçlü, itirazlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Dünya sarsılıyor olabilir, insanlık kendini kaybetmiş olabilir, herkes kendi ışığını yaktığında gün ağarmaya başlayacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Biz bu sarsıntıda birbirimize tutunarak ayakta kalabiliriz. Saldırganların başlarına bomba yağdırdığı çocuklara vicdan borcunuz vardır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Ödemekten kaçınacak mısınız?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Alışmayacağız, kanıksamayacağız ve her şeye rağmen&nbsp;<strong>insan kalmakta direneceğiz.</strong>&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Çünkü umut, bir başkasının acısını dindirmek için uzattığımız o elde yaşıyor.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:30:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ VE YATAR ÜCRETİ</title>
                <category>Şafak Aydın</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/arac-mahrumiyet-bedeli-ve-yatar-ucreti-92</link>
                <author>safakaydin@gzt23.com (Şafak Aydın)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/arac-mahrumiyet-bedeli-ve-yatar-ucreti-92</guid>
                <description><![CDATA[ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ VE YATAR ÜCRETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;HAK KAYIPLARINA DİKKAT!</strong></p>

<p>Trafik kazaları sonrasında araç sahiplerinin en çok karşılaştığı sorunlardan biri, araçlarının onarım süresince kullanılamaması nedeniyle yaşadıkları mağduriyettir. Bu noktada “araç mahrumiyet bedeli” ve “yatar ücreti” kavramları önem kazanmaktadır.</p>

<p>Araç mahrumiyet bedeli, kazada kusurlu olan tarafın, mağdurun aracını kullanamadığı süre boyunca uğradığı zararı karşılamakla yükümlü olduğu bir tazminat türüdür. Yani araç sahibi, aracı tamirde olduğu sürede ulaşım ihtiyacını farklı yollarla karşılamak zorunda kalırsa, bu süreçte oluşan makul giderleri talep edebilir. Bu bedel hesaplanırken aracın sınıfı, kullanım amacı ve onarım süresi dikkate alınır.</p>

<p>Yatar ücreti ise genellikle ticari araçlar için söz konusu olur. Özellikle taksi, servis veya yük taşıyan araçlar kazadan sonra çalışamadıkları her gün için gelir kaybına uğrar. İşte bu kayıp “yatar ücreti” olarak adlandırılır ve kusurlu taraftan talep edilebilir. Ancak burada önemli olan, aracın gerçekten gelir getirici bir faaliyet içinde kullanıldığının ispat edilmesidir.</p>

<p>Uygulamada en sık yapılan hatalardan biri, araç sahiplerinin bu haklardan haberdar olmaması ya da talep sürecini doğru yönetememesidir. Sigorta şirketleri çoğu zaman yalnızca araç hasarını karşılamakta, kullanım kaybına ilişkin talepler ise ayrıca ileri sürülmediği sürece göz ardı edilebilmektedir.</p>

<p>Bu nedenle kazaya karışan araç sahiplerinin, onarım süresini belgelemeleri, gerekiyorsa ikame araç kiralama faturalarını saklamaları ve destek almaları büyük önem taşır. Aksi halde ciddi maddi kayıplar yaşanabilir.</p>

<p>Sonuç olarak, araç mahrumiyet bedeli ve yatar ücreti, trafik kazaları sonrası mağduriyetin giderilmesinde önemli hukuki haklardır.</p>

<p>Bu hakların bilinmesi ve zamanında talep edilmesi, vatandaşların zararlarının tam olarak karşılanabilmesi açısından kritik rol oynamaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 18:02:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2023/11/safak-ozdemir-1698915825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BÖLGESEL SAVAŞ</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bolgesel-savas-91</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bolgesel-savas-91</guid>
                <description><![CDATA[BÖLGESEL SAVAŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Dünya siyaseti hiçbir zaman görünen yüzünden ibaret olmadı. Her büyük olayın arkasında hesaplar, çıkar dengeleri ve güç mücadeleleri vardır. Bugün Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler de tam olarak böylesi bir tablonun yansımasıdır. Küresel siyaset artık yalnızca diplomasi masalarında değil, sahada ve sıcak çatışmaların gölgesinde şekilleniyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Son günlerde dünya kamuoyunu sarsan en önemli gelişme, İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in ölümüne ilişkin haberler oldu. ABD ve İsrail’in ortak operasyonu iddiaları, meseleyi sıradan bir lider değişiminin çok ötesine taşıdı. Bu gelişme, sadece İran’ın iç dengelerini değil, Orta Doğu’nun güç mimarisini de kökten sarsabilecek bir kırılmaya işaret ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Ancak meseleye yalnızca askeri boyutuyla bakmak büyük resmi kaçırmak olur. Çünkü bu tür operasyonlar, çoğu zaman görünen gerekçelerin ötesinde derin stratejik hesaplara dayanır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Soğuk Savaş sonrası dönemde tek kutuplu dünya düzeninin lideri olan ABD, yükselen Çin ve yeniden güç kazanan Rusya karşısında küresel üstünlüğünü koruma çabasında. İran, bu büyük rekabette yalnızca bir ülke değil; aynı zamanda Çin’in enerji güvenliği açısından kritik bir ortak, Rusya’nın bölgesel denge siyasetinde önemli bir dayanak noktasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Dolayısıyla İran’a yönelik her askeri ya da siyasi hamle, aslında Pekin ve Moskova’ya verilen dolaylı bir mesaj niteliği taşır. Enerji geçiş yolları, ticaret koridorları ve stratejik boğazlar üzerindeki kontrol mücadelesi, bu satranç tahtasının temel hamleleridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Jeopolitiğin en sert gerçeklerinden biri şudur: Enerjiye hâkim olan, siyasete yön verir. Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktaları, küresel petrol ticaretinin can damarlarıdır. İran’ın bu bölgedeki etkisi, onu yalnızca bölgesel değil küresel bir aktör hâline getiriyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">ABD’nin enerji politikalarını çeşitlendirmesi, Venezuela gibi alternatif kaynaklara yönelmesi, İran üzerindeki baskının yalnızca ideolojik değil ekonomik temellere de dayandığını gösteriyor. Bu nedenle yaşananları sadece “sıcak savaş” başlığıyla okumak eksik kalır; asıl mücadele enerji ve ekonomik hegemonya üzerindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu denklemde Türkiye’nin yeri son derece stratejiktir. Avrupa ile Asya’nın, Orta Doğu ile Avrasya’nın kesişim noktasında bulunan Türkiye, enerji hatlarının ve ticaret yollarının merkezinde yer alıyor. Orta Doğu’da yaşanacak her büyük kırılma, Türkiye’yi doğrudan etkiler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu yüzden Türkiye’nin izlediği denge politikası, bir tercih değil zorunluluktur. Küresel güçler arasındaki rekabette soğukkanlı ve çok boyutlu bir diplomasi yürütmek, hem ekonomik istikrar hem de ulusal güvenlik açısından hayati önemdedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">ABD ile İran arasında yaşanan bu açık gerilim, yalnızca iki ülke arasındaki bir çatışma değildir. Lübnan’dan Suriye’ye, Irak’tan Körfez’e kadar geniş bir coğrafyada dalga etkisi yaratmaktadır. Enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, artan güvenlik riskleri ve diplomatik belirsizlik, küresel ekonomiyi de doğrudan etkilemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Dünya yeni bir güç dengesine doğru ilerliyor. Bu süreçte liderlerin değişmesi kadar, güç ilişkilerinin yeniden biçimlenmesi de belirleyici olacak. Orta Doğu ise bir kez daha küresel hegemonya mücadelesinin merkez üssü hâline gelmiş durumda.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Perde arkasını okumadan yapılan her analiz eksik kalır. Çünkü küresel siyasette görünen hamleler kadar, görünmeyen hesaplar da belirleyicidir. Ve bugün yaşananlar, yeni bir dünya düzeninin sancılı doğum sürecine işaret ediyor.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 16:45:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜVEN KRİZİ</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/guven-krizi-90</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/guven-krizi-90</guid>
                <description><![CDATA[GÜVEN KRİZİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Geçtiğimiz hafta, yıllardır görmediğim birkaç dostla bir araya geldik. Sohbet derinleşti, samimiyet arttı, konu döndü dolaştı, insan ilişkilerinin sancılı yanlarına geldi. İçimizden biri birden sordu;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><em><span style="color:black">“Sence bir insanın sana hainlik ettiğini nasıl anlarsın?”</span></em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bir an durdum. Duygularımda dalgalanma oldu. Çünkü bu soru sadece bir merak sorusu değil; herkesin bir gün kendine sorduğu, hatta cevabını geç bulduğu bir hayal kırıklığıydı.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Sonra şu cümle döküldü dudaklarımdan</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><em><span style="color:black">“Seni sürekli yüzüne karşı öven kişiden sakın. Hain, övgüyle gelir.”</span></em></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Modern zamanların garip bir huyu var: Gerçeklikten çok imaj ön planda. İnsanlar artık nasıl göründükleriyle, nasıl hissettiklerinden daha çok ilgileniyor. Ve ilişkiler de bu rüzgardan nasibini alıyor. Gülücüklerin sahte, övgülerin hesaplı olduğu bir çağda yaşıyoruz.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Her yüz gülen dost değil.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Her övgü samimiyet taşımıyor.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Her “canım kardeşim” diyen, sana kardeşlik etmiyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bir insan seni her gördüğünde göklere çıkarıyorsa, her sözünde seni kusursuz gösteriyorsa. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Dikkat et.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Çünkü ölçüsüz övgü, çoğu zaman ya bir menfaatin habercisidir ya da bir ihanete zemin hazırlayan rüşvet.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Gerçek dost seni şişirmez, seni dengede tutar.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Yere düşmemen için seni uyarır, gerekirse kırar ama yıkmaz.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ve en önemlisi, seni arkandan da savunur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ne yazık ki artık insanlar, yüz yüze geldiklerinde başkayken, arkalarını döndüklerinde bambaşka olabiliyorlar.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Seninleyken seni öven, senden ayrıldıktan sonra seni yerin dibine sokan insanlar çoğaldı.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bu, sadece bir karakter sorunu değil; bu, bir güven krizi.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bir toplumun ahlaki pusulası bozulduğunda, ilişkiler de yönünü kaybeder.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Hain, övgüyle gelir dememin sebebi de tam burada gizli.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Çünkü hain kişi seni en zayıf yerinden vurmak için önce seni şımartır, seni kandırır, seni kendine alıştırır.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Sana öyle bir ayna tutar ki, kendini olduğundan başka bir yerde, başka bir değerde sanırsın.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ve sonra tam da en savunmasız anında, bir darbeyle seni yüzüstü bırakır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Gerçek dost azdır.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ama varsa, hazinedir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Gerçek dost;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">– Seni sen olduğun için sever,</span><br />
<span style="color:#353535">– Sana hatanı söyler,</span><br />
<span style="color:#353535">– Gerektiğinde seni uyarır,</span><br />
<span style="color:#353535">– Ama hiçbir zaman seni yarı yolda bırakmaz.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Yüzüne karşı eleştirir ama arkandan över.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Senin yokluğunda seni savunur, adını korur, onurunu düşünür.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Çünkü onun derdi senin iyiliğindir, senin başarındır, senin doğruluğundur.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bir dost, senin hayatına dürüstlük katıyorsa;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">bir hain, seni o dürüstlükten uzaklaştırır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bugün herkes alkış istiyor ama kimse eleştiri duymak istemiyor.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Oysa insanı büyüten, geliştiren, yücelten; ne şatafatlı övgülerdir, ne yersiz methiyelerdir.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">İnsanı yücelten şey, yapıcı bir uyarı, samimi bir dostun dürüst bir sözüdür.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Artık dostluklar da tıpkı sosyal medya profilleri gibi filtreli.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Gerçek yüzleri görmek istiyorsan, insanların ne dediğine değil, ne yaptığına bak.</span><br />
<span style="color:#353535">Sana değil, senin arkandan söylediklerine kulak kabart.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ve asla unutma;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Yüzüne sürekli övgü döken kişi, çoğu zaman arkandan zehir akıtandır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Gerçek dost ise; seni yüzüne karşı uyarır, arkandan ise sana dua eder.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Bu çağda herkes&nbsp;</span><em><span style="color:black">“iyi”</span></em><span style="color:#353535">&nbsp;görünmek istiyor.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ama&nbsp;</span><em><span style="color:black">“iyi olmak”</span></em><span style="color:#353535">&nbsp;cesaret ister.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Sen sen ol, görünüşe değil, özü doğru olana yaslan.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Dostunu seçerken sesi güzel olana değil, yüreği temiz olana kulak ver.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Çünkü bu kirli çağda hâlâ tertemiz kalabilen insanlar var.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#353535">Ve onları bulduğunda, sakın bırakma.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Feb 2026 23:11:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖKYÜZÜM AY YILDIZ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/gokyuzum-ay-yildiz-89</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/gokyuzum-ay-yildiz-89</guid>
                <description><![CDATA[GÖKYÜZÜM AY YILDIZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir elim goncagülleri tutarken bir elim babamın emniyetindeydi, öğretmenimle tanışmak için yürürken okulun yanında bulunan şehitlik dikkatimi çekti, şehitliğin içinde dalgalanan ay yıldızlı bayrağın dalgalanan sesi ile birlikte adımlarımız sıklaştı, nihayet okul bahçesine girdik öğretmenim bize doğru gelirken babamın bir adım gerisinde öğretmenime Goncagülleri uzattım, öğretmenim yüzüme gülümsedi, başımı göğe doğru çevirdim &nbsp;dalgalanan bayrağı gördüm bu bayrak daha büyüktü, hayran hayran bayrağa bakarken öğretmenim babama merak etmeyin diyordu o bize emanet, kendimi güvende hissettim….</p>

<p>Üniversiteye kayıt yapmaya gittiğim gün yorulmuştum, hem kayıt sırası &nbsp; beklemiştim hem de dört yıl bana yuva olacak şehri biraz tanımak istemiştim, kampüste salkım saçak yürürken bayrağımızın sesini duydum ve ona doğru yürüdüm sonra gökyüzüne baktım rüzgârın da etkisiyle daha güçlü dalgalanıyordu, oturdum bir süre öylece onu izledim, yabancı hissetmedim kendimi, yalnızdım ama yabancı değildim, elimde üniversitenin verdiği kayıt belgeleriyle birlikte tekrardan yola düştüm…</p>

<p>Öğretmenliğimin ilk döneminde görev yaptığım şehirde yürüyordum, kafamda bin bir düşünce ile yürüyor belirsizliğin ortasında yönümü bulmaya çalışıyordum bir kız çocuğu uzun altın sarısı saçlarıyla bana doğru döndü, elinde Türk Bayrağını bana doğru salladı ve gülümsedi, birden tanıdık oldu şehir, yolumu buldum…</p>

<p>Bayrak vatandır, Bayrak yuvadır, Bayrak bir milletin kanıyla canıyla verdiği mücadelenin ispatıdır,,..</p>

<p>Sana benim gözümle bakmayanın<br />
Mezarını kazacağım.<br />
Seni selâmlamadan uçan kuşun<br />
Yuvasını bozacağım.</p>

<p>Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...<br />
Gölgende bana da, bana da yer ver.<br />
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar:<br />
Yurda ay yıldızın ışığı yeter. &nbsp;Arif Nihat Asya</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 22 Jan 2026 16:09:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>2026’DAN MUCİZE BEKLEMİYORUZ</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/2026dan-mucize-beklemiyoruz-88</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/2026dan-mucize-beklemiyoruz-88</guid>
                <description><![CDATA[2026’DAN MUCİZE BEKLEMİYORUZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Yeni bir yıla girdik.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Takvimler değişiyor, rakamlar yenileniyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Ama asıl soru şu:&nbsp;<strong>İnsanlık da değişiyor mu?</strong></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Dünyanın birçok yerinde hâlâ savaşlar var.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Masum insanlar, çocuklar, kadınlar bedel ödüyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Silahlar konuşurken vicdanlar susuyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">Oysa insanlık, artık gücün değil adaletin; çıkarın değil merhametin egemen olduğu bir yılı hak ediyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2e2e2e">2026 yılı; savaşların sona erdiği, barışın sınırları aştığı, insanın insana yabancı olmadığı bir yıl olsun.</span></span><br />
<span style="color:#2e2e2e"><span style="background-color:white">Türkiye’miz; birliğini, kardeşliğini ve dayanışmasını daha da güçlendirsin.</span><br />
<span style="background-color:white">Refahın, huzurun ve mutluluğun hâkim olduğu yarınlara yürüsün.</span></span><br />
<span style="color:#2e2e2e"><span style="background-color:white">Yeni yıl; insana insan olduğu için değer verilen, farklılıkların ayrıştırmadığı, umutların yeniden filizlendiği bir zaman olsun.</span></span><br />
<span style="color:#2e2e2e"><span style="background-color:white">Takvim yapraklarıyla birlikte, <strong>vicdanlar da değişsin.</strong></span></span><br />
<span style="color:#2e2e2e"><span style="background-color:white">2026; ülkemize, adamıza ve tüm insanlığa <strong>Hayırlı, uğurlu, barış dolu</strong>&nbsp;olsun.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">2026’ya dair beklentim, duam, çabam ve gayretim şudur: Allah, bizlere yeniden&nbsp;<strong>dua etmeye yeltenecek taze bir heves,</strong><strong>&nbsp;</strong>yaşadıklarımızın boşa gitmediğini hissettirecek bir&nbsp;<strong>gönül ferahlığı</strong>&nbsp;versin. Henüz farkında olmadığımız, nefsani bir üşengeçlikle ertelediğimiz ama muhakkak ihtiyaç duyacağımız duaları bize hayırla hatırlatsın. İdrakini, gücünü, sabrını ve kolaylığını eksik etmesin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu duayla girdik yeni yıla. Çünkü artık biliyoruz:&nbsp;<strong>Takvim değişiyor ama insan değişmiyorsa, yeni yıl sadece eski alışkanlıkların devamı oluyor.</strong>&nbsp;<strong>Asıl mesele, takvim yaprağını değil,&nbsp;<strong>vicdanı çevirebilmek.</strong></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu yıl kaç kez kendimize ihanet ettik?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Kaç kez doğruyu bildiğimiz hâlde susmayı seçtik?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Başkalarının alkışını kaybetmemek için, dışlanmamak için, konforumuz bozulmasın diye &nbsp;&nbsp;kendi doğrularımızdan kaç kez vazgeçtik?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Biz çoğu zaman ihaneti büyük kırılmalarda arıyoruz. Oysa<strong>&nbsp;</strong><strong>vicdan, küçük kaçışları da affetmez.</strong>&nbsp;Çünkü vicdanın terazisi hassastır; üzerine koyduğumuz her yalan, her erteleme, her&nbsp;<strong>“</strong><strong>mış gibi yapma</strong><strong>”</strong>&nbsp;o terazinin dengesini bozar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Geçtiğimiz yıla dönüp baktığımızda, acıyı çoğu zaman uzakta aradığımızı fark ediyoruz. Oysa&nbsp;<strong>asıl sınav, hemen yanı başımızda yaşananlarla başlar.</strong>&nbsp;Sessiz çığlıklar çok uzakta değildi; biz kulaklarımızı kapatmayı tercih ettik. Çünkü&nbsp;<strong>görmek sorumluluk ister, duymak yük almayı gerektirir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Vicdani muhasebe, insanın kendini temize çekmesi değildir. Aksine,&nbsp;<strong>kendini suç mahalline geri götürmesidir.</strong>&nbsp;“Biz ne yaptık?” sorusu yetmez. Asıl yakıcı olan şudur:&nbsp;<strong>“Biz neyi yapabilirdik de yapmadık?”</strong>&nbsp;Bir cümle kurabilirdik, bir adım atabilirdik, bir haksızlık karşısında durabilirdik. Yapmadık. Çünkü sırası değildi. Çünkü risk almak istemedik.&nbsp;<strong>Çünkü alıştık.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Toplumlar bir anda çökmez. Küçük tavizlerle yıpranır. “Bir şey olmazlarla başlar her şey.&nbsp;<strong>Herkes böyle yapıyor” diyerek sürer</strong><strong>.</strong>&nbsp;Biz çoğu zaman kötülüğün tarafında durmayız; ama&nbsp;<strong>susarak ona alan açarız.</strong>&nbsp;Ve her suskunluk, vicdan hanesine yazılan sessiz bir eksidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Yeni bir yıla girerken, 2026’dan mucize beklemiyoruz. Büyük sözler de etmiyoruz. Ama şunu biliyoruz: Belki bu gece başımızı yastığa mutlu koymayacağız. Ama&nbsp;<strong>dürüst koyabiliriz.</strong>&nbsp;Ve bu, yeni yıl için yapabileceğimiz en doğru başlangıç olabilir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 Jan 2026 13:36:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RUHUN ESKİ ELBİSELERLE YENİ DANSI</title>
                <category>Elif Ravza Kılıç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ruhun-eski-elbiselerle-yeni-dansi-87</link>
                <author>elifravzakilic@gzt23.com (Elif Ravza Kılıç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ruhun-eski-elbiselerle-yeni-dansi-87</guid>
                <description><![CDATA[RUHUN ESKİ ELBİSELERLE YENİ DANSI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba sevgili okur,</p>

<p>O gün yeniden geldi. Takvim yaprakları üzerimize konfeti gibi saçılmaya hazırlanırken, dışarıdaki gürültüyü bir kenara bırakıp seninle biraz içeriyi konuşmak istiyorum. Bir psikolog olarak her yıl bu zamanlar hemen hemen aynı fısıltıyı duyarım:<br />
“Yeni yıl… Bu sefer her şey çok farklı olacak.”</p>

<p>Ama gel dürüst olalım. Düşündün mü ? Takvim yaprakları değişince biz neden değişmiyoruz?<br />
Neden yeni yılın ilk sabahına uyandığımızda, kapının önüne bıraktığımızı sandığımız o eski ben, yastığımızın kenarında bize tanıdık bir tebessümle bakıyor?</p>

<p>Aslında cevabı çok basit, beynimizin muazzam ama bazen bize ayak bağı olan çalışma sistemimiz. Buna “homeostazi” diyoruz: Ruhun ve bedenin bildiği hâli koruma isteği. Beynimiz tam bir konfor düşkünüdür. Yıllardır yürüdüğümüz nöral yollar, asfaltı çatlamış da olsa bildiğimiz otoyollara benzer.<br />
Bizi yorsa da, mutsuz etse de tanıdıktır.<br />
Ve tanıdık olan şey, beyin için her zaman daha güvenlidir.</p>

<p>Bu yüzden bazen tanıdık bir mutsuzluk, yabancı bir mutluluktan daha sıcak gelir insana. Ruh, kendisini sıkacağını bildiği eski elbisenin içinde; hiç tanımadığı bir özgürlükten daha az üşür.</p>

<p>Değişemeyişimizin bir diğer nedeni ise içimizdeki o kırgın çocuktur. Ona sert bir sesle, askeri bir disiplinle “Yeni yılda daha çok çalışacağız, daha az yiyeceğiz, daha güçlü olacağız!” dedikçe, köşeye çekilir ve sessizce sorar: “Beni yine mi zorlayacaksın?”</p>

<p>1 Ocak’ta başlayıp 15 Ocak’ta yarım kalan hevesler, bir irade eksikliği değildir. Çoğu zaman bu, şefkat açlığıdır. Çünkü değişim; kendimize bağırarak değil, ancak kendimizi sevgiyle ikna ettiğimizde mümkün olur.</p>

<p>Bu yıl senden küçük bir ricam var:<br />
Lütfen o devasa, gerçekçi olmayan “yapılacaklar listesi”ni yırtıp at.<br />
Onun yerine kendine küçük ve gerçekten yapabileceğin bir alan aç.</p>

<p>Geçen yıl en çok hangi duyguyu cebinde taşıdın?<br />
O duyguyu bir eşya gibi hayal et. Bu adını koyduğun duyguyu yeni evinin salonuna mı koyarsın, yoksa eski evin tozlu tavan arasında mı bırakırsın?<br />
Unutma; bir evi güzelleştirmek için yeni eşyalar almadan önce, çürümüş olanları kapının önüne bırakmak gerek.</p>

<p>Değerli okur,<br />
Yıllar içinde öğrendiğim en büyük hakikat şudur:<br />
İnsan, yalnızca canı çok yandığında değil; kendini olduğu hâliyle kabul etmeye cesaret ettiğinde değişir. Takvimin değişmesi bir doğa olayıdır.Ama kendine bakışını değiştirmek bir yeniden doğuştur.</p>

<p>Bu gece saatler tam 00.00’ı gösterdiğinde, dünya bir saniyeliğine duracak. O saniyede kendine şunu fısılda:<br />
“Geçmişin hayaletlerini yeni yılın misafiri yapmak zorunda değilim.”</p>

<p>Çünkü hayat; sen takvimi değiştirdiğinde ya da kendine verdiğin bayat sözleri tuttuğunda değil…<br />
Sadece kendine sarılmaya karar verdiğin o anda gerçekten başlar.</p>

<p>Yeni yılda; seni sen yapan yanlarınla barıştığın, kendine daha az yüklenip daha çok gülümsediğin, ruhunun en çok ihtiyaç duyduğu şifayı kendi ellerinle kendine verdiğin bir yolculuk diliyorum.<br />
Takvimin eskimesine aldırma.<br />
Yeter ki sen, kendi yeninle tanış.</p>

<p>Sevgilerimle,<br />
Mutlu yıllar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:37:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/11/elif-ravza-kilic-1763121112.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAR SENFONİSİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kar-senfonisi-86</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kar-senfonisi-86</guid>
                <description><![CDATA[KAR SENFONİSİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hoş geldin 2026, sevinçlerle üzüntülerle kırgınlıklarla yaşamın olmazsa olmazlarıyla bir yılı daha geride bıraktık, yeni yıl valizimize bolca beklenti yükledik, sevdiklerimize mesajlarımızı iyi dileklerle süsledik, eskisi gibi bir zarfa simli yılbaşı kartlarını koyup zarfı katlarken zarfın günler sürecek yolculuğunu beklemiyoruz artık, bizi noel babaya inandıran zihniyeti çoktan sildik, geyik arabasıyla yıldızların arasından geçip &nbsp; gelen noel babadan bacamızdan içeriye hediye gelmeyecek uyandık bunun farkındayız, biz &nbsp;kaderimizi güzelleştirecek dualarla özümüze yabancı değiliz.&nbsp;</p>

<p><br />
Çocukluğumuzda şömineli sobaların etrafında karı izlerken, bir taraftan kardan adam yapmak &nbsp;için bir havuç, gözleri için iki kömür ve çocukluk bu ya &nbsp;üşümesin diye rengarenk atkı hazırlardık, güneşle birlikte yok olmasın diye her gece gökyüzüne bakardık…<br />
Bir tanesi diğerine benzemeyen eşsiz kar taneleri en büyük mucize bana göre, kainatın eşsizlik üzerine kurulduğu düzenin ispatlarından yalnızca biri, tıpkı bizi biz yapan parmak izimiz gibi..</p>

<p><br />
Yere düşer düşmez aynılaşan kar taneleri, altında buzu saklarken bize tecrübenin önemini anlatır, o güzel çocuk koşar durur ta ki karın altında sakladığı buzun farkında olacağı belkide yere düşerek hayatı öğreneceği işte o an tecrübenin tanımını yapabilir…</p>

<p><br />
Erzurum’da üniversite eğitimimi tamamladım, karlar şehrinde yürümek , eksi kırklarda elimizde defter başımızda bere sabah sekiz dersine yetişme telaşımızla yollardaydık, çatılardan aşağı sarkan buzların altında yürürken hayatını kaybeden insanlar vardı, dolayısıyla kaldırımlar buzların, caddeler araçlarındı, kıyıda köşede açtığımız yollarda fakültemize yürürdük, kampüsümüz bir başka güzel olurdu, ağaçlar beyazı tutarken dallarında rüzgarla birleşince donardı kirpiklerimiz ,eldivenden kalemlerimiz vardı öğrenci çantalarında, o kadar gençti ki adımlar hangi kar engelleyebilirdi ki aşkla yola düşmüş bu gençleri, sessizdi şehir kar sessizliğine bürünmüş kulakları ses dalgalarına sağırlaştırmıştı, yeri acımasız kayganlıkta işleyen kar yeryüzüne inerken ise öylesine nahif, öğrencilerin saçlarına tane tane düşerdi incitmeden tellerini, toka olurdu bu güzel yüzlere , bazen eller tutamazdı şemsiyelerini, akşam soğuğu dizleri bir bıçak gibi kesmeye and içmişti sanki, her adımda kıvrılmadan alınan yolu bacaklar bir damarda biriktirirdi dondurarak anıları, yıllar sonra çözülebilsin diye belkide, genç şair adayları soğukta olsa ilhamın emrine boyun eğerdi, kar fırtınalarını dizeleriyle engellemeye çalışırlardı, zordu yürümek buzlu yollarda eksilerin insafsızlığında zordu bir kitabı elde tutabilmek, bazıları koltuğunun altına, bazıları çantalarının bir kenarına zorla sıkıştırırlardı kitapları, karlar ülkesiydi bu şehir yürümek yürek isterdi, yürüyemeyenler açmadıkları valizleriyle çoktan dönüş yolunu seçmişlerdi, bazen gökyüzü maviliğini beyaza bırakıyordu yer ve gök tek renkle kaybediyordu ilmin genç yolcularını…</p>

<p>Biliyorduk bir gün bitecekti bu senfoni…</p>

<p><br />
Yahya Kemal Beyatlı’nın Kar Musikisi şiirinde dediği gibi;<br />
Bin yıldan uzun bir gecenin bestesidir bu<br />
Bin yıl sürecek zannedilen kar sesidir bu<br />
Bir kuytu manastırda dualar gibi gamlı<br />
Yüzlerce ağızdan koro halinde devamlı<br />
Zihnim bu şehirden bu devirden çok uzakta<br />
Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plâkda<br />
……………</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Jan 2026 19:34:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SESSİZ TÜKENMİŞLİĞİN EŞİĞİNDE</title>
                <category>Selin Saydam Demir</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/sessiz-tukenmisligin-esiginde-85</link>
                <author>selinsaydam@gzt23.com (Selin Saydam Demir)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/sessiz-tukenmisligin-esiginde-85</guid>
                <description><![CDATA[SESSİZ TÜKENMİŞLİĞİN EŞİĞİNDE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhabalar;<br />
Yıllardır sosyal medya mecralarında kısa yazılarımla siz değerli takipçilerime bazı konularda profesyonel anlamda rehberlik etmeye çalıştım. Bundan böyle, GZT23 ailesiyle birlikte bu paylaşımlarımı daha düzenli ve kapsamlı bir şekilde sürdüreceğim.</p>

<p><br />
Üniversite eğitimimi Psikolojik Danışmanlık alanında tamamladıktan sonra, Türkiye’de aktif olarak kullanılan birçok terapi yaklaşımı üzerine kapsamlı eğitimler aldım. EMDR, Bilişsel Davranışçı Terapi, Aile ve Çift Terapisi, Cinsel Terapi, Çözüm Odaklı Terapi, Kabul ve Kararlılık Terapisi ve Şema Terapi bu eğitimlerden bazılarıdır. Meslekte 10 yılı aşkın süredir, kendi danışmanlık merkezimde yetişkin ve çift terapileri alanında aktif olarak çalışmalarıma devam ediyorum.</p>

<p><em><strong>Neden bu kadar yorgunum?</strong></em><br />
Son yıllarda etrafımdan en çok duyduğum cümle şu: “Neden bu kadar yorgunum?”<br />
Bu soru aslında hepimizin ortak bir haline dönüştü. İlginç olan şu ki; çoğu zaman bedenimizden çok zihnimiz yoruluyor. Çünkü gün içinde “küçük” diye önemsemediğimiz stresler, üst üste biriktiğinde fark etmeden bizi tüketiyor. Bu nedenle psikolojide buna “sessiz tükenmişlik” deniyor.<br />
Hayat bizi sürekli daha hızlı olmaya zorluyor. Koşturmanın, anında yetişmenin, hiç durmadan üretmenin ödüllendirildiği bir çağdayız. Oysa zihnin ihtiyacı çoğu zaman bunun tam tersi: yavaşlamak.<br />
Gün içinde telefonu birkaç dakikalığına bir kenara bırakıp derin bir nefes almak…<br />
Sakince bir kahve içmek…<br />
Kısa bir yürüyüşle bedenimizi hafifletmek…<br />
İyi gelen biriyle iki dakikalık bir sohbet etmek…<br />
Sevdiğimiz bir müziğin içinde kaybolmak…<br />
Basit gibi görünen bu küçük molalar, aslında stresin üzerimizdeki etkisini belirgin biçimde azaltıyor. Çünkü insan, kendi ritmini bulduğunda güçleniyor; koşuşturmanın değil, farkındalığın içinde iyileşiyor.<br />
Bir diğer sessiz sorun ise duygularımızı sürekli ertelemek. “Şimdi sırası değil” diyerek üzerini kapattığımız her duygu, zamanla daha ağır bir yük haline geliyor. Oysa insanın en temel ihtiyaçlarından biri, hissettiğini fark etmek ve o duyguya bir isim verebilmektir.<br />
Bastırdığımız her his, bir gün daha büyük bir kapıdan geri dönüyor.<br />
Bugün kendimize küçük bir soru sormayı deneyelim:<br />
<strong>“Gerçekten nasılım?”</strong><br />
Belki de iyileşmenin başlangıcı, sadece bu soruya dürüstçe verdiğimiz sade bir cevapta saklıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 13:12:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/12/selin-saydam-1765188710.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AH ÖĞRETMENİM CANIM BENİM</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ah-ogretmenim-canim-benim-84</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ah-ogretmenim-canim-benim-84</guid>
                <description><![CDATA[AH ÖĞRETMENİM CANIM BENİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>O kadar soylu meslekler vardır ki bunları para için yapamazsınız; savaşçılık mesleği böyledir, öğretmenlik mesleği böyledir ve çocuklara öğretilecek yalnızca bir bilim&nbsp;vardır, o da insan görevlerinin bilimidir. (J.J.Rousseau)&nbsp;</p>

<p>Demişti Rousseau, çok haklı, para için öğretmenlik yapamazsınız, çünkü bana göre öğretmenlik mesleğinin değerini ölçemezsiniz, her anını öğrenciye adayan, onların sorunlarıyla, sorularıyla teneffüslerinde yemek aralarında ilgilenen onları hayata döndüren hayatı sevdiren kahraman öğretmenlerin hakkı ödenebilir mi …?<br />
Tarihte iz bırakmış bir çağı kapatıp yeni bir çağı başlatan insanların ellerini tutan hocaları olmuştur, yedi dil bilen, çok yönlü yetişen padişahlar, hocalarının yanına büyük bir saygı ile yaklaşmış, onların yanından &nbsp; yine büyük bir saygıyla ayrılmışlardır.<br />
Mustafa Kemal Atatürk , &nbsp;savaşların arasında maarif kongresini toplamış, öğretmenlerle tek tek tokalaşmıştır, bir vekilin maaşı öğretmen maaşından daha fazla olamaz diyerek öğretmenin hem konumuna hem de olması gereken ekonomik refaha dikkat çekmiştir…<br />
Bundan altmış yetmiş yıl önce köye atanan bir öğretmenin elinden valizi alınır, evlerde misafir edilir, okula kadar çantası taşınırdı, köyün ışığı olarak görülen öğretmenin kalemi baş üstüne konurdu..<br />
Geleneksel eğitimi tartıştık, çağdaş eğitime kucak açtık yapılandırmacı eğitim felsefesinin altına imza attık, maarif modelli planları dosyalarımıza kaydettik…<br />
Peki neyi ihmal ettik, &nbsp;her şey öğrenciden yanayken onun iyi ve travmasız yetişmesi aileler ve eğitim camiası için elzemken, &nbsp;öğretmenin halini hatrını sorduk mu…<br />
Ankara’da bir Anadolu lisesinde öğretmenleriyle dalga geçmeye çalışan sosyal medyada viral olan videoyu sonuna kadar izleyemedi öğretmenler, öğretmenin şahsına, yaşına…vs. &nbsp;yapılan saldırı cezasız kalmamalı elbette bu ceza öyle caydırıcı olmalıki emsal teşkil etmeli…<br />
Okullarda öğrencilerin ukala tavırları ile yaptıkları saygısızlık ve akran zorbalığı önlem alınmazsa daha da büyüyecek, telafisi olmayacak …<br />
Elinde kitap, üzerinde önlük, elinde bir bardak çay, çayından bir yudum almadan bir taraftan veli bir taraftan soru, bir taraftan nöbet, yorgun argın koridorlarda ilimle müebbet…<br />
İlkokuldayken sıkça söylediğimiz bir şarkı vardı, öğretmenim öğretmenim seni ben pek çok pek çok severim beni okut bana öğret ve nihayet yurda yarar bir insan et…<br />
Öğretmenim nasılsın?<br />
Ve çocuklara öğretilecek yalnızca bir bilim&nbsp;<br />
vardır, o da insan görevlerinin bilimidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 11:50:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/hayat-kisa-kuslar-ucuyor-83</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/hayat-kisa-kuslar-ucuyor-83</guid>
                <description><![CDATA[HAYAT KISA KUŞLAR UÇUYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hayatta bazen anlam veremeyeceğiniz zamanlar yaşanır. Bir türlü bir kalıba sığdıramazsınız. Hiçbir kelime üstlenmek istemez o boşluğun doldurulamaz manasını. Ama tabiri her lisanda birdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Ölüm…</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bu gün, yaşadığım çevrede bir amca tattı bu gerçeği. Kim bilir belki sabah kalkıp doldurduğu çay bardağı öylece soğudu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Ya da gece içmek için su doldurduğu su bardağı hala tezgahın üzerinde, akşam yatarken kapattığı televizyonun kumandası öylece duruyor kanepenin üzerinde. Belki de ay sonunu bekliyordu. Maaşını alıp gidip bir lokantaya en sevdiği yemeği yemek için. Belki de baş ucunda sehpanın üzerindeki üç yıl önce kaybettiği eşinin fotoğrafına son kez bakıyordu, belkide bakarken bir damla yaş süzüldü göz pınarlarından. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Acaba aklında ne vardı ertesi gün yapacaklarımı yoksa yıllar önce kaybettiği eşinin sureti mi?</span></span><br />
<br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hangisinde saklıydı yaşamın gerçek yüzü...</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Gündelik telâşlar mı, yoksa ömürlük bir sima mı? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Artık bir daha bahar gelmeyecek artık, evinin önünü bir daha ekip dikemeyecek artık, tüm çay bardakları buz gibi olacak ve bir daha o dudaklara değemeyecek artık, tüm sonralar şimdiler maziler bir avuç toprağa gömülüp gidecek.. Zaman, akıp gitsede ölüm gerçeği hep peşimizde olacak. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Ertelediklerimiz, yarım bıraktığımız işler, yapmak zorunda olduklarımız.. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bunlar hiç bitmeyecek taki zamanda nefeste bitene kadar, 'taki son elveda bir avuç toprakla üzerimize düşene kadar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Daha kaç defa ertelemeliyiz yapmak istediklemizi, daha kaç kişiye sevdiğimiz söylemek yerine susmalıyız, daha kaç ömür harcamalıyız mutlu olmak, durup dururken gülmek için. İlla bir sebep mi olmalı gülümsemek için sırf etrafımızdaki insanlar niye gülüyorsun dediklerinde afilli bir cevap mı vermeliyiz? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hayata gülüyorum, diyemezmiyiz. Böyle bir hakkımız yok mu ? Kim aldı bizim içimizdeki heyecanımızı, kim söndürdü kahkahalarımızdaki sokak lambalarımızı, kim aldı elimizden en sevdiğimiz oyuncağımızı, kim bitirdi hayata dair hislerimizi..?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bize bizden başka kim duvar ördü. Aynada gördüğümüz suretten başka kim ne yaptı bize.?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hayata bakmasını biliyorsan hele bakıp sahip oldukların ile yetinmesini mutlu olmasını, güneşin sıcaklığını hissedebiliyorsan yağmurdan sonra ki toprağın ferahlığını daha ne gerekiyor ki huzur dolu yaşamak için?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Yüksek mertebeler mi mutlu edecek seni yada afilli elbiseler havalı bir araba yada koskoca bir köşk...Maneviyatını bu maddiyat ile tok tutabilecek misin? Ne paranın hükmü vardır nede onunla sahip olunan eşyaların. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hüküm bir annenin yavrum diye seslenmesi bir kız çocuğunun babacığım diye boynuna sarılması bir dedenin içtenlikle ellerinin öpülmesinde. Hiçbir şey için üzülmeye değer mi ?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Biliyorum, ki bizim kalbimiz her şeye yeter, her mutluluğa müsait.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sahip olduklarımız, olamadıklarımız duvar örmesin mutluluğunuza. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Her an her yerde gülmeyi yüreğinizden düşürmeyin.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sizi üzen ne varsa hepsini bir torbaya sıkıştırıp çöpe atın, atamıyorsanız içinize de atmayın. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Mutlu olarak, sizi mutsuz eden her şeye içindeki sevgiyle cevap verin, kendinizden ödün vermeden onlara yol verin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Unutmayın siz bu hayata bir kere geliyorsunuz ve hayat üzüntülerle geçirilmeyecek kadar değerli. Usta şair Cemal Süreyya’ da ne güzel demiş "Hayat kısa kuşlar uçuyor ".</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hayatınızdaki mutluluk kuşu hiç eksilmesin yüreğinizden.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 11:42:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MODERN HAYATIN GÖRÜNMEYEN YORGUNLUĞU</title>
                <category>Elif Ravza Kılıç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/modern-hayatin-gorunmeyen-yorgunlugu-82</link>
                <author>elifravzakilic@gzt23.com (Elif Ravza Kılıç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/modern-hayatin-gorunmeyen-yorgunlugu-82</guid>
                <description><![CDATA[MODERN HAYATIN GÖRÜNMEYEN YORGUNLUĞU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı yorgunluklar insanın içini sessizce susturur. Fark etmezsen, bir gün kendini kendi hayatında misafir gibi hissedersin.</p>

<p>Son zamanlarda birinin halini hatrını sorduğunda sürekli aynı cümleyi duyuyorsun değil mi? “Çok yoruldum.” Ama bu yorgunluk, sadece uykusuzluk ya da ağır gelen iş yükü değil. Sanki içten içe bir yerlerin tükendiğini hissediyorsun.Modern hayatın temposu, hiç bitmeyen sorumluluklar, görünmez baskılar… Hepsi yavaş yavaş duygusal enerjini azaltıyor. Bir mesajı açmaya üşenmek, her şeyi erteleme hissi, basit bir sorumluluğun bile gözünde büyümesi, kalabalıkta sıkılmak ama yalnız kalınca da huzursuz olmak… İşte bunlar duygusal yorgunluğun günlük küçük işaretleri.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü, duygusal yorgunluğu artık küresel bir risk olarak görüyor. Çünkü bu hâl;motivasyonunu, dikkatini, stresle başa çıkma gücünü etkiliyor. Ve fiziksel yorgunluk gibi seni dinlendirecek bir uykuyla geçmiyor. Bu durumun en tehlikeli noktası ise şu: Bu hissi uzun süre yaşadığımızda, “Ben artık böyleyim” demeye başlıyoruz. Oysa bu sen değilsin; sadece uzun süredir yorulmuş bir halin. Sosyal medya baskısı, sürekli bir yerlere yetişme çabası, başarı kaygısı, ilişki yükleri… Amerikan Psikoloji Derneğinin söylediği gibi, çoğumuz “hiç dinlenmeyen bir tetikte olma hâli” ile yaşıyoruz. Böyle bir tempoda ruhun yorulması çok normal. Zihnin toparlanması için küçük ama bilinçli adımlar gerekir.</p>

<p>Peki, ne yapabilirsin?<br />
Gerçek dinlenme, aslında zihni dinlendirmektir.<br />
Bir süre ekranı kapatmak, sessiz bir 5 dakika, yavaş bir yürüyüş, derin bir nefes… Bunlar sandığından çok daha etkili.<br />
Bir diğer önemli adım ise;hislerini adlandırmak.<br />
“Kırgınım, yoruldum, tükendim…”<br />
Hangi duygunun içinde olduğunu fark et. Çünkü fark edilen duygu, yönetilebilir hale gelir.<br />
Unutma, bu durumdan çıkmak için koca bir hayatı değiştirmen gerekmiyor. Gün içinde vereceğin küçük mola, kendini takdir etmek, temponu biraz yavaşlatmak bile gerçekten çok iyi gelebilir.</p>

<p>Ve en önemlisi; bu yorgunluk bir zayıflık değil. Hepimizin ortak gerçeği haline gelen sessiz bir tükeniş.Yalnız değilsin. Eğer bu satırlarımda kendinden bir parça bulduysan, bu bile iyi bir başlangıç. Çünkü fark etmek, iyileşmenin ilk adımıdır. Kendine biraz alan aç. Yavaşla. Derin bir nefes al.&nbsp;<br />
Kendine iyi bak… Sen buna gerçekten değersin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 03 Dec 2025 13:39:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/11/elif-ravza-kilic-1763121112.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAŞARININ SESSİZ PAYDAŞI: ANLAŞILMAK</title>
                <category>Elif Ravza Kılıç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/basarinin-sessiz-paydasi-anlasilmak-81</link>
                <author>elifravzakilic@gzt23.com (Elif Ravza Kılıç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/basarinin-sessiz-paydasi-anlasilmak-81</guid>
                <description><![CDATA[BAŞARININ SESSİZ PAYDAŞI: ANLAŞILMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Merhabalar,</strong></p>

<p>Saha deneyimlerim ve yıllar içinde karşılaştığım çeşitli vaka analizleri, bana bir gerçeği her defasında yeniden hatırlattı; ‘çocuklar da aileler de en çok <em>anlaşılmaya</em> ihtiyaç duyuyor’. Hayatın karmaşası içinde çoğu zaman seslerini duyurmakta zorlanıyor, ne hissettiklerini ifade edecek güvenli alanlar bulamıyorlar. İşte tam da bu yüzden, onların yaşadıkları sorunlara ışık tutmak, yol gösterici olmak ve ihtiyaç duydukları desteğe katkı sağlamak amacıyla bu köşede sizlerle buluşmaya karar verdim.</p>

<p>Psikoloji lisans eğitimimin ardından Bilişsel Davranışçı Terapi ve Kabul-Kararlılık Terapisi alanlarında aldığım eğitimler, karşılaştığım her hikâyeyi daha derinlikli anlamama ve her yaşananın ardındaki duyguya dokunmama imkân tanıdı. Bu birikimle, hem çocukların hem de ailelerin yaşadığı güçlükleri ele alırken sizlere fayda sağlayacak bakış açıları sunmayı hedefliyorum.</p>

<p>Sınıf sıralarında oturan sessiz, kendi halinde, kendini ifade etmekten çekinen bir öğrenciydi; parmak kaldırmaz, öğretmenin sorduğu sorulara cevapları vardı ancak söylemezdi.. ama her derste içinden onlarca düşünce, fikirler geçerdi, Onu “ilgisiz” veya “umursamaz” zannederiz. Oysa O, bunlardan hiçbiri değildi sadece içinde fırtınalar kopan, anlaşılmamış bir zihindi.</p>

<p>Evet girişi böyle başladık çünkü zamanımızın en büyük problemleri arasında ilk sıraları alan bu karmaşa.. Bugün öğrencilerimizin, sadece sınav ve sonrasında alacağı notun kaygısıyla değil, anlaşılmama korkusuyla da mücadele ediyor olmaları. Notlar, başarı sıralamaları ve deneme sonuçları arasında bir yerlerde, kendi seslerini kaybediyorlar. Psikoloji bize şunu söyler: “Görülmeyen çocuk, kendi varlığından da kuşku duyar.”</p>

<p>Bu yüzden bir çocuğun gelişiminde en büyük motivasyon sadece “aferin” değil, “seni anlıyorum” ya da “bu bir süreç ve ben senin yanındayım” cümlesidir.</p>

<p>Veliler için küçük bir hatırlatma: Çocuğunuzun sadece sınavdan kaç net yaptığı veya sınav puanıyla değil, o netlerin ve puanın arkasında nasıl bir duygusal süreç yaşadığıyla ilgilenmiş olmanız çok daha kıymetlidir. Çünkü başarı, yalnızca bilişsel değil; duygusal bir dengedir.</p>

<p>Bir çocuk, yanlış yapmaktan korktuğu anda öğrenme kapılarını kapatabilir. Oysa hata yapmak, gelişimin en doğal parçasıdır. Bunu kabul eden aileler, çocuğuna özgüven değil, özdeğer kazandırır. Bir çocuğun özdeğeri, onun ne kadar sevildiğini duymasından değil, sevildiğini hissettiği anların toplamından oluşur.</p>

<p>Sevgili öğrenciler…</p>

<p>Kendinizi rakamlarla tanımlamayın. Başarı, yalnızca sınav salonlarında değil, hayatta yeniden denemeye cesaret ettiğiniz her anınızda ölçülür.</p>

<p>Unutmayın, zeka sizi bir yere kadar götürür; sabır, duygu yönetimi ve kendini tanıma ise orada kalmanızı sağlar.</p>

<p>Belki hepimiz için bir hatırlatma:</p>

<p>“Anlamaya çalışmak, değiştirmeye çalışmaktan daha değerlidir.”</p>

<p>Ve bazen, bir öğrencinin tüm dünyası, onu gerçekten anlayan bir göz temasına sığar.</p>

<p>Mutlu kalın..</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 14:52:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/11/elif-ravza-kilic-1763121112.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEMBOLLERİN SAVAŞI</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/sembollerin-savasi-80</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/sembollerin-savasi-80</guid>
                <description><![CDATA[SEMBOLLERİN SAVAŞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ellerin Anlattığı Hikâyeler ve İdeolojilerin Gölgesi</strong></p>

<p>Tarih boyunca insanlık, kelimelerden önce elleriyle konuştu. Bir parmağın kalkışı, bir elin şekli ya da bir işaret; bazen barışın, bazen zaferin, bazen de ölümün simgesi oldu. Ancak semboller hiçbir zaman masum kalmadı. Zamanla kültürlerin, devletlerin, ideolojilerin ve hatta savaşların en keskin silahlarından biri haline dönüştü. Bugün sokakta gördüğümüz bir el işareti, binlerce yıllık bir tarihin ve bitmeyen bir ideolojik mücadelenin sessiz çığlığıdır.</p>

<p>Roma İmparatorluğu’nda arenalarda, gladyatörlerin hayatı bir başparmağın hareketine bağlıydı. Yukarı kalkarsa yaşam, aşağı inerse ölüm… Yüzyıllar sonra bu işaret, Necmettin Erbakan’ın öncülük ettiği Milli Görüş hareketinin sembolü oldu. Erbakan için bu parmak, “yaşatmayı” ve “adaleti” simgeliyordu. Ancak bugün aynı işaret, farklı siyasi yorumlarla bambaşka bir anlam katmanına bürünmüş durumda.</p>

<p>İki parmağın “V” şeklinde açılması, 2. Dünya Savaşı’nda Churchill’in zafer çağrısıydı. “Victory” kelimesinin baş harfi… O günlerde milyonlara umut veren bir sembol. Fakat yıllar geçti; bu işaret 1980’lerden itibaren ayrılıkçı örgütlerin ve şiddet yanlısı yapıların elinde anlamını çarpıttı. Bir zamanların zafer simgesi, terörün gölgesine düştü.</p>

<p>Bozkurt işareti ise Türk mitolojisinden doğup milliyetçi hareketin simgesi olarak tüm dünyada bilinir hale geldi. Bir el hareketiyle ifade edilen bir mit; Alparslan Türkeş ile modern politikaya taşındı ve artık yalnızca bir “tarihî motif” değil, bir siyasi kimlik beyanı haline geldi.</p>

<p><strong>Rabia işareti</strong>, Mısır’daki bir meydandan doğdu, Türkiye’de iktidarın simgesi haline geldi. Bir elde dört parmak, bir mesaj: “Biz buradayız.”&nbsp; Ama bir türlü istenilen etkiye ulaşamadı. Öyle ki Cumhurbaşkanı tekrar etmese, hiçbir parti temsilcisinin aklına bile gelmeyecek.</p>

<p><strong>Kalp işareti</strong>… Özellikle yeni kuşak siyasetçiler tarafından “masum bir sempati” göstergesi gibi sunulsa da, siyasetin imaj savaşı içinde bir propaganda aracına dönüştü.</p>

<p>Ancak bu kadarla bitmiyor. Batı’da “orta parmak” yüzyıllardır hakaretin sembolü iken, Doğu’da aynı hareket bazen tamamen ilgisiz bir anlam taşıyabiliyor. Keza “yumruk” işareti… 1960’larda ABD’de Siyah hareketlerin direniş sembolüyken, günümüzde şiddet çağrılarının ortak simgesi haline geldi. Hatta günümüzde “OK” işareti bile (baş ve işaret parmağının daire oluşturduğu hareket) internet kültürü ve aşırı gruplar tarafından çarpıtılarak ırkçı mesajların bir parçası haline getirildi.</p>

<p>Bugün gördüğümüz her sembol, bize şunu hatırlatıyor: <strong>İşaretler masum değildir.</strong> Onlar birer mesaj, birer taraf, birer güç gösterisidir. Parmaklarımızla yaptığımız her hareket, aslında sessiz bir manifesto ve bazen de bir tehdit niteliği taşır.</p>

<p>Ve belki de asıl tehlike şu:<br />
<strong>Bir gün semboller, ellerden çıkıp doğrudan birer silaha dönüşürse…Hangi tarafı tutacağız?</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Nov 2025 21:29:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SAMİMİYET, İNSAN OLMANIN EN DEĞERLİ ÖZÜDÜR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/samimiyet-insan-olmanin-en-degerli-ozudur-79</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/samimiyet-insan-olmanin-en-degerli-ozudur-79</guid>
                <description><![CDATA[SAMİMİYET, İNSAN OLMANIN EN DEĞERLİ ÖZÜDÜR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="color:black">İnsanı insan yapan şey, kelimelerden çok samimiyettir. Söylenenin ötesinde söylenmeyen, bakışta gizli duran, sessizlikte yankılanan bir içtenlik asıl kıymetli olandır. İnsanları yakınlaştıran kalemin kâğıda dokunuşu gibi; bir elin diğerine, bir gönlün bir başka gönle değmesidir. Ve gönül, gerçekten samimi ise yazılan her söz bir ömür boyu insanlarda yaşar. Ama eğer gönülden değilse ne söylenirse boş ne yapılırsa yetersiz kalır…</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Samimiyet, insan olmanın en değerli özüdür; çünkü o, iki insanı birleştiren görünmez bir köprüdür; kurulması da korunması da büyük özen ister. Sürdürülmesi ise insan ilişkisinin sağlıklı ve uzun ömürlü olmasını sağlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Samimiyet, yalanın gürültüsünde kaybolmayan bir sadeliktir, kucaklayıştır; gösterişin perdesinde kaybedilmeyecek kadar güçlü bir hakikattir. O yüzden ne zaman ki karşımızda içtenlikle bir yüz gülse ve bir söz sükûnetle yüreğe dokunsa, içimizde tarif edemediğimiz bir kıvılcım hareketlenir. Bir sıcaklık, bir hoşluk yayılır gönlümüzde… Çünkü insan, yaratılışının özünde gerçekle yalanı ayırt eder, samimiyeti bilir ve onu hisseder. </span></p>

<p><span style="color:black">Öyle olmasa tanımadığı birinin gözyaşında neden boğulmak ister ki?</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Samimiyet, kalbin lisanıyla konuşmaktır, içten gelendir, yapmacık değildir çünkü. Sözün tonundan çok, yüreğin sıcaklığına tutulmaktır. Bazen bir selamın içinde, bazen bir çayın buğusunda, bazen de bir omuzun sessizliğinde yansır insanın yüreğine.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Ne yazık ki günümüz insanı bu samimiyeti ve içtenliği karşılıksız olduğunda genellikle esirgiyor. Maskelerin ardında görünmeyen yüzleri, çıkarların gölgesinde kaybolan ruhları gördükçe, insan samimi bir dokunuşa hasret kalıyor. Bu hasret, insanları yalnızlığın kuytularına sürüklüyor ne yazık ki…</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Manevi duyguların varlığı, insan ilişkilerine yön veren bir pusuladır bir bakıma da. Ruhun karanlık sokaklarında yürürken bir yıldız gibi yol gösteren; kalabalıklar arasında yönümüzü şaşırdığımızda bizi yeniden kendimize döndüren sessiz bir rehber gibidir… Çünkü maneviyat, samimiyet ortamından beslenir. </span></p>

<p><span style="color:black">Dış görünüşle değil, yüreğin güzergâhında yol alır. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">İnsanlık, ancak içtenliğin ve maneviyatın buluştuğu noktada yükselir. Çünkü insan, sadece bedenden ibaret değildir, bir de ruh tarafı vardır. Ve ruh, ancak bir başka ruhla hayat bulur. Ruh dediğimiz o hassas varlık, ancak başka bir ruhla uyum sağlar, bağ kurar. Ne kadar gürültülü yaşarsak yaşayalım, içimizdeki sükûtu duyamıyorsak, kalabalıklar içinde kaybolmuşuz demektir. Bir insanın varlığı, ancak bir başka insanın içtenliğiyle, samimiyetiyle yaşamın doyumsuz anlam coğrafyalarında gezinebilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">&nbsp;Gülmek güzeldir; ama başkasıyla birlikte içten gülebiliyorsa insan, işte o zaman hayattadır. Ağlamak acıdır; ama başka bir omuza çekincesiz yaslanabiliyorsa, işte o zaman samimiyet hayata hâkim olmuş demektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Bir dostun sesi, bir annenin duası, bir çocuğun gülüşü insanın için ısıtır, duygulandırır, gülümsetir. Bunlar, ruhun ihtiyacı olan küçük ama etkili dokunuşlardır. Günümüz dünyası teknolojik alanda ve iletişimde ne kadar ilerlemiş olsa da ve yaşamakta olduğumuz dünya ne kadar karmaşık bir yapı arz etse de değişmeyen bir şey vardır. İnsan hâlâ dünya kurulduğu günden beri aynı şeye muhtaçtır: Karşılıklı iyi niyet ve onun temelini oluşturan samimiyet. Samimiyet tavır alıştır, davranıştır, tatlı bir lisan ve ifade tarzıdır. Atalarımızın dediği gibi, “tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.” İnsanın içten davranışı, birbirine gönül açmasına, huzur bulmasına imkân sağlar. Ve yaşamdan haz almasının yolu samimiyetin ve iyi niyetin ilişkilerdeki yeri ve varlığıdır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey şudur: Kalpten kalbe giden yol her zaman açık olmalıdır. Ancak o yola önce içtenlikle yürümek, samimiyetle dokunmak gerekir. Samimiyet; yargılamadan dinlemek, menfaat gözetmeden sevmek, hesap yapmadan dost olmaktır. Kalemin kâğıda dokunurken bıraktığı şefkatli çizgi gibi, insan da insanla ancak bu duyarlılıkla ulaşabilir.</span></p>

<p><span style="color:black">Eğer gönül yoksa, dokunuş etkisiz kalır.</span></p>

<p><span style="color:black">Eğer ruh katılmamışsa, hiçbir kelime başka bir gönülde anlam ifade etmez.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:black">Bu yüzden insana insan gerek, ama hakiki olanından, göze değil kalbe değeninden. Çünkü bir bakış bir ömre bedel olabilir; yeter ki içinde samimiyetin, içtenliğin ve ruhun izini taşısın.</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 12:01:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AHLAKIN EN BÜYÜK ÇOCUĞU ADALETTİR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ahlakin-en-buyuk-cocugu-adalettir-78</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ahlakin-en-buyuk-cocugu-adalettir-78</guid>
                <description><![CDATA[AHLAKIN EN BÜYÜK ÇOCUĞU ADALETTİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İnsanlığın en eski yolculuğu, aslında kendi içindeki yolculuktur. İnsan; önce karnını doyurmak için yiyecek aradı, sonra bedenini korumak için barınak inşa etti. Ama asıl ihtiyacı; karnını doyuran ekmekten, bedenini koruyan taşlardan daha derindi: Ruhunu ayakta tutan bir ilkeye, kalbini yönlendiren bir pusulaya muhtaçtı. İşte bu pusulanın adı ahlaktı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlak, insanlığın görünmez anayasasıdır. Yazılı kanunlardan daha eskidir; taşlara kazınan yasaların bile öncesinde vardır. Ne bir kralın buyruğuna, ne bir devletin zorunlu kuralına bağlıdır. O, insanın var oluşuyla beraber doğmuştur. Çünkü insan, özgürlüğün ve ihtirasın çocuğudur; ama aynı zamanda sorumluluğun da taşıyıcısıdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir toplumun gücü, ordusunun silahlarıyla değil; ahlakının sağlamlığıyla ölçülür. Bir medeniyetin ömrü, gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil; adaletinin ve merhametinin kökleriyle belirlenir. Ahlak; bireyin vicdanı, toplumun ise kalbidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlak, sınırları olmayan bir haritadır. Bir çocuğun annesine uzanan minnet dolu bakışında da vardır, uzak bir kıtada aç olanı doyuran bir yabancının cömert elinde de. Kültürler farklı olabilir, diller ayrışabilir, gelenekler çeşitlenebilir. Ama her insanda ortak bir yankı vardır: İyilik.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Doğu’da bir bilge “komşuna zarar verme” derken, Batı’da bir filozof “başkasına yapılmasını istemediğini sen de yapma” der. Afrika’da bir kabilenin yasası “toprağa ihanet etme” derken, Kuzey’in soğuk topraklarında bir anne çocuğuna “yalan söyleme” öğütler. Hepsinin özünde tek bir kanun vardır: İnsan olmanın şerefi, başkasına zarar vermemekle başlar, fayda sunmakla olgunlaşır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İşte bu yüzden ahlak, insanlığın anayasasıdır. O, hiçbir parlamentoda yazılmamıştır; ama tüm vicdanlarda mühürlüdür. Hiçbir mahkeme tarafından ilan edilmemiştir; ama tüm yürekler onun hakemliğini tanır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İnsanlığın ilk yasası, mağara duvarına çizilmiş bir hayvan resmi değildi; ilk yasa, avı paylaşırken kardeşine öncelik tanımaktı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İlk mahkeme, saraylarda değil; bir kabilenin ateş başında, ihtiyarların sözüyle kuruldu.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İlk yemin, yazılı kâğıtlarla değil; kalplerin sessiz onayıyla yapıldı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlak, köklerini insanın içgüdüleriyle aklı arasında kurduğu dengeden alır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Açgözlülük, öfke, hırs ve korku insanı hayvana yaklaştırır; ama merhamet, adalet, doğruluk ve fedakârlık insana insanlığını hatırlatır. İşte ahlak tam da bu sınır çizgisinde doğar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir çocuğun elinde iki parça ekmek vardır. İkisini de yiyebilir; ama birini aç bir arkadaşa uzattığında, orada ahlak doğar. Bir savaşçının elinde kılıç vardır; düşmanını öldürebilir, ama ona merhamet gösterdiğinde, işte o anda ahlak tarih sahnesine çıkar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İnsanı insan yapan, yalnızca aklı değil; aklını dengeleyen vicdanıdır. Vicdansız akıl, soğuk bir bıçak gibidir; keser, parçalar ama iyileştirmez. Ahlak ise aklın eline iyileştiren bir merhem koyar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Tarih bize şunu gösterir: Güçsüz bir ahlak, işe yaramaz; ama ahlaksız bir güç, felaket getirir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İmparatorluklar kılıçlarıyla yükseldi, ama kılıçlarıyla yıkıldılar.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Halkına zulmeden her iktidar, bir gün kendi çöküşünü hazırladı.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Çünkü zulüm, toprağa düşen zehir gibidir; önce kökleri çürütür, sonra ağacı devrir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gerçek güç, yalnızca tanklarla, ordularla, parayla ölçülmez. Gerçek güç, insanı insana bağlayan güvenle ölçülür. Güvenin olmadığı yerde yasa kağıttan ibarettir. Ama güvenin olduğu yerde bir söz, bin mühürden daha sağlamdır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlak, gücün yönünü belirleyen pusuladır. Güç, ahlaksız bir elde yıkanabilir; ama ahlakla birleştiğinde, tarihe adaletin en parlak sayfalarını yazdırır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Unutulmamalıdır ki; tarihte adı kalanlar sadece fetih yapanlar değil, adalet dağıtanlardır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İnsanlık, kılıçları değil; kalpleriyle hükmedenleri hatırlamıştır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlakın en büyük çocuğu adalettir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Adalet, toplumun ruhunu ayakta tutan sütundur. Bir şehirde yollar düzgün olabilir, binalar görkemli olabilir, ama eğer adalet yoksa, o şehir çökmeye mahkûmdur. Çünkü adalet, yalnızca mahkemelerde aranmaz; her evde, her pazarda, her dostlukta kendini gösterir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir anne, çocukları arasında ayrım yapmazsa, orada adalet vardır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir tüccar, terazisine hile koymazsa, orada adalet vardır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir yönetici, halkına ayrıcalıksız hizmet ederse, orada adalet vardır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlakın anayasasında adalet, evrensel bir kanundur. Çünkü herkesin payına düşen eşitlik, insan olmanın ortak hakkıdır. Adalet, göğe atılan bir ok gibidir: Er ya da geç, kendi hedefine ulaşır. Zulümle yükselen her düzen, gün gelir adaletin okuna yenilir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Adaletin kardeşi ise merhamettir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Adalet, hak edene hakkını verir; merhamet, hak etmeyene bile şefkat gösterir. Bu yüzden ahlak, yalnızca keskin bir teraziden ibaret değildir; aynı zamanda kalbi yumuşatan bir su gibidir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir hasta kapıda beklerken, ona sıranı vermek merhamettir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir yaşlıya kol uzatmak, bir çocuğun başını okşamak, bir yetimin gözyaşını silmek merhamettir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Merhamet, yalnızca zayıfa değil, güçlüye de lazımdır. Çünkü güçlü, merhametsiz olduğunda zalime dönüşür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">İnsanlığın anayasası, merhameti yok sayan bir yasayla asla yaşayamaz. Bir millet, fabrikalarla zenginleşebilir, teknolojilerle büyüyebilir, ama merhametini kaybettiğinde insanlığını da kaybeder.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Merhamet, insanı tanrılaştırmaz; tam aksine, insana insan olduğunu hatırlatır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Özgürlük, insanın doğuştan hakkıdır. Ama özgürlüğün sınırını çizen şey, yalnızca yasalar değil, ahlaktır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir insan, istediğini söyleyebilir; ama sözü bir başkasının onurunu kırıyorsa, işte orada ahlak devreye girer.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir insan, istediğini yapabilir; ama yaptığı, başkasının yaşamını zehirliyorsa, işte orada ahlak sınır çizer.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Gerçek özgürlük, başkasının özgürlüğünü yok ederek var olamaz. Çünkü özgürlük, bireyin hakkı olduğu kadar toplumun da ortak mülküdür. Ahlak, bu dengeyi kurar: Ne bireyin özgürlüğünü boğar, ne de toplumun güvenliğini feda eder.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlaksız bir özgürlük, kaosa dönüşür; kuralsız bir özgürlük, güçlülerin zayıfı ezdiği bir vahşet halini alır.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ama ahlakla birleşmiş bir özgürlük, insanı onurlandırır; ona yalnızca istediğini yapma hakkı değil, doğru olanı seçme gücü verir.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Özgürlüğün gölgesinde yürüyen en büyük erdem sorumluluktur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Çünkü özgürlük, tek başına bir hediye değil, aynı zamanda bir imtihandır. İnsan, dilediğini yapma hakkına sahiptir, ama yaptıklarının hesabını da taşır. İşte bu hesabın adı sorumluluktur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir öğrenci, yalnızca kendi geleceğinden değil, ailesinin umudundan da sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir işçi, yalnızca kendi ekmeğinden değil, emeğinin değeriyle topluma kattığından da sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Bir devlet adamı, yalnızca kendi iktidarından değil, halkının onurundan da sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Ahlakın anayasasında sorumluluk, özgürlüğün kefaretidir. Özgürlüğünü isteyen, sorumluluğunu da yüklenmelidir. Aksi halde özgürlük, başıboş bir azgınlığa dönüşür.</span></span></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:black">Sorumluluk, bireyin vicdanında başlar, toplumun düzeninde devam eder. Çünkü insan, sadece kendisine karşı değil, başkasına ve hatta doğaya karşı da sorumludur.</span></span></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 17:26:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH\&#039;IN DİLSİZ KULLARI</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/allahin-dilsiz-kullari-77</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/allahin-dilsiz-kullari-77</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH\'IN DİLSİZ KULLARI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Onları örnek aldık, uçaklar yaptık,</p>

<p>Karıncaların yön bulma içgüdüsüne hayret ettik,</p>

<p>Arıların geometrik desende yaptığı peteklere şapka çıkardık,</p>

<p>Atlarla özgürlüğün şarkısını söyledik, savaşlarda tarih yazdık,</p>

<p>Fillerin utangaçlığına baş eğdik,</p>

<p>Bülbüllerle birlikte güle şarkılar besteledik,</p>

<p>Ceylanların nazlı gözlerinden ilham aldık da sevgiliye şiirler vakfettik,</p>

<p>Yunusları dinledik,</p>

<p>Albatroslar gökyüzünde uzun süre kanat çırpmadan süzülürken onlardan boşluğa güvenmeyi öğrendik,</p>

<p>Ahtapotların üç kalbi vardı birinde yer edinemedik,</p>

<p>Sadakati asil kumrulardan öğrendik…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dilden dile dolaşan bir kıssa vardır, bir kadın ayakkabısı ile bir köpeğe su verdiği için cenneti hak etmiştir, rüyasında cennete gireceği söylenmiştir, bu kıssadan hisse çıkarabildik mi…</p>

<p>Kaldırımlarda yürürken her gün bir çok karıncanın katili oluyoruz, Oysa Kuran’da peygamber ordularına karıncaları ezmeyin diye uyarı yapılmıştı:</p>

<p>‘’Nihayet Karınca vâdisine geldikleri zaman, bir karınca: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin; Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesin! dedi.’’Neml suresi 17.Ayet Her gün binlerce karıncanın katili oluyoruz, sokakta karşımıza çıkan kediyi tekmeliyoruz..</p>

<p>Bir şehrin kedisi ile köpeği hayvanları sizden kaçıyorsa o şehirde hayvan sevgisinden bahsedilemez…</p>

<p>Yeryüzünde yaşayan tek canlı bizler değiliz, bitkiler hayvanlar …nefes alan her canlıya hürmetimiz olmalı…</p>

<p>Dinimizde hayvan sevgisi önemli, cübbenin üzerinde yatan kedi uyanmasın diye cübbesini kesen sahabeler, alimler evliyalar..</p>

<p>Ve peygamberler…</p>

<p>Hayvanlarla konuşan peygamberler, hayvanlarla dost olan peygamberler…</p>

<p>Bu beldede bir kuş aç kalırsa Ömer’den sorulur diyen halifeler…</p>

<p>Onlar ki Allah’ın dilsiz kulları ve bir gün mutlaka konuşacaklar.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Oct 2025 17:43:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>STRATEJİNİN PERDE ARKASI</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/stratejinin-perde-arkasi-76</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/stratejinin-perde-arkasi-76</guid>
                <description><![CDATA[STRATEJİNİN PERDE ARKASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Propagandanın amacı, bir fikri öyle derinlemesine yerleştirmektir ki, halk onu sorgulama ihtiyacı bile duymaz.&nbsp;*Joseph Goebbels</p>

<p>Modern demokrasilerde seçimler, yalnızca ideolojilerin değil, aynı zamanda imajların yarışına dönüştü. 2020’de yapılan bir araştırmaya göre, seçmenlerin %72’si oy verme davranışını belirlerken adayın politikalarından çok “kendilerini nasıl hissettirdiğini” temel aldığını söylüyor. Bu veri, siyasetin artık rasyonel tartışmalardan çok duygusal ve görsel tercihler üzerine inşa edildiğini açıkça gösteriyor. İşte bu zeminde, siyasi danışmanlık kavramı bir strateji sanatından çok, tam anlamıyla bir reklam ajansı işlevi görmeye başlıyor.</p>

<p><strong><em>Danışman Değil, Stratejik Reklamcı</em></strong></p>

<p>Geleneksel anlamda danışmanlık, liderin kararlarına yön veren bir rehberlik süreci olarak tanımlanır. Oysa bugünün siyasi danışmanı; kitle psikolojisini okuyan, hedef seçmen segmentlerine özel mesajlar üreten, medyanın işleyişini analiz eden ve tüm bu unsurları bir “ürün lansmanı” gibi yöneten profesyonellerdir. Bu bağlamda bir siyasetçinin kampanyası, artık bir fikir hareketinden çok bir marka kampanyasıdır. Ürün “aday” olurken, hedef kitle ise “seçmendir.”</p>

<p>Bu yeni yaklaşımda siyasi danışman, tıpkı bir reklam yöneticisi gibi çalışır. Adayın hangi kıyafeti giyeceği, hangi müziğin kullanılacağı, sloganların ritmi, renk paletinin psikolojik etkisi, televizyon spotlarının süresi gibi her ayrıntı, dikkatle planlar. Liderin “otantik” görünmesi gerektiğinde bile bu doğallık, laboratuvar ortamında üretilmiş bir izlenimdir.</p>

<p><strong><em>Algı Yönetimi: Gerçeği Pazarlamak mı, Kurguyu Satmak mı?</em></strong></p>

<p>Reklamcılık sanatında temel amaç, ürünü değil, ürünün yarattığı hissi satmaktır. Aynı mantık siyasi danışmanlıkta da geçerlidir. Seçmen bir liderin ekonomik programına değil, o liderin kendisinde oluşturduğu “güçlü”, “samimi” ya da “umut veren” imaja oy verir. Dolayısıyla danışmanların birincil işi, lideri gerçeğe sadık bir biçimde tanıtmak değil; seçmenin zihninde karşılık bulacak ideal bir profil inşa etmektir.</p>

<p>Bu noktada Nazi Almanyası’ndaki propaganda anlayışıyla bugünün siyasi reklamcılığı arasında dikkat çekici paralellikler kurmak mümkündür. Nazi Almanyası Propaganda Bakanı Goebbels, halkın karmaşık gerçeklerle ilgilenmediğini, basit ama güçlü imajlara daha kolay bağlandığını söylerdi. Bugünün siyasi danışmanları da bu ilkeyi benimser ve karmaşık vaatler yerine kısa sloganlar, ayrıntılı politika belgeleri yerine görsel temalar kullanılır.</p>

<p><strong><em>Görünmeyen Kampanya: Perde Arkasında Dönüşen Siyaset</em></strong></p>

<p>Bir siyasi kampanya sırasında göz önünde olan liderdir ama sahnenin arkasında asıl oyunu kuran, görünmeyen kampanya yönetimidir. Siyasi danışmanlar, seçmen tepkilerini anlık olarak takip eder, reklam dilini bu tepkilere göre uyarlar, kriz durumlarında yeni stratejiler üretirler. Artık siyaset, tepki analizine dayalı gerçek zamanlı bir reklam operasyonuna dönüşmüştür. Bu, salt bir iletişim becerisi değil; aynı zamanda çok katmanlı bir mühendislik işidir.</p>

<p>Bu mühendisliğin en dikkat çeken yönü ise, demokrasinin sunduğu özgürlük alanlarında, seçmeni ikna değil, yönlendirme üzerine inşa edilmiş olmasıdır. Seçmen, çoğu zaman kime oy verdiğini değil, neye ikna edildiğini bilmeden sandığa gider.</p>

<p>Modern siyasette bir liderin halkla ilişkisi, artık geleneksel miting meydanlarından değil; ekranlardan, sosyal medya akışlarından ve dijital kampanyalarda kuruluyor. Günümüz seçim kampanyalarında bir siyasi liderin iletişimi, büyük ölçüde reklam teknikleriyle yönetiliyor. Reklam, yalnızca görünürlük sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda seçmen zihninde bir marka inşa ediyor. Siyaset, bir fikirler yarışı olmaktan çıkıp, profesyonel bir algı yönetimi operasyonuna dönüşüyor.</p>

<p><strong><em>Lider Olarak Marka: Satılan Ne? Kim?</em></strong></p>

<p>Bir reklamcı için önemli olan şey ürün değil, ürünün temsil ettiği anlamdır. Aynı mantıkla bir siyasi kampanyada da aday, artık “bir kişi” değil; belli değerlerin, vaatlerin ve duyguların sembolüdür. Örneğin bir liderin halkçı bir kimlikle öne çıkması için onun yer sofrasına oturması ve bu görüntüsü planlanır, halkla iç içe olduğu sahneler kurgulanır, konuşmalarında bilinçli olarak “biz” dili tercih edilir. Gerçekte kim olduğu değil, nasıl algılandığı önemlidir. Ve bu algının inşası, reklamcılığın temel görevidir.</p>

<p>Reklam tekniklerinin siyasette bu derece merkezi hale gelmesi, seçmeni bir yurttaş olmaktan çıkarıp bir tüketiciye dönüştürüyor. Seçim kampanyası, adeta bir ürün tanıtım süreci gibi yürütülüyor. Liderler artık bir düşünceyi temsil etmekten çok, bir “marka değeri” taşımak zorunda kalıyor. Seçmen de artık kime oy verdiğini değil, hangi imajı beğendiğini düşünüyor.</p>

<p>Bu noktada temel bir soru karşımıza çıkar: Reklamla inşa edilen bir liderin gerçekliği nedir? Bir liderin gücünü, kararlılığını ya da samimiyetini sadece video prodüksiyonlarıyla, müziklerle ve afiş tasarımıyla mı değerlendireceğiz? Yoksa bu reklam dünyasının ötesine geçip, yeniden içeriğe mi odaklanacağız?</p>

<p>Siyasi danışmanlık, günümüzde algoritmalar, reklam ajansları ve veri analiz yazılımlarıyla yürütülen bir strateji sanatı gibi görünse de; özünde tarih boyunca hep aynı soruya yanıt aramıştır: "İktidar nasıl korunur ve yönetilir?" Bu soru, yalnızca seçim kazanmakla değil; algıyı yönetmek, düşmanı tanımlamak, halkla duygusal bağ kurmak ve süreklilik sağlayacak bir sistem inşa etmekle ilgilidir. Modern danışmanlar bu bağları reklamlarla, veriyle ve kriz yönetimi teknikleriyle kurarken; kadim siyaset ustaları bunu hikmet, istikrar ve stratejik dengeyle kuruyordu.</p>

<p><strong><em>"Devlet, akılla ayakta durur; akıl ise öğütle parlar."</em>&nbsp;</strong> <em>*Nizâmülmülk, Siyasetnâme</em></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Sep 2025 23:20:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARAFTA KERBELA</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/arafta-kerbela-75</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/arafta-kerbela-75</guid>
                <description><![CDATA[ARAFTA KERBELA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kilidin özgürlüğüne bir parça olsa da nazarım, yalnız uçan kartallaradır gökyüzünden selamım, bir kelime de olsa manaya hayranım, kibrin kucağında sallanana yoktur kelamım, bembeyaz gelinliklerin içinde sallanır bir yanım, bir duvak açsa da elbet takar yüzgörümlüğü gerdanlığım, sarayların içinde kaybolur mekanım, kin tutarım dinime küfredene vardır cevabım, sarsılan kalelerde askerle hemhalim, mürekkebin dividine bir cümleyi ağırlarım, ellerin evinde yabancı yadigarım, sinsi yılanların saklandığı yerlerde yürümeye yoktur mecalım, hasret türküleri söyleyenlerle adaşım, mavi tünellerin geçtiği yerlerde yayayım, zindanlarda yürüdüğüm zincirli ayaklarım, susayıp susayıp çöl olduğum kentlerde varlığım, töre kurbanıdır sabahlarım, çeşmelerinde hasedi içenlerle oyunbozanım, gurbete düşmüştür evladım, akan nehrin durgunluğunda hayatı algılarım, mizahı çizdiğim sayfalarda kahkahayım, çaresiz kalmasam da Yaradana el açarım, ansızın gelen bir kaza kurbanıyım, türkülerin çalındığı repertuvarlarda eksik makamım, annemin kucağında kundaklıyım, başımı döndürdüğüm yöndedir halkım, kralların tacında kırılmış bir yanım, gamzeli yanakların gülüşüne nişanlıyım, azmin delemediği dağlarda iman ararım, sevdasına vurulduğum kuğunun başında yastayım, mükemmelliğin dans ettiği meydanlarda paçavrayım, iki dünya arasında yankılanır feryadım, mülteci isteklerin içerisinde döner durur varlığım, misali verilmemiş kitapların içerisinde yabancıyım, gecelerin aydınlanmasına yakar ışığını yıldızlarım, muradını almamış genç kızlar için kafir ülkelere içli bir bombayım, içselleştirdiğim değerleri tuvalime çizerken hep aynı renge sevdalıyım, belirsiz yolların ortasında açılmış bir haritayım, mührünü alnında taşıyan kadınların günahını sorarım, masalların sonunda pireyi deve yaparım, musalla taşına düşmüşlerin cebinden dünyayı alırım, tarihin sormadığı hakanların çadırlarında silinen izleri aydınlatırım, mola verdiğim yollarda ağaçla arkadaş fidanla akranım, uyuyan güzelin uykusundadır celladım, marifet ehliyle aynı yerdedir yatağım, eşkıyanın korkusunda kol sallarım, eli silahlı eşkıyaların anneleriyle aynı ocağım, üzgün durduğum şenliklerde gülerken ağlarım, sükunetime değen kalabalıkları ben yanıma çağırırım, yüzüne güldüklerimle oynaştayım, sıla garibinin yanına oturanım, ekmek aslanın midesine inerken eli kanlıyım, gemiler su alırken ben adadayım, muhabbetin bittiği meclislerde notayım, vurulduğum yanımdan kan kusarım, naat yazmaya yetmez sayfalarım, Müslüman tabutların önünde ayaktayım, uyku tutmaz gecelerde ezanla uyuyanım, sarp kaleler içinde olsam da ölümü anarım, lakap taktıklarıma bilirim ki aynasıdır insanın, saltanat sürenlerle birlikte hilafet aşığıyım, sakince yaklaştığım hücrelerde onu ararım, bir kuru yaprak önünde geçmişine selamdayım, maazallah dediğim olayların başındayım, kem gözlerin yaydığı enerjiyi mavi taşla parçalayanım, ömürlük söz verdiklerimle şehadet parmağıyım, peygamber torunlarına siper olan kerbelayım, namaz saflarında yeri olmayana yer açarım..Cenneti Cehennemi ararken bilirim araftayım..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Sep 2025 13:03:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ NEDİR ?</title>
                <category>Şafak Aydın</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/arac-mahrumiyet-bedeli-nedir-74</link>
                <author>safakaydin@gzt23.com (Şafak Aydın)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/arac-mahrumiyet-bedeli-nedir-74</guid>
                <description><![CDATA[ARAÇ MAHRUMİYET BEDELİ NEDİR ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Halk arasında “yattı parası” veya “ikame araç parası” olarak da bilinmektedir. Trafik kazaları sonucunda meydana gelen zararlar yalnızca araçta meydana gelen fiziki zararlar değil aynı zamanda aracın kullanımından mahrum kalınması nedeniyle doğan ekonomik zararlar da olabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Trafik kazası sonucu aracı hasar gördüğü için aracını kullanamayan bu sebeple de maddi zarara uğrayan kişi aracından mahrum kaldığı süre için oluşan ekonomik zarar sebebiyle tazminat istemeye hak kazanır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yani trafik kazaları sonucunda onarılabilir durumda olan bir aracın, onarımı süresince kullanılamaması nedeniyle araç sahibi, “araç mahrumiyet bedeli” adı altında bir tazminat talebinde bulunabilir. Bu bedel, aracın fiilen kullanılamadığı süre boyunca yaşanan kullanım yoksunluğuna ilişkin ekonomik kaybı ifade eder. Araç mahrumiyet bedeli, aracın kazadan sonra onarım süresince kullanılamaması nedeniyle mağdurun uğradığı maddi zararı karşılamak üzere talep edilen tazminattır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><em><span style="color:#333333">Bu bedel, aracın serviste kaldığı gerçek süre yerine, bilirkişi raporunda tespit edilen “makul tamir süresi”ne göre,</span></em><span style="background-color:white"><span style="color:#606060"> günlük araç kiralama bedeline</span></span><em><span style="color:#333333">, &nbsp;&nbsp;göre hesaplanır.</span></em></strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Zarar görenin aracını kullanamadığı için yaptığı ulaşım giderleri, ulaşımını kiraladığı bir araç ile sağlıyorsa kira bedelini, hasara uğrayan aracın sigorta, vergi ve garaj kirası vb. gibi giderleri için ödediği bedeller de araç mahrumiyet bedeline dahil edilebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Burada takdir edilecek tazminat hayatın olağan akışına göre hakkaniyete uygun bir şekilde hesaplanır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#606060">Halk arasında ister “Araç Yattı Parası”, ister “Mahrumiyet Bedeli”, ister “İkame Araç Bedeli”, ister “Araçtan Yoksun Kalma Tazminatı” deyin…</span></span></p>

<p><a href="https://wa.me/905305476482?text=Merhaba%2C%20ara%C3%A7%20yatt%C4%B1%20paras%C4%B1%20hakk%C4%B1nda%20bilgi%20almak%20istiyorum." target="_blank"><span style="color:#e74c3c">Sonuç aynı: Kaybettiğiniz parayı alma hakkınız var!</span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<h1>&nbsp;</h1>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Sep 2025 13:33:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2023/11/safak-ozdemir-1698915825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EYLÜL BEREKETTİR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/eylul-berekettir-73</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/eylul-berekettir-73</guid>
                <description><![CDATA[EYLÜL BEREKETTİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Öyle bir Eylül Ayı ki, edebiyat dünyamızın romanlarına ve şiirlerine ilham kaynağı olmuştur. Kasım’da aşk başka olsa da herkes Eylül’de aşkı arar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Eylül çıkılacak bir yolculuğun hazırlığı gidenle kalan arasındaki hüzünlü ayılıktır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">&nbsp;Hoş geldin Eylül</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">&nbsp;Hoş geldin yeni başlangıçlar, yeni telaşlar…&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Eylül, seni nereye koysam yakışırsın; sen hayalimde gerçekleşen kız bebeğimin ismi Hazal, sen kalemim, sen ki topladığım nimetlerin bereketi, yüreğimin ferahı, kelimelerimin yönüsün.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Şairin şiirinde nakarat, yazarın unuttuğu kalemi sayfalar üzerinde oynatırken kaybolan mısraların ilhamısın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Her ayın olduğu gibi eylülün ‘de bir hikâyesi, bir anlamı vardır ve bu anlamda nice yorgunluklar, ümitler, müjdeler vardır. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Savrulan yaprakların sarımsı renklerle örttüğü topraktır, serinliktir Eylül.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">&nbsp;Ve ressamın tuvaline yansıyan fırça izleri ve doyumsuz renklerin armonisidir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Yaprakları dökülen ağaçların, tekrar baharda yeşereceği vaadi ile kışa hazırlığın alıştırmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Eylül berekettir, huzurdur. Bahçelerde renk cümbüşünün hasadı ve bir emekle, zahmetle gelen rahmettir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Rengarenk, çeşit çeşit aromalı reçeller, en doğalından katkısız salçalar, soslar, probiyotik turşular, kurutmalıklar ve adını yıllara yaymış çorbalık tarhanalardır… Ve her uğraşma bir terapidir, her biri emektir, vakittir, gelenektir ve hepsi birlikte bir eylül festivalidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hediyenin adıdır Eylül, el emeğini sevdiklerinizle paylaşmanın zevkiyle yemekten de üstün olur bizim için.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Serinliğinde ve sağlıklı yiyeceklerin hazırlığında, vicdan rahatlığıdır aile sofralarımızda.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Yapılan salçalar, feri azalmış güneşte olgunlaştırırken, iplere dizilmiş biberlerin kırmızısıyla, yeşiliyle rüzgarın kuvvetiyle yaptığı dansın çıkardığı ses melodisidir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Eylül; bereketi ve dolaplardaki turşuların, sirkelerin sarımsak kokusunu hissetmektir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Eylül sen; nice şairlerin şiirleri, yazarların özlemleri, ressamların resimlerisin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Ve nihayet Eylül sen; annelerin el becerilerine ve nice hikayelere tanıklık eden bir ay değil, bir yıl, hatta bir ömürsün. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 01 Sep 2025 14:54:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AĞUSTOS ZAFERİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/agustos-zaferi-72</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/agustos-zaferi-72</guid>
                <description><![CDATA[AĞUSTOS ZAFERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şehrin üzerinde bir toz bulutu vardı, gökyüzü kasvet doluydu, kerem okulundan eve gelirken sokağın başında bir grubun yüksek sesle konuştuğunu görünce adımlarını yavaşlattı, böylece ne söylediklerini rahatça duyabiliyordu, mahallenin muhtarı hararetli bir şekilde ellerini kollarını sallayarak bir şeyler anlatıyordu:<br />
. Paşa yetki istemiş bütün yetkiler bende toplanırsa daha hızlı karar alabilir ve uygulayabiliriz demiş<br />
Mahallenin kasabı:<br />
.Yenildik, gücümüz kuvvetimiz kalmadı, ordu yoruldu, geriye çekildi, millet elinde avucunda ne varsa orduya verdi en iyisi manda ve himaye<br />
Genç çocuk atıldı sesini yükselterek: ‘’ Ne diyorsun Hasan &nbsp;emmi bağımsızlığımız için mücadele ediyoruz manda ve himayeyi kongrede kesin olarak reddettik , bu kadar emek boşuna mı gitsin?’’<br />
Muhtar: ‘’ Biz bu savaşı kazanacağız ne olursa olsun zafere ulaşacağız’’ dedi<br />
Kerem hızlı adımlarla evine doğru yol aldı, evine vardı kapıyı çaldı, annesi:&nbsp;<br />
Oğlum noluyor neden kapıyı tekmelercesine çalıyorsun hayrola:<br />
‘’Anne’’ dedi Kerem’’ Okuldan gelirken yolda kasap Hasan emmiyi muhtarı ve Abdullah abiyi gördüm, biraraya gelmiş konuşuyorlardı anne ordumuz geriye çekilmiş Kütahya-Eskişehir savaşını kaybetmişiz, Keremin gözleri doldu titreyen bir sesle anne bundan sonra ne olacak??’’dedi<br />
Anne:<br />
Bak oğlum ordumuz geri çekildi evet &nbsp;bunu niçin yaptı, güç toplamak için, bizim ordumuz yenilmez ,göreceksin oğlum şanlı bayrağımız göklerde dalgalanacak biz zafer türküleri söyleyeceğiz, Kerem gülümsedi ve annesine sarıldı, babam savaşı kazandıktan sonra ,bizimle beraber sofraya oturacak değil mi anne ? Evet oğlum baban gelene kadar kardeşlerinle birlikte sofraya oturacağız ve ülkemiz için dua edeceğiz…<br />
Kerem her sabah babası gelmiş mi diye odaları kontrol ediyordu, babasının dönüşünü dört gözle bekliyordu, yine bir sabah yüzünü yıkamak için lavaboya girdi, o esnada kapı çalındı, Kerem koşar adımlarla annesinin arkasından kapıya yöneldi, annesi kilitli kapıyı açtı, kapı yavaş yavaş aralanıyordu, Kerem gözlerine inanamadı kapıda duran babasıydı, ne kadar zayıflamıştı ,baba dedi &nbsp;Kerem , &nbsp;babasının kucağına atladı: ‘’ Düşmanı yendik mi baba savaşı kazandık mı?’’<br />
Babası:<br />
‘’Evet oğlum düşmanı yendik düşmanları denize döktük, Mustafa Kemal ve bizler tüm gücümüzü düşmandan kurtulmak için harcadık, sadece biz değil ülkemiz topyekun bu savaşa dahil oldu , hep birlikte kazandık, bu savaş bilek değil ,yürek savaşıydı, kadınıyla erkeğiyle çocuğuyla birlikte her birimiz ayrı cephelerde savaştık, savaş boyunca sadece dışardaki düşmanla değil bir avuç da olsa içimizdeki düşmanla savaştık, savaşı bütün cephelerde kazandık oğlum’’.<br />
Zeynep öğretmen Türk bayrağını çıkardı : Çocuklar düşmanı denize döktük şanlı bayrağımız göklerde dalgalanıyor, Kerem gel oğlum bayrağımızı tut , Marşımızı okuyalım</p>

<p>Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:&nbsp;<br />
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!</p>

<p>30 Ağustos Zafer Bayramımız Kutlu Olsun</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 27 Aug 2025 14:11:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN PARANIN SAHTESİNİ YAPAR, PARADA İNSANIN</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/insan-paranin-sahtesini-yapar-parada-insanin-71</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/insan-paranin-sahtesini-yapar-parada-insanin-71</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN PARANIN SAHTESİNİ YAPAR, PARADA İNSANIN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">Hayatın gerçekleri ile en çok karşı karşıya geldiğim zamandayım sanırım.</p>

<p style="text-align:justify">Ardı arkası kesilmeyen bir döngünün içindeyim uzun zamandır. İçime attığım şeyler yüzünden kendimi çöp kovası gibi hisseder oldum. Her şey çok garip gidiyor benim için. Aslında beynimin içinde dolaşan o kadar çok şey var ki bunların hepsini şu an burada kelimelere tam anlamıyla dökememek çok kötü. Uyandığım zaman, günlerin nasıl hızla aktığını seyrediyorum ve gelmesini istemediğim zamanlara nasıl süratli bir şekilde ilerlediğimi.</p>

<p style="text-align:justify">Bazen hayatımın anlamlı mı yoksa anlamsız mı olduğunu düşünüyorum. Fakat tam anlamıyla bir cevaba ulaşamıyorum. Başka insanların hayatlarına bakıyorum ve kendime “ulan ne kadar da boş yaşıyorum” diyorum. Sonrasında gelen kime göre ve neye göre boş yaşıyorum soruyla karşılaşıyorum. Herkes gibi ben de hayatımı anlamlı kılacak şeyler yapmaya çalışıyorum ama sonra neden diyorum. Ben buyum, belki benim için hayat böyle anlamlı.</p>

<p style="text-align:justify">Neden herkes gibi kendimi bir kalıba sokmaya çalışıyorum peki?</p>

<p style="text-align:justify">Kendimle çelişiyorum. Kendime hep sorular sorup sonra da bu sorulara cevaplar arıyorum ve buluyorumda. Fakat bu cevapların bazıları beni ben olan bir yola sürüklüyor. Diğer cevaplar ise beni başkalarının yaşadığı hayat yoluna. Kendime hep bir şeyler katmaya çalışıyorum ama bazen katmaya çalıştığım şeylerin doğru veya yanlış olduğunu farkedemiyorum. Sanki hayatla savaşıyor gibi hissediyorum kendimi sonra dışarıda gerçekten hayatla savaşan insanları gördükçe utanıyorum kendimden. Çünkü ne kadar hayatla savaşıyor gibi hissetsem de çok rahat yaşıyorum. Basit problemleri gözümde kocaman bir buzul dağına çeviriyorum ve onunla kendimi savaşa sokuyorum.</p>

<p style="text-align:justify">Sürekli olarak hayata bir anlam yüklemeye çalışıyorum ve sürekli olarak farklı gözlerden hayatı izliyorum. Bu bana gerçekten çok şey katıyor. İnsanlarla empati kuruyorum, herkesi ve her şeyi anlamaya çalışıyorum. Çünkü hepimiz farklıyız ve bu farklılıklar bize bir çok şey katabilir. En başta güzel dostluklar katabilir. Fakat çoğu insan kendisi olmaktan korkuyor. Kendisi gibi davranmaktan korkuyor.</p>

<p>Her sabah uyandığında duvarına asılı olan bin bir çeşit maskesinden birini alıyor ve suratına takıyor. Maskelerin arkasında yaşanan hayatlar yani sahte yüzler o insanları mutlu ediyor.</p>

<p>Hayatın gerçeğini değilde hayatın sahte olan kısmını seçiyor. Bunun sebebini gerçekten merak ediyorum.</p>

<p>Neden bir insan karaktersiz olmayı tercih eder?</p>

<p>&nbsp;Neden bu tür insanlar hep gösteriş yapmayı tercih eder?</p>

<p>&nbsp;Neden bu insanlar hep paraya tapar?</p>

<p>&nbsp;Güzellikler sadece para ile mi elde edilir?</p>

<p>&nbsp;Hayatın, doğanın bize sunduğu güzellikleri hangi para verebilir?</p>

<p style="text-align:justify">Gerçekleri hiç düşünmeden yaşan o kadar çok insan var ki hatta bırakın gerçekleri, düşünmeyen çok insan var. Kafasının içindeki beyinden bir haber olan çok fazla sayıda insan var. Ben böyle insanlara genel olarak tahammül edemiyorum. Çünkü ben sahteliği hiç sevmiyorum. Bilmiyorum belkide asıl yanlışı ben yapıyorum. Belki ben de maske kullanmalıyım. Belki ben de benliğimi bir maskenin arkasına saklamalıyım. Belki ben de gösterişli yaşayıp sahte insanlarla birlikte olmalıyım.</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;Hayatın bütün gerçeklerinden uzak durup, sahte olan hayatlara katılmalıyım. Sahte gülümsemeler ve sahte kahkahalar atıp sahte mutluluklara kapılmalıyım. Bilmiyorum. Bildiğim tek şey, sahte insanlardan nefret ediyorum</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 06 Aug 2025 16:10:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YAŞAMIN SEREMONİSİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/yasamin-seremonisi-70</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/yasamin-seremonisi-70</guid>
                <description><![CDATA[YAŞAMIN SEREMONİSİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hıçkıra hıçkıra ağlarken zirveden düşüyorum ayaklarımı tanıyorum, yolu uzun şehirlerle helalleşirken, şehrin billboardlarında kendimi görüyorum, elim havada yemin bozarken sağ ayağımı havada tutuyorum, o derin sevdaların yaşandığı dere başlarında yaşmağımı suya bırakıyorum, küçük bir kuzu dizinden vurulmuşken ben en çok koyuna ağlıyorum, gözlerim bir diyarın hasretinden büzülürken yarım kalmış her şeye bir çizgi çekiyorum, üzerimde pazen elbisemle meşhur caddelerden geçiyor, beni tanımayanlara selam veriyorum, yutkunduğum hecelerle düşmanlığım bitmiş kelamı kelimeye döküyorum, Müslümanın yaşadığı evlerde seccadeyi arıyor, zünnara takılıyorum, bir anıt önünde ant içerken ne söylediğimi bilmiyorum, binlerce kez geçtiğim yolda çıkışı unutuyorum, görmediğim rüyalara horluyorum, aslını bilmediğim törelerde telli duvaklı gelin oluyorum, hırsızların gözü önünde soyunuyorum, makamı sadelik olan müminle hasbihal ederken yarını unutuyorum, ırkçı söylemlerin yapıldığı meclislerde kendimi siyaha boyuyorum, sekülerliğin saltanat sürdüğü yerde rükuya eğiliyorum, çocukken çaldığım şeyleri saklıyor yeminler ediyorum, örneği görülmemiş olaylardan nümune alıp patolojiye yolluyorum, sevdiğim filmi ortasından izleyip sonunu yazıyorum, kırk katırın yapamadığını bir satırla yaparken alkış bekliyorum, rutin işlerde alıştığım insanları yanımda istiyor, bağlanmadan uzaklaşıyorum, korkuyorum rengarenk çocukları bir odaya kapatıp uçurtmalarını saklıyorum, bir türkü tutturup kimseye yük olmuyorum, satrançta piyona yeniliyorum, mert olanlarla yola çıkıp namerdi tanıyorum, mekandan münezzeh yazıları balonla uçuruyorum, ayyuka çıkmış sırları beyaz örtüyle kapatıyorum, uzun gecelerde seccademi ararken kayboluyorum, zikir meclislerinde ortaya geçip sağ ayağıma güveniyorum, güvendiğim dağlara kar yağarken şemsiyeme sığınıyorum, bir mavi rüyaya dalanları uyandırıyorum, sendelediğim köprülerde güvercinlere kızıyorum, mahkemesi kurulmuş faili meçhulleri ararken taşa takılıyor içinden çıkan suda boğuluyorum, bir enstrümanın tellerine takılırken çok sevdiğim notaları kara tahtada ezberliyorum, esir olduğum zindanlarda zincirleri koparıp halka halka hesaplıyorum, maziye bir kibrit çakıp içimdeki sarmaşığı yakıyorum, geceleri torbaya koyup gündüzleri uyuyorum, akıttığım yaşların ardına sığınıp şelaleyi andırıyorum, masaların dibinde cebimizdeki elleri çıkarıp ahlak bekçiliği yapıyorum, kurduğum hayallerin altında kalıyorum, biletsiz çıktığım yolculuklarda durakta kalıyorum, adını anmadığım insanları aynamda görüyorum, masallara inanıp hikayeler yazıyorum, kendisini dev sanan cüceye topuklu giydirip aynayı saklıyorum, bir aşk hikayesinde başrolde kalıp figüranları alkışlıyorum, sahabelerin hayatlarını okurken hüzne boğuluyorum, korkma diyen Peygambere selam yolluyorum, tırnaklarımın çekildiği toprağımda direniyorum, ölümle burun buruna yaşıyor, yaşamadan ölüyorum…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Aug 2025 16:42:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜL DALINDA KEMAN ÇALARIM</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/gul-dalinda-keman-calarim-69</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/gul-dalinda-keman-calarim-69</guid>
                <description><![CDATA[GÜL DALINDA KEMAN ÇALARIM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gurbet ayaklarımın yürüyüşünde bizarım,<br />
&nbsp;Adı bilinmedik adreslerde ben mihmandarım,&nbsp;<br />
Pazardan aldığımı çarşıda satarım,<br />
&nbsp;Kin tuttuğum kimseye yârim,&nbsp;<br />
Aslını bilmediğim hikayelerin sonunda yine ben varım<br />
Oluk oluk akan kana düşmanım,&nbsp;<br />
Saatini bilmediğim zamanlarda sabahım,<br />
&nbsp;Günlerdir aç kalan çocukların gülüşünde saklıyım,&nbsp;<br />
Esrarlı sözlerin içinde inci tahtım,&nbsp;<br />
Mekanın boğduğu zindanlardayım, topalladığım yola hayranım,,<br />
Sabrın son demlerinde isyankarım,&nbsp;<br />
Kutsal ayinlerde meryemin kucağındayım,<br />
&nbsp;Türküler söylenirken şark köşemde onu ararım, emin beldelerde cüzdanımı saklarım,<br />
&nbsp;Cami halılarında secdemle bahtiyarım,&nbsp;<br />
Olduranın huzurunda mahcubum,&nbsp;<br />
Elden ele gezdirilenedir nikahım,&nbsp;<br />
Gökyüzündedir mekanım, gençliktendir ki deli akar kanım, bir sıla özlemidir tattığım,<br />
&nbsp;Her geçen gün ağırlaşır sol yanım,&nbsp;<br />
Zindanlarda büyür yavrucağım, bilinmez yollarda ayaklarımdan vurulacağım,&nbsp;<br />
Nefretin ocağına bir kibrit de ben çakacağım,<br />
&nbsp;Yularını tuttuklarımdan ayrılacağım, verdiğim sözlerden cayacağım, tanıdık simalardan kovulacağım, atlar şahlanırken uzak diyarlarda yalnız kalacağım, bir gül dalında keman çalacağım…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 18 Jul 2025 11:28:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATIN TELLERİNDE BİR MAHİR EL</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/hayatin-tellerinde-bir-mahir-el-68</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/hayatin-tellerinde-bir-mahir-el-68</guid>
                <description><![CDATA[HAYATIN TELLERİNDE BİR MAHİR EL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hep aynı yanılgıya aldanıyorum şekli şemalı belli belirsiz olana elbise biçiyor, sonra bir profile sığdırıyorum, perdelerin ardında yaşanırken utanç, kapkaranlık bir sokağın resmini çiziyorum, kırkına varmış da kırkı çıkmamış yetişkinlere gülüyor, az önce doğmuş çocukla birlikte ağlıyorum, mücevheri eğreti duran umutlarıma yeniliyor, emanetçi annelere emaneti teslim ediyorum, un helvasına doyamıyor, tadımlık helvaları taziyelerde pişiriyorum, heterojen şehirlerin insanlarını tek renge boyarken dostlarımı bulamıyorum, acemi balıkçının ilk seferde kırdığı rekora hayret etmiyor, acemi şansına bağlıyorum, mana alemini dolaşırken anlam evrenime dolan sapı çöpü temizliyor secdeye varıyorum, canım diyenlerden canını istiyor, teneşirde vefa namazı kılıyorum, an geliyor bir garip uykuya dalıp bir yılı sayıklıyorum, mayın tarlasına girip geriye bakıyorum, yüksek dağların arasında yol ararken ,ferhata teşekkür ediyorum, gün bugündür diyerek bir kez gökyüzüne bakmadan yola çıkan ahmaka acıyorum, betonlaşmış zihinlerin üzerine basıyorum, yıkanmadan temizlenen meleklerin kapısını çalıyorum, saatler işlemeye devam ederken ben duruyorum saliselerle kum saatini çeviriyorum, bir tenis maçında raketi bileğime takıyor, rakibi sağ yanımda tutuyorum, herkes toparlanırken ben salkım saçak yere seriliyorum, herkes gündüzü doya doya yaşarken ben geceyi seyrediyorum, kapıların ardında sesler duyuyorum, kulak kabartıp geçmişi dinliyorum, hekimlerin sarmadığı yarayı temizliyor acıya ömür biçiyorum… Yılanların zehrini &nbsp;karnına &nbsp;akıtıyor sinsi bakışlarına deri değiştiriyorum, an oluyor mavi gökyüzünde uçsuz bucaksız kanatlanıyor, an oluyor toprağa batıyorum, gümüş rengi halıların üzerinden altın tepsili kızların saç tellerini topluyorum…Mekandan münezzeh İlahiye yalvarıyor, dualarda düşmanı hep yeniden vuruyorum, gün geliyor bir mısrada boğuluyorum , birkaç mektubun yazısını gözyaşımla siliyorum…Günahı hatırlatan elleri en ücraya atıyorum…Karnın alevinde büyüyen urları bir bıçakla kanatıyorum…Tam düşecekken zil sesini duyuyor tekrar ayaklanıyorum…Hançerlerle yaralanan sırtımı temizlerken arkamı görüyorum…Batan güne and içen cahile karanlıklar vadederken her sabah yeniden doğuyorum…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Jul 2025 16:03:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUTSALA SALDIRI MİZAH DEĞİLDİR!</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kutsala-saldiri-mizah-degildir-67</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kutsala-saldiri-mizah-degildir-67</guid>
                <description><![CDATA[KUTSALA SALDIRI MİZAH DEĞİLDİR!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mizah, güldürürken düşündürmeli. Ancak bizde artık tam tersi oluyor: Düşünmeden güldürmeye çalışan bir güruh, toplumu zehirlemeye başladı. Mizah adı altında ahlaksızlık, saygısızlık ve hatta din düşmanlığı bir süredir alenen sahnede. Son olay, sabrımızın ve tahammülümüzün sınırlarını zorladı: Leman Dergisi’nin, iki büyük dinin Peygamberlerini karikatürize ederek savaş ve terör ile ilişkilendirmesi, sadece saygısızlık değil, alenen bir <strong>kutsala saldırıdır.</strong></p>

<p>Bu milletin sabrını sınayanlar şunu artık bilmek zorunda: Dinin, bayrağın, vatanın, namusun ve şerefin mizahı olmaz! Bu değerlerle dalga geçen, adı ne olursa olsun alçaktır! Karikatürde başlarına hale, sırtlarına kanat çizip Peygamberleri birer terörist gibi resmedenlerin niyeti ortadadır: <strong>Toplumu kışkırtmak, değerleriyle alay etmek ve insanları birbirine düşürmek.</strong> Bu; fikir özgürlüğü değil, ideolojik sabotajdır!</p>

<p>Hukuki süreç başlatıldı, evet. Ancak mesele sadece mahkeme salonlarında bitecek kadar küçük değil. Çünkü bu saldırı, milletin ruhuna yapılmıştır. Dahası, bu rezaleti savunmaya kalkanlar da en az bu karikatürü çizenler kadar suçludur. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, karikatürde peygamberlerin hedef alınmadığını iddia etmesi, halkın aklıyla dalga geçmektir. Kimse kusura bakmasın, bu millet bu kadar aptal değil! <strong>O çizimde ne anlatılmak istendiğini kör bile görür!</strong></p>

<p>Sadece Özel değil; ekranlarda, YouTube kanallarında, köşe yazılarında bu rezaleti savunan bir güruh hemen harekete geçti. Ne hikmetse, hepsi birden “fikir özgürlüğü” nutukları atmaya başladı. Sanki bir yerlerden emirler alınmışçasına, sanki cepleri doldurulmuşçasına özgürlük nidaları atılmaya başlandı. Bu refleks tanıdık: Ne zaman dine, vatana, ahlaka bir saldırı olsa, hemen "özgürlük" kalkanına sığınıyorlar. Halbuki yapılan iş düpedüz <strong>provokasyon!</strong></p>

<p>Burada durup bir gerçeği hatırlamakta fayda var. Nazi Almanyası’nın en büyük propaganda taktiği <strong>“Yalan ne kadar büyük olursa, ona inanan da o kadar çok olur.”</strong></p>

<p>Hitler’in Kavgam adlı kitabında bu yöntem açıkça tarif edilir:</p>

<p>“İnsanlar büyük yalanlara küçüklerden daha kolay inanır. Çünkü kendileri büyük yalan söylemeye cesaret edemezler, başkalarının da bunu yapacağına inanmazlar.”</p>

<p>Bugün Türkiye’de yapılan tam olarak budur: <strong>Koskoca bir yalanı hep birlikte söyleyerek halkı kandırmaya çalışmak.</strong> Ama nafile! Bu millet ne dine, ne Peygambere, ne de kutsallarına yapılan saldırıya sessiz kalmaz. Bu milletin imanıyla, sabrıyla oynamaya çalışanlar sonunda hüsrana uğrar!</p>

<p><br />
<strong>Bu topraklar bin yıldır İslam'la yoğrulmuştur. Ezanı susturmaya, değerleri sulandırmaya, Peygamberimize dil uzatmaya çalışan her kim varsa; bu milletin irfanı, imanı ve vicdanı karşısında ezilmeye mahkumdur!</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 14:18:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BOŞ BAŞAKLAR DİK DURUR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bos-basaklar-dik-durur-66</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bos-basaklar-dik-durur-66</guid>
                <description><![CDATA[BOŞ BAŞAKLAR DİK DURUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#190b32">İnsanı ateş değil, kendi kibri yakar. Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar. Kime nasıl bakarsan o da sana öyle bakar.</span><span style="color:#555555">&nbsp;</span></strong>(Hz. Mevlana)</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">İnsan kendisine, kendisinin yaptığı hatalara, yanlışlara, eksiklere ve kusurlara bakamayacak, göremeyecek ve de kabul edemeyecek kadar kör bir varlıktır. Yaşamın içerisinde eleştirmekten tutun da var olan her şeyde karşısındaki insanda her türlü eksiği görmekle birlikte, kendi bencilliklerini, hatalarını ve eksikliklerini görmeyerek, hiçbir eksiği olmayan bir varlık olarak yaşamlarını sürdürmeye devam eden kör varlıklar vardır. Onlar ki, var olan her şeye kördürler.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Kendine kör bir varlık olan insanlar egolarını tatmin eden, her toplumda her ortam da her zümrede her seferinde başkalarını eleştirmekten kaçmayan, her an bir kusuru gören bunun üzerine kendi kusur ve yanlışlarını görmezden gelerek her vakit üste çıkan zor karakterli kişilerdir. Öyle ya kime ve neye nasıl bakarsan onlarda sana öyle bakar. O nedenle de kendilerine kör olan her kişi(ler) bunun bilincinde olmalıdırlar.</span></p>

<p><span style="background-color:white">&nbsp;Bilinmelidir ki, ne ekilirse o biçilir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">İnsan kendi cehaletini ve eksikliğini her zaman görmezden gelir. İnsan kendisine kör olduğundan kaynaklı, kendisiyle ilgili kusurları ve eksiklikleri idrak etmekte zorlanan bir varlıktır. Bundan kaynaklıdır ki, kibirle yol almaktan çekinmeyerek egolarını her geçen zaman içerisinde daha da tatmin etmeye devam ederler.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">İnsanlar bilmediklerini bildiklerinde daha da mütevazi olurlar. Lakin bilmediklerini bilmedikleri zaman da dik oluveriyorlar. Bilirsiniz ki, boş başaklar dik durur. Çünkü içinde tane yoktur. Yok denecek kadar azdır. Bu sebepledir ki, eğilmek durumunda kalmamaktadırlar. Dolu olan başaklar ise eğilir. Çünkü içinde barınan çok şey vardır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Bundan kaynaklıdır ki, dolu insan, mütevazi insan, kibri olmayan insan, donanımlı ve olgun insan kendisine öz eleştiri yapabilen, gelen eleştirilere karşıda saygı göstermesi gerektiğini bununla beraber var olan eksikliklerine karşıda kabul edilebilirliği mevcut olanlandır. Böylesine insanlar kendilerine kör olmayan insanlardır. Kibirle yol almamaktadırlar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">İçleri boş başaklar gibi her seferinde dik duruyormuş gibi yapanlar (kibirle yol alanlar) ve başkalarının hatalarını ve eksikliklerini sürekli olarak görenler kendi kibirlerine, egolarına, yanlışlarına, hatalarına ve eksikliklerine hiçbir zaman söz ettirmezler. Çünkü kendi eksiklikleri ve hatalarıyla yüzleşmek onlar için çok daha zor bir hal almaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Sürekli kendilerini öven, muhteşem başarılara imza attıklarını düşünenler, olay başkalarını eleştirmek olunca da ağzındaki ve yüreğindeki tüm kötülükleri ortaya saçan ama kendilerini mükemmel gören ve kendilerine eleştiri anlamında kör olan bu insanların cehaleti dünya üzerinde ne yazıktır ki, ciddi manada yer kaplamıştır.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><strong>Unutulmamalıdır ki;</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Kendilerine kör bir varlık olan ve her vakit egoyla kibirle yol alan insan(lar), inşa ettikleri hiçbirşeyleri ayakta kalmaz. Gün sonunda bir öteki’ye ihtiyaç duyacak olup, sürekli olarak eleştirilmeye mahkum kalacaklardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 22:44:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ONURLU OLMAK, HER ZAMAN GALİP GELMEK DEĞİLDİR.</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/onurlu-olmak-her-zaman-galip-gelmek-degildir-65</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/onurlu-olmak-her-zaman-galip-gelmek-degildir-65</guid>
                <description><![CDATA[ONURLU OLMAK, HER ZAMAN GALİP GELMEK DEĞİLDİR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Onur, çoğu zaman dış etkenlere bağlı sanılır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">İnsanlar, kendilerine yapılanlarla değer biçer, haksızlığa uğradıklarında onurlarının zedelendiğini düşünürler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Oysa gerçekte, insanın onuru başkalarının ona ne yaptığıyla değil, onun ne yaptığıyla şekillenir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bize yapılanlar bizim kontrolümüzde değildir; fakat bizim yaptıklarımız tamamen bize aittir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bazıları onuru bir savunma mekanizması olarak kullanır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">En küçük bir eleştiriyi bile onurlarına saldırı sayar, her olayı kişiselleştirir ve tepki verirler. Ama onur, tepki göstermek değil, duruş̧ sergilemektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Gerçek onur, insanın başkalarının tutumuna göre şekil almaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Sabır, vicdan ve dürüstlükle hareket eden kişi, en ağır haksızlıklar karşısında bile onurunu korur. Ancak kin, intikam ve küçük hesaplarla hareket eden, farkında olmadan kendi onurunu parçalar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Onurlu olmak, her zaman galip gelmek değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bazen onurlu kalmak için kaybetmeyi göze almak gerekir. En büyük sınav, insanın zor anlarda verdiği kararlarda saklıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bir insan, “Ben onurumu koruyorum” diyerek başkalarına zarar veriyorsa, aslında kendi değerini yok ediyordur. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Onur, intikamla değil, adaletle korunur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Saygısızlıkla karşılaştığında, sen de aynı şekilde mi karşılık veriyorsun? O zaman karşındaki kişi değil, sen kendi onurunu zedeliyorsun.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Sana iftira atıldığında, sen de iftiraya mı başvuruyorsun? O zaman senin onurun, iftiraya uğramaktan değil, iftiracı olmaktan zarar görüyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">İnsan onuru, düşmanın darbeleriyle değil, kendi vicdanına attığı çelmeyle yıkılır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">İnsan onurunu kaybetmek istemiyorsa, öncelikle kendine yakışanı yapmalıdır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Gerçek onur, dış̧ etkilerden bağımsızdır. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">Başkalarının yaptıkları, insanın durusunu belirlemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Kendi hatalarını görmeden sürekli dış etkenleri suçlayanlar, aslında onurlarını en çok zedeleyenlerdir. Çünkü̈ kaybedilen onur, başkalarının saldırısıyla değil, insanın kendi tercihiyle yok olur.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 14:46:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ECDADI YAD EDELİM</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ecdadi-yad-edelim-64</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ecdadi-yad-edelim-64</guid>
                <description><![CDATA[ECDADI YAD EDELİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gözü yaşlı &nbsp;çocuksa , &nbsp;dayanır mı sineler,&nbsp;<br />
Binbir güçlükle gelene, sorulur bilmeceler<br />
&nbsp;Ey yiğit kalk yerinden, kabarır bak heceler<br />
Kimbilir kaç atlıyla geçti Kanuni burdan<br />
Kılıcını salladı, sen aynaya bak utan<br />
Çifte yemiş atalar, vermemiş &nbsp;karış toprak<br />
Sen yatarsın yatarsın, kalkmazsın soluk alsak<br />
Sözün tavrın bulur mu gayyada bağıranı<br />
Arkana bakarsın da bulmazsın çağıranı<br />
Bilir misin zihinler bulanır baharlarda<br />
Bir avuç emek imiş kaybolur sahralarda<br />
Yanıma otursan da &nbsp;yad etsek ataları<br />
Vallahi bu ömür ki bu dünya kiraları<br />
Rüzgar uğuldamaz mı kulağına senin de<br />
Gitti giden toparlan azığın sol elinde<br />
Buram buram kokuyor kervanda fesleğenler<br />
Sana küfür edene senden mi serzenişler<br />
Kulağını tıka ki nadan sesi haramdır<br />
Duysan da unut gitsin unutan bahtiyardır<br />
Sıra sıra dizilir zamanın yasaları<br />
Adaleti unutan edinmez tasaları<br />
Bin kere ölsemde bir uyanıksan ne ala<br />
Sabrını mı sınıyor, hayat sığıyor ana<br />
Gez eğlen peki nedendir bu endişe<br />
Sen mi kurtaracaksın öyleyse giriş işe<br />
Askerlerin elinde bir matara su kaldı<br />
Dön bak hele geçmişe dünya diyen aldandı<br />
Ecdadın kılıç sallar senin elinde topacı<br />
Tavaf edip duruyor ihram giymiş bu hacı<br />
Kabeye özleminden susuz uyur ihtiyar<br />
Peygamber çağırmaz ki ,bir çağırsan nola yar<br />
Gölgesini düşürmüş ayakaltı dolanır<br />
Ayaklardaki özlem gelir kalpte toplanır<br />
Meryem kundağın açmaz bilir çocuk babasız<br />
İsa dile geliyor, ümmet nasıl da gamsız<br />
Simsiyah deriler mi güneşle oynaştadır<br />
Yatak döşek yatanlar mezarsız telaştadır<br />
Kulağımıza gelir bir yerlerde bedevi<br />
Bilmem ki yorgun mudur peygamber anneleri<br />
Sırat bekler durur da cehennem melekleri<br />
Nolur Murad etsen de hep cennet dedikleri<br />
Kevserden içsek biraz çeşmeler kurumuştur<br />
Mizan mizan denilen &nbsp;elbet ki kurulmuştur<br />
Yanıma alıyorum mushaftadır bildiğim<br />
Seni duyar duymazdır, eskileri sildiğim&nbsp;<br />
Ağlarım duyan olmaz duyarlar güldüğümü<br />
Bilmem kimler açacak elimde kördüğümü<br />
Hıçkırıklar yayılır sağır olur duyanlar<br />
Kahkahalar yayılır duyar olur kulaklar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 May 2025 12:18:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>FİLİSTİN’DE YAŞAMAK</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/filistinde-yasamak-63</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/filistinde-yasamak-63</guid>
                <description><![CDATA[FİLİSTİN’DE YAŞAMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Filistinli çocuklar gökyüzünde kuşları seyrederken insan eliyle yapılan kuşlar(savaş uçakları) onlara gökyüzünden bomba yumurtası yağdırmaya başladı.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Masum sevimli kuşlar kayboldu semayı bomba yağdıran kuşlar kapladı.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Onlar gökyüzünde ne gündüz güneşi ne de gece yıldızları görebiliyorlar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Onların tek gördüğü şey gökyüzünden yağan bombalar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsan eliyle yapılmış o zalim kuşlar şehirlerini ve evlerini mahvediyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Cehennemi zakkum yumurtaları taşıyan o insani kuşlar tahribat ehli olan zalim insanların hesabına ve emrine çalışıyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Her tarafı kana bulayarak sadece Filistinli çocukları değil bütün insanlığı öldürüyorlar. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Her bir masum çocuğun ölümü dünyayı biraz daha karartıyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hepimizin yaşama sevincini alıp götürüyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsan, çocukların korunamadığı daha doğrusu yaşatılamadığı bir dünyada olmak istemiyor. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Çocuklar yoksa siz niye varsınız? Biz niye varız? Onlar yoksa dünyayı ne yapacaksınız? &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Öldür emrini veren bir ayağı çukurda olan zalim yaşlı adamlar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Artık hazırlanın cehennem sizi bekliyor. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Masum çocuklar sizlerin olmadığı bir dünyada barışı ve huzuru sağlayacaktır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Onlar savaşın olmadığı bir dünyayı inşa edecekler.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sizlerden gördükleri kanlı vahşetlere bulaşmayacaklar. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sizler olmayınca Filistinli bir çocukla İsrailli bir çocuk kardeş olmayı başarabilecek.&nbsp; </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sokaklarda, parklarda ve caddelerde özgürce yürüyebilecekler.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Ortak değerler etrafında birleşebilmeyi ve bir arada yaşayabilmeyi sizlere inat sağlayacaklar. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Gökyüzünde kuşların dansını seyrederek yeryüzünde beraber hareket edebilmeyi öğrenecekler. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Evet yapacaklar. Çocuklar yapacak…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Henüz 7-8 yaşlarında ellerinde taşlar, sopalarla sokaklarda ülkesini savunma peşinde bir çocuk.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Arkadaşlarıyla ya lastik yakacak ya da taş atacaktı. Attığı taşın karşılığında da sicim gibi yağan kurşunlardan yere yatarak kurtulacaktı. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ve kurtulduğunda başka bir haber onu yıkacaktı babasının şehit olduğu haberi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ellerinde ne varsa bırakıp babasının cenazesini götüren insanlara doğru avazı çıktığı kadar hıçkırıkla birlikte haykırarak koştu. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kim bilir en son ne zaman nasıl gördü babasını? “ Elveda baba” haykırışları sardı Filistin’i. Bir çocuğun babasına hazin ve son vedası…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ve bir diğeri oda henüz 7-8 yaşlarında daha kendi benliğini bilmeden, tanımadan annesi onu kardeşinin yanında bırakıp ülkesini savunmaya gitmişti. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Annesine bir şey olursa kardeşine kendisi annelik yapacaktı. Daha kendisi annesine doyamamışken kokusunu içine çekip gözlerinin içine aşkla bakamamışken, dünyadan bir haber kundağında mışıl mışıl uyuyan kardeşine annelik yapacaktı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Dışarıda bomba sesleri, silâh sesleri kulakları sağır ederken kendisini bırakıp kardeşinin kulaklarını kapattı. Kendi canından vazgeçip kardeşinin üzerine siper oldu.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Çünkü aileden geriye kalan sadece oydu ve onu korumak zorundaydı her şeye rağmen..</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bir de Filistin gençleri var çocuklardan bir adım daha önde duran, kendilerini siper eden gurur timsali, cesaret timsali gençler var Filistin’de.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Hani genç bir kız vardı. Adı Meryem Afifi. Ülkesini savunurken İsrail askerlerince gözaltına alınan Meryem. Gözlerinin içinde korkudan eser yok askerin yüzüne yüzüne bakıyor adeta haykırıyor “ bizi yıldıramayacaksınız, bizi bitiremeyeceksiniz” diyor.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kendisini çeken kameraya bakıyor Meryem gülümsüyor. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ve o genç kız askere şu ders dolu sözleri haykırıyor: “ben ne yaptım? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Dövülen bir çocuğu korumaya çalıştığım için mi?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Evlerinden çıkarılmak istenen insanları koruduğum için mi bu haldeyim?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Sen şu an ne hissediyorsun? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Biliyorum sen de bir insansın, bir ailen var, belki çocukların var. Onlar büyüdüğünde zalimlerin tarafında olmasını ister misin?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Sen küçük bir çocukken geleceğe dair hayaller kurarken bunu mu hayal ettin? Yanlış tarafta olmayı mı? Büyüyünce zalim olacağım mı dedin?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Büyümeyi hayal eden ve rüya gören bir çocukken, istediğin bu muydu?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Zalimlerin yanında olmak?” Allah’ım o ne güzel cümleler, o ne büyük bir ders.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Çok daha az sürede çok daha fazlasını yapmak zorunda kalmaktır Filistin’de çocuk olmak… </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Doğru ya da yanlış, elindeki bilgi ile ne söylenirse hayatı pahasına oyun oynadığını zannederek anneni, babanı, abini bir kere daha görmeyi dünyadaki her şeyden daha çok isteyerek…</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Herkesin harcı değildir Filistin’de çocuk olmak… </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Çocukluğunu yaşamadan çabucak büyümek demektir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Filistin’de işte böyle çocuklar, gençler vardı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ne pahasına olursa olsun kendisini siper, canla başla cihad eden, Kudüs’ü asla yalnız bırakmayan, vücudu delik deşik olmuş...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Gözleri vücudunu terk etmiş, iki çukurla etrafı seyrediyordu. Olanı biteni anlamaya çalışıyordu. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Lânetliyordu bu savaşı olmayan gözlerle…</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 May 2025 10:31:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖRSEL DÜŞÜNCENİN GÜCÜ</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/gorsel-dusuncenin-gucu-62</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/gorsel-dusuncenin-gucu-62</guid>
                <description><![CDATA[GÖRSEL DÜŞÜNCENİN GÜCÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#404040">Sabah gözümüzü açar açmaz bir ekranla karşılaşıyoruz. Belki bir telefon, belki bir televizyon... Gözümüzü ovuştururken bile karşımıza çıkan ilk şey bir tasarım. Uyandığımız andan itibaren gün boyunca yüzlerce, hatta binlerce görsel mesajla karşılaşıyoruz. Renkler, tipografi, simgeler, logolar, afişler, etiketler… Tüm bu görseller bize sadece bilgi vermiyor; bizi yönlendiriyor, ikna ediyor, bazen de farkında bile olmadan kararlarımızı şekillendiriyor. İşte bu noktada, reklamcılık ve grafik tasarım iç içe geçmiş iki güçlü araç olarak hayatımıza sızıyor.</span></p>

<p><span style="color:#404040">Reklamcılık bir fikir satma işidir. Ama bu fikir kelimelerle değil, çoğu zaman görsellikle satılır. İnsan gözü, beynin en hızlı yanıt veren uzantılarından biridir. Duygularımızın en çok harekete geçtiği anlar, görsel uyarıcılara maruz kaldığımız anlardır. Bu yüzden bir reklam metni ne kadar iyi yazılırsa yazılsın, o metni taşıyan grafik tasarım yeterince güçlü değilse, hedef kitleye ulaşamaz. Grafik tasarım burada sadece estetik bir dokunuş değil; bir stratejidir, psikolojik bir hamledir.</span></p>

<p><span style="color:#404040">Hiçbir kelime kullanılmadan sizi duygulandıran bir afiş gördünüz mü? Ya da sadece bir logo ile bir markaya duyduğunuz güveni fark ettiniz mi? Belki de sadece bir renk bile sizde bir his uyandırdı: yeşil huzur, kırmızı heyecan, mavi güven... İşte bu bilinçaltı düzeydeki etki, grafik tasarımın en güçlü alanıdır. Renkler, boşluklar, denge, hiyerarşi, font seçimi… Her biri bir reklamın zihinsel mimarisini kurar.</span></p>

<p><span style="color:#404040">Tasarım, tüketim çağının yeni dili oldu. Düşünün, bir ürünü satın almadan önce kaçımız gerçekten içeriğine, işlevine, verimliliğine bakıyoruz? Çoğu zaman kararımızı ambalaj şekli, sosyal medya görselleri, afişleri veya web sitesi tasarımı belirliyor. Grafik tasarım, ürünün kimliğini oluşturmakla kalmıyor; tüketici ile arasında bir bağ kuruyor. O bağ kimi zaman nostalji, kimi zaman bir yenilik hissi, kimi zamansa güven duygusu ile örülüyor.</span></p>

<p><span style="color:#404040">Ama bu kadar güçlü bir alanın düşündürücü bir tarafı da var:Gerçekten özgür müyüz seçimlerimizde? Yoksa bizi cezbeden her renk, her çizgi, bilinçli olarak işlenmiş bir manipülasyonun parçası mı? Grafik tasarım, bir sanat olduğu kadar bir mühendisliktir de. Kullanıcı deneyimini optimize etmek, dikkat süresini artırmak, satın alma kararını tetiklemek gibi birçok psikolojik ve davranışsal hedef için kullanılır. Tüketici olarak biz,bu oyunun neresindeyiz?</span></p>

<p><span style="color:#404040">Bu noktada grafik tasarım, yalnızca bir estetik kaygı değil; bir ideolojik araç haline geliyor. Bir kampanyanın toplumsal mesajını yaymakta da, bir markanın çevreci olduğunu göstermekte de, bir düşünceyi "moda" haline getirmekte de tasarım başrolde. Reklamcılık ise bu mesajların taşıyıcısı, anlatıcısı, hatta bazen kışkırtıcısıdır. Ve biz, bu sessiz iş birliğin etkisi altındayız. Her gün, her saat, her dakika…</span></p>

<p><span style="color:#404040">Tasarımcılar ve reklamcılar, aslında günümüzün modern filozoflarıdır. Farklı sektörlerle ve farklı alanlarla iç içe olmaları onları her konuda bilgi sahibi olmaya iteliyor. Görsel sorular soruyorlar. Cevaplarımız ise satın almalarımızda, tercihlerimizde, davranışlarımızda gizli. Grafik tasarım, doğrudan duygularımıza hitap eden, çoğu zaman sorgulamadan kabul ettiğimiz bir mesaj dilidir. O yüzden bugün tasarıma bakarken sadece “güzel mi?” diye sormak yetmez. Şunu da sormalıyız: “Beni neye ikna etmeye çalışıyor?”</span></p>

<p><span style="color:#404040">Belki de artık grafik tasarımı sadece bir süsleme sanatı olarak görmekten vazgeçmeli, onu eleştirel bir gözle değerlendirmeliyiz. Ne anlatıyor? Neyi saklıyor? Hangi duygumu kullanıyor?</span></p>

<p><span style="color:#404040">Çünkü farkında olalım ya da olmayalım, tasarım her yerdedir.</span></p>

<p><span style="color:#404040">Ve her tasarım bir seçimdir.</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 May 2025 15:31:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KIŞ UYKUSU FİLM YORUMU</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kis-uykusu-film-yorumu-61</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kis-uykusu-film-yorumu-61</guid>
                <description><![CDATA[KIŞ UYKUSU FİLM YORUMU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Film özlediğimiz felsefi derinliğe sahip, aynı evde yaşayan üç ana karakter..Kültür düzeyleri yüksek kurdukları her cümle hedef şaşırmadan istenilen mesajı karşıya iletebilecek güçte, hiç tereddütsüz kurulan ve karşı tarafça rahatça anlaşılan seviyede, kurulan cümleler kaynak ve alıcının eşitliği ve denginde…</p>

<p>Yaşadıkları hayat seçimleri, şehir ise yine kendi tercihleri,tercihlerini yaşayarak mutsuz olmalarına rağmen &nbsp;film boyunca hep bir suçlu arama telaşı, oysa yaşadıkları hayatı değiştirebilecek güce sahipler..</p>

<p>Aydın;</p>

<p>Zirveyi de etekleri de iyi bilen bir karakter, seçimini dağın eteklerinden yana kullanmış bu seçimle ben basit biriyim ve basit biri olarak kalmayı istiyorum diyerek açıklama yapma gereği duyuyor..</p>

<p>Sen maneviyattan ne anlarsın bir kere bile annenin babanın mezarına gidip ağlamış değilsin diyen ablasına: ağlamanın çeşitli yolları var diyerek hayata baktığı pencereden gördüğü uzağı ve aydın bakışından yansımalar tek cümlede…</p>

<p>Ablasının yazdığı yazılarla ilgili yaptığı eleştirileri büyük bir sabırla dinlerken, okların aslında korunanı değil de koruyanı hedef aldığını büyük bir ustalıkla, atmaca çevikliğiyle yazılarımı değil beni………. Diyerek yakalıyor. Bir sanatçının önce can değil canan yaklaşımıyla titizlik gösterdiği eserlerine Necla tarafından yapılan acımasızca eleştiriler, en nihayetinde Aydın’ ın sabrını, dil yapımı bombayla kilometrelerce öteden duyulacak gürültüde, aynı zamanda en büyük enkazı belkide yüreğindeki derinlere bırakacağı an sabrın tükenişi ve aydının ayna benlikle karşı duruşu…</p>

<p>Nihal;</p>

<p>Çürüyen gencecik bir beden kayıtsız şartsız çürümeye belkide sahibi tarafından onay verilmiş genç beden, olgun bir ruh…</p>

<p>Dudaklarında gitmek istiyorum çığlığı ile ben buraya aidim gidemiyorum ızdırabını tüm varlığıyla çevresine tattırıyor ve çürüyen beden parçalarını cümleleriyle kusuyor….suçluyor.Aydın kendisini eşinden &nbsp;yani diğer yarısından dinliyor, nihal konuşmuyor adeta kusuyor, ‘’Erdemlerinle boğuyorsun’‘çıkardığı en büyük et parçası belkide en kokmuşu…Aydının yüzünde şömine ateşinin aydınlığıyla gözlerinde sıcak ve karizmatik bir gülüşün güven veren samimiyetiyle diğer yarısını dinliyor…Nihal belkide gerçekleri anlatıyor ‘’sevdiğin kimse yok herkes senin nezdinde potansiyel suçlu, herkes senin nazarında bir şeylerden kaybediyor, her kesim sende bir şeylerden yok oluyor’’ diyerek insanları olduğu gibi kabullenmenin ve öyle sevmenin bireylere değil de olgulara yönelmenin zorluğunu yineliyor..Fakat sözlerin cümlelerin ve &nbsp;bakışların bazen hiçbir şey anlatmadığı hiçbir şeyi çözmediği unutuluyor</p>

<p>Nihal; Aşkın öğelerini eylem halini diğer yarısından esirgiyor Aydını sevgisizlikle suçlarken,odasında yanan tek ateşin şömine ateşi olduğunu görmezden geliyor,Aydına yönelttiği eleştiri oklarının bazılarını kendisinin yarattığını Aydını’ın belkide öyleyimdir ama ben en azından ara sıra da olsa hatalarımı kabul ediyorum karşılığına rağmen sahiplenmiyor ve aynı çatı altında iki ayrı eve kesin bir çizgiyle kapı açıyor…Nihalin elimde bir tek bu kaldı beni hayata bağlıyor diye tanımladığı yardım faaliyetlerine devam ediyor..Elinde yüklü bir parayla kiracı ismaile giderek tek bir yara da olsa iyileştirmek istiyor..Namusunu koruduğu için toplum tarafından cezalandırılan ve kendisini sarhoş olarak tanımlayan İsmail, yüzünde kurulan sistemin aptal oyuncularına alaycı bir ifadeyle gülümsüyor, yüksek meblada olduğunu düşündüğü parayı yaşadıkları acılara göre kategorilere ayırıyor ve yine alaycı bir gülümsemeyle eline parayı alarak ateşe yaklaşıyor elindeki parayı ateşe atarak , paranın değerlerini koruma uğruna yaşadıkları acının &nbsp;verdiği zararları telafi edemeyeceğini resimlemiş oluyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 May 2025 11:56:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GENÇLERDE KAYGI DUYGUSU</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/genclerde-kaygi-duygusu-60</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/genclerde-kaygi-duygusu-60</guid>
                <description><![CDATA[GENÇLERDE KAYGI DUYGUSU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#4e4e4e">Şu günlerde salgınlar, iklimsel felaketler yüzünden birçoğumuz hele ki gençlerimiz gelecek kaygısı taşıyorlar. Evet, hayat düşe –kalka bir yolculuk. Gençlerimizin derdi ise ailelerine yük olmamak. Çok sayıda fedakâr anne ve baba “Evladım bu kaygıyı taşımasınlar, bir ömür boyu yanlarımda olurum” diyorlar. Gençlerimiz kendi ayakları üzerinde durmanın daya iyi olacağına inanıyorlar. Onun için uzun bir yolun başlangıç aşamasını yaşıyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">Gelecek, içinde belirsizlik ve bilinmezlik içeren bir kavramdır. Gelecek kaygısı ise bu bilinmezlik durumuna karşı herkesin dönem dönem içine düşebileceği; huzursuzluk hissinden şiddetli bir endişe haline evrilerek, kişinin işlevselliğini olumsuz yönde etkileyen bir duygu halidir. Herkes hayatında kaygı, endişe ve korku gibi duyguları belirli ölçüde deneyimler. Bu duygular insanoğlunun var oluşunun devamlılığını sağlar hatta bazen koruyucu ve motive edici bile olabilir. Örneğin, kaza geçirmekten korkmasaydık otobanda 300 km hızla gidebilirdik ya da başarısız olmaktan endişe etmeseydik, önümüzdeki sınavlara çalışma gereği bile duymazdık.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">Özetle, kaygı duygusu yeterince olduğu durumlarda, koruyucu bir etkiye bile sahiptir. Belirsizlik ve bilinmezlik gelecek kaygısının en önemli nedenlerinden biridir. Kişilerin bu belirsizlik durumuna karşı kendi zihinlerinde yarattığı senaryolar, olasılık ve tahminler bazen öyle bir noktaya gelebilir ki bireyin hayat akışını aksatmaya başlar. “Ya öyle olmazsa, ya başaramazsam, ya işsiz kalırsam…” gibi kaygılardan doğan huzursuzluk hali, kişinin günlük yaşantısına hükmeder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">İnsanoğlu, karşılaştığı her durumu kontrol etmek ister. Eğer olayları, kişileri ve durumları kontrol edebilirse kendisini güvende ve rahat hisseder. Bununla beraber içinde bilinmezlik durumu yaşayan kişilerin, geleceği kontrol etmesi veya istediği yöne çevirebilmesi bazen mümkün olmayabilir. İşte bu kontrol edememe durumu, içinde yaşadığı anda onda huzursuzluk, gerginlik, kaygı ve bazen kişiyi tamamen içine hapseden bir korku haline dönüşebilir. Kontrol edememe durumu da gelecek kaygısını tetikleyen ikinci en önemli nedendir.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">Belirsizlik, geleceğin tahmin edilemezliği ve kontrol edememe durumu; gelecek kaygısının temel nedenleri olarak özellikle bazı kişileri daha çok etkiler. İnsanlar, gelecek kaygısını hayatlarının birçok döneminde deneyimleyebilir. Özellikle hayatlarında dönüm noktası olarak tanımladıkları eğitim, askerlik, evlilik gibi durumlar bunun daha çok hissedilmesine yol açabilir. Günümüz ve ülkemiz koşulları düşünüldüğünde ise son zamanlarda gelecek kaygısını her yaştan birey daha çok yaşamakta. İlkokul çağındaki çocuklar bile kendi aralarında “Acaba bu doların durumu ne olacak?” diye konuşuyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">Üniversite ve LGS gibi sınavlara hazırlanan gençler, mezun olacak üniversite öğrencileri ve iş arayışındaki gençler de derin bir ümitsizliğe kapılıp “Ne yaparsak yapalım, hangi mesleği yaparsak yapalım bir anlamı yok. Zaten sürüneceğiz, iş bulamayacağız” diye çaresizce şikayetlerini dillendiriyor. “Ders çalışmak boşuna, iyi bir fakülte kazansam da nasıl olsa iş bulamayacağım, niye uğraşıyorum” gibi işlevsel olmayan düşünce yapıları çığ gibi gençlerimizi derin bir umutsuzluk girdabına sürüklüyor. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">İnsan, sosyal bir varlık olduğu için ilişkiler bireyin yaşamında oldukça önemli ve belirleyicidir. Gelecek kaygısı taşıyan bireylerin çevresinde onları destekleyen arkadaşlarının, öğretmenlerinin olması ve sıcak aile ilişkileri; ihtimaller ve belirsizlik karşısında kaygılarını azaltmada oldukça etkilidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">Eğer ki gençlerin içinde bulunduğu aile, gelecekle ilgili kaygıları yoğun yaşıyor, sürekli bunları gündemde tutuyorsa, geçlerin bu durumdan etkilenmemesi mümkün değildir. Çünkü kaygı bulaşıcıdır ve her yaştan bireyi kolayca etkileyebilir.&nbsp; Erişkin bireyler olarak aileye düşen, geleceğin belirsizliğini gençler adına biraz olsun netleştirmek, karamsar olmamak ve güvence vermektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2d2d2d">Gençlere, sevildiğini ve desteklendiğini hissettirmek, hedeflerin oluşmasında ve planlama aşamasında yardımcı olmaktır. Kişi kendini böylece daha güvende hissederek, kaygısıyla daha kolay baş edebilir. Özetlemek gerekirse, gelecek kaygısı yaşamadan hayallerinin peşinden gidebilen mutlu gençler için destekleyici olmak aileye düşen en büyük sorumluluktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 18:54:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOBANIN UYKUSU</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/cobanin-uykusu-59</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/cobanin-uykusu-59</guid>
                <description><![CDATA[ÇOBANIN UYKUSU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kaptan değiştiğinde sallanır gemi, ne atılır bilinmez hafiflesin diye yolculuklarımız, dolu dolu valizlerle her seferinde omuzlarımızda sorumluluklarımız, binlerce kuş kanatlanmayı beklerken başımızın üzerinde, itinayla toprağa basar ayaklarımız, boşluğa açılan kapılardan haberdarız, dünya malı dediklerimiz sırtımızda kambur olmuşken zordur kendimizden ayırmamız, tek kanatlı sinekler sessiz uçarken, kirli kandan beslenir şeytanlarımız, daha ne kadar yorulur bilinmez içimizde umutlarımız, kel kaldıktan sonra tarakla dolaşmanın buruk sevincini yaşarken hep aynı yerde tükenir umutlarımız, dökülür sonbahar yaprağında mevsimler, solar çiçekleri bir mum ışığında baharı bekleyenlerin, ormanın içinde bodur ağacın gölgesinde dinlenenlerle beraber açıkta kalır yaptıklarımız, misali görülmemiş olayların içinde yer alırken cesur vicdanlarımız, yozlaşmış topluma yabancıyız, içimizden sızan kanı avuçlarken sol elimiz, bir kez olsun ah etmez dilimizde cümlelerimiz, affetmenin erdemine varmışken çocuklarımız, büyür yetişkinliğin sırtında öfkemiz, aslına rücu edenlerin elindedir ilk taşı atacaklarız, bir hikayenin sonunda durur soldurduklarımız ve &nbsp;ayakta ölür vurduklarımız, daha ne kadar çalar ki aynı şarkıyı gramofonlarımız, zamanın bizedir o vaktedir borcumuz, ardında kalanlara bir el sallamaz mı kibirli yanımız,güneş doğacak diye perdeleri açar sabahlarımız, bir sisin ardındadır anılarımız, dağılan yuvalarında demansa uğrayanlarımız, bir düşüncenin ardına sığınır sihirli sandıklarımız, yorulduk mu çocukluğun mutluluğuna sarılırız, biterse gözyaşımız sahtekardır ağlayanlarımız, gurbete düşmüş bahtımız, bazen tekmelediğimiz nefsin elinden tutarız, kör olur bakışlarımız, ille de aynı &nbsp;olmalı yetişkinsek oyuncaklarımız, kabrimizin başında &nbsp;okunacak fatihamız, çoban kurdu görmez uyur,ulur kurt ağıt yakar kavalımız...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 May 2025 17:38:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİBRİN ESARETİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kibrin-esareti-58</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kibrin-esareti-58</guid>
                <description><![CDATA[KİBRİN ESARETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kendime bakıyorm aynalara yüzüm yok<br />
Minnet ettiğim yari sevemedim gözüm yok<br />
Kin elbiseleri giyinmiş gezer iken<br />
Ahret fukarasına bir cümlelik sözüm yok<br />
Aşın pişmiş yemeğe bir tahta kaşığın yok<br />
Gaflet ile süslenmiş zanneder ki cennettir<br />
Yolun sonunu bilmez bu nasıl bir gaflettir<br />
Kıyamaz varlığına yokluğa yabancıdır<br />
Saklar eli koynunda mübarek bu ne sırdır<br />
Elin atmış yarına yarın var mı bilen yok<br />
Kazmış mezarını da giyinecek kefen yok<br />
Çırılçıplak bedenler sürü sürü gider de<br />
Hesabı tutulacak temiz bir defteri yok<br />
Mal mülk ile oyalan elbet gelecek ziyan<br />
Hiç durmasın dillerin her daim sen onu an<br />
Melekler saf saf olmuş aralardan sızılmaz<br />
Al eline kalemi sevgiliye etme naz<br />
Mürekkebi bitmişse kalem ile yazılmaz<br />
Diri ise bedeni mezar derin kazılmaz<br />
Sakiler dolaşıyor dili kuruyanlara<br />
İftar bekliyor yolcu durur kervansarayda<br />
Asılıp kesilecek koyunların eti yok<br />
Yazık etme yabancı bıçağın çehresi yok<br />
Halık vermedi diye dualara küsülmez<br />
Dilencinin yanında çıplak elle geçilmez<br />
Sen sen ol sevdiğine sitem etme ey veli<br />
Düşmanlık eder isen kalbin rahata ermez<br />
Kağnılar gidiyor da yok üstünde teçhizat<br />
Bilinmez nerde saklar, gerekir mi izahat<br />
Nazlı gelinler bile eteğine saklanmış<br />
Döner döner durursun nefsin seni yok saymış<br />
Kibrin öyle büyük ki yüce dağları aşmış</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Apr 2025 13:30:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR NİSAN BULUTUDUR BAKIŞLARIMIZ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bir-nisan-bulutudur-bakislarimiz-57</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bir-nisan-bulutudur-bakislarimiz-57</guid>
                <description><![CDATA[BİR NİSAN BULUTUDUR BAKIŞLARIMIZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kelama hasret kalemimiz, bir nisan bulutuna düştü gözlerimiz, yola asi yoldaşlarımız, kaçıncı isyankarlığıdır bilinmez, bahtsız bedevilerin ayak parmaklarındayız, yürüdükçe büyürken bedenimiz, küçülüyor yapıp ettiklerimiz, ne kadar ırak olsa da yaşadıklarımız küçük görüyor gözlerimiz artık incindiğimiz kelimelerin ateşinde yanarken akranlarımız daha kaç kere &nbsp;konuşur gözlerimizde sustuklarımız, sahanın dışında topa vuranlarımız ,kendi kalesiyle kavgalı yarınlarımız, bilinmezliğin gölgesine vururken aslımız, biz yinede aynı safta durmalıyız, tertemiz akıllarımızda yine kıt anlayışımız, mücrim bir bestenin bedeninde sağ yanız, bir türküye çalınırken hasretlerimiz ayrılığa beş kala coşar damarlarımızda kanımız, budur sızısı düşmüş gönül hırsızlarına en acı cevabımız, eğlenedururken fani hayatlarımız, cennet ehlinedir selamımız, güllerin yapraklarına küstüğü coğrafyalarda alkali toprağıyız, şehrin birbirine yabancı sokaklarındayız, bir minik eli tutmak isterken vuslatı kıl payı kaçıranlardanız, bembeyaz bir sayfadır mürekkebi dolu kalemlerden beklediğimiz, daha dün gibi hatırladıklarımız, selası verilen dostlara ne zaman olur vedamız, bir cenaze başında son kez haykırırken gökyüzüne yoktur hicran yaralarımız, ol deyip oldurana minnettarız, eli kolu tutan insanlara bir mektup verirken dudaklarımız, dişini sıkanlara mıdır öfkemiz, ağır gelirken kolumuza armağanlarımız, biz hep aynı yerde konuşlanırız,suratı ekşimiş köftehorlara nidamız, kutsalına küfreden satırların silgisine güvenmeyen ahdımız, inkar yolunu tutsa da ayakkabılarımız, elbet adresi bulacak arayanlarımız, sade bir sabahın bir fincan çayına şükrederken şekerle birlikte karıştırdıklarımız, &nbsp;en nihayetinde birlik olmanın iyilik halinedir yarışlarımız, sıratın iplerine tutunurken haykırışa dönüşür korkularımız, işittiğimiz gıybetin bezini temizlerken tir tir titreyen yaprağın damarlarıyız, sudan çıkan balığın ağzını kapatamayız, rütbeli bir omzun asabiyetinde ağırlığımız, bir kez daha ölür yaşadıklarımız, bir karıncanın sırtında çaldıklarımız, sıhhatin duasına nefes alırken bir kalbin tınısında bulur hayalini kurduklarımız, mümkün olanın kıyısında yaşar uçurumlarımız, haklı olmanın kucağında sallanırken vicdanımız, bir kez daha dur der yolun ortasında kırmızı ışıkla trafik lambamız, bir halkanın ortasında kendinden geçerken umutlarımız, günahı kadar sevmeyenlerin sevabına ışık tutanlardanız, bir elimizde merhamet bir elimizde can korkusuyla ağlar devrim türkülerimiz, pare pare olmuş yüreklerimizde ağır da olsa taşırız, hak olan davamız...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Apr 2025 13:30:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“BEN”E  DOĞRU YÜRÜMEK</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bene-dogru-yurumek-56</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bene-dogru-yurumek-56</guid>
                <description><![CDATA[“BEN”E  DOĞRU YÜRÜMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hayatta karşılaşılan büyük kararlar, kalp kırıklıkları, trajediler ve zaman zaman hiçbir şeyin yolunda gitmediği sıradan kötü günler arasında, yaşam perspektifimizi küçümsemek oldukça kolaydır. İşte bu noktada, hayatı hareketli bir şekilde anlatan hayata dair öneriler devreye giriyor. Bu yazı sizi ya da bir aile üyenizi, bir arkadaşınızı neşelendirmeye ihtiyaç duyduğunuzda, gününüzü olumlu bir yöne çevirmenize yardımcı olacak. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Eğer hayatınızda önemli bir değişiklik yapma aşamasındaysanız veya bu süreci yaşayan bir arkadaşınız varsa vazgeçmeyin.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Yaşadığımız bu koca evrende küçük birer noktayız belki de. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Tüm noktaların birleşmesiyle de oluşan rengarenk bir tablo evren!</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Her birimizin ayrı bir renk, ayrı bir dünya olduğu bu evrende ayrı koşuşturmalarımız ve ayrı zamanlarımız var.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hepimizin yaşama amacı, hayattan beklentileri, dünyaya kattıkları ya da dünyanın ona verdikleri birbirinden çok farklı. Hiçbir hayat yok ki bir diğeri ile tıpa tıp aynı olsun. Bu sebepledir ki yaşadığımız hayatları kıyaslamak pek de doğru olmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bulunduğumuz andan keyif almak ve olmak istediğimiz gerçek “Ben”e doğru yürümek lazım. Yaşadığımız hayatta dünyadan aldıklarımız kadar kattıklarımız da olmalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bize sunduğu güzellikler karşısında ona teşekkürü borç bilip içinde bulunan canlı veya cansız her bir varlığa iyi davranmalıyız. Ancak böylelikle mutlu bir hayat yaşayabilir bir insan.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hayat hepimize farklı şekilde sunar güzelliklerini.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Burada önemli olan sunduğu güzelliklere karşı kör olmamak. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">“Gözler kördür. İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman gerçeği görebilir.” Yüreğimizle bakmalıyız hayata ve bize sunduklarına.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hayat, inişleri ve çıkışlarıyla dolu bir yolculuk. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu yolculukta, beklentilerimiz adeta bir pusula gibi bize yön verir. Ancak, bu pusulanın doğru çalışması için beklentilerimizin gerçekçi olması gerekir. Gerçekçi olmayan beklentiler, hayal kırıklığına, mutsuzluğa ve hatta başarısızlığa yol açabilir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Gerçekçi beklentiler, ulaşılabilir hedeflere odaklanmamızı sağlar. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu sayede, hayal kırıklığı yaşama olasılığımız azalır. Ulaşılabilir hedefler belirlemek, motivasyonumuzu artırır. Başarıya ulaştıkça, kendimize olan güvenimiz pekişir ve daha büyük hedeflere yönelme isteğimiz artar. Gerçekçi olmayan beklentiler, sürekli bir baskı ve stres kaynağıdır. Gerçekçi beklentiler ise, daha sakin ve huzurlu bir yaşam sürmemize yardımcı olur. Hem kendimizden hem de başkalarından gerçekçi beklentiler içinde olmak, ilişkilerimizi güçlendirir. Karşılıklı anlayış ve saygı, sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturur.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Güçlü ve zayıf yönlerinizi, ilgi alanlarınızı ve yeteneklerinizi belirleyin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Kendinizi tanımak, gerçekçi hedefler belirlemenize yardımcı olur. Büyük hedeflere ulaşmak için, küçük adımlarla ilerleyin. Her bir başarı, size bir sonraki adım için motivasyon sağlayacaktır. Hayatın beklenmedik sürprizlerle dolu olduğunu unutmayın. Planlarınızda değişiklik yapmanız gerekebilir. Esnek olmak, değişen koşullara uyum sağlamanıza yardımcı olur. Herkesin hayat yolculuğu farklıdır. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak, gerçekçi olmayan beklentiler oluşturmanıza neden olabilir. Kendi potansiyelinize odaklanın. Olumlu düşünmek, hedeflerinize ulaşmanıza yardımcı olur. Ancak, gerçekçi olmayan bir iyimserlikten kaçının.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Gerçekçi beklentiler, hayatın pusulasıdır. Bize doğru yönü gösterir, motivasyonumuzu artırır ve hayal kırıklığını önler. Kendimizi tanıyarak, küçük adımlarla ilerleyerek, esnek olarak, başkalarıyla kıyaslamayarak ve olumlu düşünerek gerçekçi beklentiler oluşturabiliriz. Unutmayın, gerçekçi beklentilerle dolu bir hayat, daha mutlu ve başarılı bir hayattır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Apr 2025 13:17:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÖZ VERDİM GELECEĞE</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/soz-verdim-gelecege-55</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/soz-verdim-gelecege-55</guid>
                <description><![CDATA[SÖZ VERDİM GELECEĞE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kelimelerin ağırlığından yavaşlar kalemim, elbette söylenecek çok şey var, biraz ordan biraz burdan listelenmiş dertlerden,an gelir tutulur gökyüzünde bir kuş kanadı tutmaz olur uçmaya,günlerin geceyi saydığı saatlerde umudun kanadını tutmak var ölesiye, bir serçenin uçuşunu sayacak kadar dil yok belki penceremde, aceleci mevsimleri tutmak gibi bir niyetim yok bahar gelsin kalsın &nbsp;kapımda, vatansever lafların ardına sığınmış bir çift yüreğin derdi ne, kin nefretin cirit attığı meydanlarda gezesim yok izlemek mi tahammül ister, elalemin bildiği sırları açacak değilim kendimce, bir diyarın esamesi okunmazken, mülteci yerlilere edecek lafım yok, ne ara büyüdü derken kundaktaki çocuk takvime baktım çok olmuş gideli uyuyakalmadan önce işaretlediğim yıllar, zarif bir tebessümün kimseye zararı olmasa da kahkahaya doymuş kulaklar , asi bir ruhun devrim türküleri çoktan susmuş, camı çerçeveyi &nbsp;kıran o çocuğun oyunundaki topa suç isnad edilmedi belki, fakat kelepçe takıldı uçurtmalara, anlaşılmayan her çocuğa bir delil bırakırken ebeveyn, taşın altına elini koyanların parmakları işgöremez halde, sahi sevgi neydi diye tanım isteyenlere emek soruldu, emeği bilmeyene sevgi, bir akşam ansızın çıkıp giden sevgiliye bir rol biçecek değildi hayat elbette, yalnız yürüyen kumrulara bir paragraf atfedildi, muradını almayan bedevilere yol gösterilirken ne ara terk edildi bu şehir,bir acının esamesi tutulurken gözyaşı dökenlerin odaları sel oldu, uzaklardan çağıran bir sese kumanda edilen ellerin niyetleri gözardı edildi, şimdi kimbilir nerde doğar çocuklar yeniden mavi gökyüzüne, nasıl kararır bilinmez güneş, böyle parlarken gözler, susacak değil geveze diller, bir kaç kelimeye anlam yükler,bir enkazdan çıkarılan iskelete et giydirecek fani bulunamaz mutlaka bakilik aranır, aynı oyunun taşları dizilirken masaya ortaya çıkar mı hilebazın kartları, bir bahar esintisi uçururken genç kızın saçlarını rengi kızıl güle döner, endamıyla nicedir yol yürüyen güzellerin kamburu seksenlik nineleri andırır, artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok diyenlere bir &nbsp;serenad gerek,dans eden şahmeranın koynunda bir çift inciye gönül koyulmaz belki, atların şahlandığı vakitlerde karıncaların midesine hesap &nbsp;sorulmaz tam da ağustos öğlesinde, mekanın zamanın iflas ettiği cam kafeste, bir yumağın içinde kaybolan kedilerin gözlerinde gelecek yok, bir mum ışığının dibinde ışık arayanlar karanlığın dışında kaybolurlar, kabusların ortasında kalakalan komutanların silahlarında kurşun bulunmazken, düşman pusu kurar hayallerin kurulduğu saatlerde, bir güzel koku yayılır çimenlerin ıslandığı &nbsp;bahar çiçeklerinin teslim olduğu vakitlerde , bir çöl çiçeği susadığını fark eder, erdemli ruhların ders verdiği sıralarda öğrenci olmaya özenir, direnirler maskeleriyle,bir güzellik abidesiyle birlikte söz verirler geleceğe...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Mar 2025 15:50:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KADINA AĞIT</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kadina-agit-54</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kadina-agit-54</guid>
                <description><![CDATA[KADINA AĞIT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Öyle uzun uzadıya anlatılacak değil kestirme sözlerle bilinir ki anne kucağındayken verilmez adı kız çocuğunun önce tarlada bakılır el yordamıyla sonra eş sonra çocukla,<br />
Bakılmaz yüzüne mutluluğun teğet geçtiği kadınlara,<br />
Madalyonun hep aynı yüzü sorulsa da,<br />
Bir yığın saman değildir taşıdığı, bir yığın gıybettir sırtında,<br />
Detone olmuş hayatlarının müzisyenlerinin notaları mahcup,<br />
Alnındaki yazıyı öperken helali, özgürlüktür kadının hayali,<br />
Haykırırlar bir kör kuyuda kanatlanmanın tam vaktidir diye,<br />
Lezzeti damağında kalmış sofralarda emekçidir,<br />
Her yerde eseri vardır her tabağın her halının nakışındadır,<br />
Leyladır sokaklarda ve her mecnunun bakışındadır,&nbsp;<br />
Siyahı çekti mi gözlerine aydınlık bir geleceğin şarkısındadır,<br />
Eğilmez kolay kolay sırtında çocuğu önünde kağnılarıyla vatan toprağıyla her şehidin kanındadır,&nbsp;<br />
Şefkatle büyüttüğü &nbsp;çocuğunu uğurlarken hayatına, bir gelincik çiçeğine söz vermiştir mevsimi gelmemişsede,<br />
&nbsp;Koruyup kolladığı genç kızların her birine çatı olurken bedeni bir mızrak galip gelir mızrak ki kahpeliktir ederi,<br />
Kadındır beyaz örtüsü dalgalanırken çeşme başlarında bırakır bakracını,<br />
Rüzgar fısıldar yalnızlığı,kulak ağlar duyduğuna,&nbsp;<br />
Kadın diyar diyar gezer de çantası omzunda bir minderdir arayışı...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Mar 2025 16:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AMELLER NİYETE GÖREDİR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ameller-niyete-goredir-53</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ameller-niyete-goredir-53</guid>
                <description><![CDATA[AMELLER NİYETE GÖREDİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hangi işi yapmaya niyet edersek edelim; mutlaka bir amacı vardır. Eğer o amaç doğru olanı, iyi olanı, güzel olanı çağırıyorsa niyetimiz iyi niyettir ve Allah’ın rızasını kazanmaya yöneliktir. Bir işe başlarken de Besmeleyi unutmamak gerekir. Ancak o zaman yaptığımız işlerden verim alabiliriz, hayır umabiliriz, rahmet ve berekete nail olabiliriz. Aksi takdirde iyi niyetten uzak, Besmele siz bir işin hayrı da bereketi de olmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">İyi niyete sahip olmak bir kere huzur getirir, mutluluk getirir. Yani niyet güzelse yapılan işte, başarı olmasa da, ya da ters anlaşılsa da problem değil. İyi niyeti olan kişi doğrudan kendisini yaratan Allah’ı ile temas halindedir. Dolayısı ile Allah’ı ile temas halinde olan kişi, Onu memnun etmek için temizlenir. İçi temizlenince de hep niyeti iyi olur. İyi niyet hakikate ve hayra dair iyi şeyler yapmanın inancı, düşüncesi ve duygusudur. Bu inanç, düşünce ve duygunun davranışa ve fiiliyata dönüşme halidir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white">&nbsp;<span style="color:#212529">Her işte iyi niyet esastır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bir işe başlarken herkes iyi niyete sahip olmayabilir. İnsanlar farklı yapılara ve karakterlere sahiptir. Şeytana uyabilir, bencil davranabilir, gaflete dalabilir. “Hayatta her şeyin bir bedeli vardır” cümlesinden yola çıkarak ”İyi olmanın da bir bedeli var maalesef” diyebilir. Belki de anlatmaya çalıştığı, iyi niyetli bir insan olmanız ve her şeye iyi niyetle başlamanız zaman zaman sizi yorabiliyor. Diyerek serzenişte bulunabilir. Her ne olursa olsun her işin başı iyi niyet düşüncesi onu davranışa dönüştürürken de “Besmele” çekmek dinimizin ve inancımızın şiarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bazen kaynağı yanlış yerde arayabiliyoruz. Oysa iyi niyetle yola çıktığımızda karşımızdakinden aynı iyi niyeti göremediğimizde, “Ah bana bunu niye yaptı” dediğimizde yorgun düşüyoruz. Hâlbuki memnun etmemiz gerekenin Allah olduğunun bilincine varırsak onun ne düşündüğü hiç önemli değildir. Sizi alâkadar etmeyen şeyler, sizi yolunuzdan alıkoymamalıdır. Kitap bellidir, Sünnet bellidir. Yol yordam bellidir. Biz her şeye karşı iyi niyet besleyelim ve iyi niyetimizi gösterelim. Bilgimizi, görgümüzü Kitap ve Sünnete göre şekillendirelim. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">İyi niyetimize rağmen görünürde muhatabımızı memnun edemiyorsak onun karşılığını Allah verecektir. Allah’ın rızasını kazanarak yapılan her şeyin karşılığında Onun ecri, lütfu ve ihsanı vardır. Buna inanmak, bunu düşünmek ve bunu hissetmenin verdiği rahatlık, mutluluk ve sonsuz huzur vardır.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Rabbülalemin iyi niyetimizi ve ibadetlerimizi dergâhı izzetinde Kabul buyursun.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 22:02:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUKLARIMIZ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/cocuklarimiz-52</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/cocuklarimiz-52</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUKLARIMIZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adeta &nbsp;hayatımızın anlamı olan ve onlar için hiçbir fedakarlıktan çekinmediğimiz çocuklarımızı yeterince tanıyor muyuz , &nbsp;onları hurafeler safsatalar hatta orta çağ karanlığında mı büyütüyoruz, daha doğar &nbsp;doğmaz elini kolunu gözlerini &nbsp;bağlayarak onlara iyilik mi ediyoruz, kritik dönemlerini biliyor &nbsp;muyuz ..<br />
&nbsp;Bu soruların cevabına geçecek olursak kritik dönem dediğimiz belli bir dönemde çocukların hazır olduğu bilişsel psikomotor ..vs. becerileri çocuğa kazandırmaktır, çocuk konuşmaya başlamadan önce onun alıcı dili gelişir, konuşmaya başladığında ifade edici dili gelişiyor demektir. Montessori’ye göre 0-6 yaş arası çocuklar emici zihin dönemindedirler ve ebeveyn veya bakımverenler bu döneme dikkat etmeliler, çünkü bu dönem çocuğa ne verilirse çocuk sünger gibi içine çeker, Freud’a göre çocuğa &nbsp; tuvalet eğitimi verilirken özen gösterilmelidir bu dönemi sorunlu atlatan çocuğun kişilik gelişimi olumsuz etkilenir, yine Freud’a göre 3-6 yaş &nbsp;çocukların fallik dönemidir, bu dönemde yaşadığı travmaların izi kolayca silinmez ve bu dönem kız çocuğunun babaya erkek çocuğunun anneye düşkün olduğu dönemdir, Erikson Psikososyal gelişim aşamalarında 0-1 yaş arasında Temel Güvene Karşı Güvensizlik ilk aşama olarak belirlenmiştir, bu dönemde çocuk &nbsp;ağlayarak çevreyi test eder, her ağladığında doyurulursa &nbsp;özbakımı yapılırsa çocuk dünyayı zihninde güvenli bir yer olarak kodlar…<br />
Peki çocuklarımızı okul dönemlerinde anlayabiliyor muyuz? Çocuğun zekasına dilimizle saldırırken cehaletimizi de ortaya koymuş olmuyor muyuz? Evet çoklu zeka kuramı Amerikalı Psikolog Howard Gardner tarafından ortaya konmuştur, Gardner insanlarda en az sekiz zeka türünün olduğunu ileri sürmüştür, bunlar sözel, sosyal, ritmik, kinestetik, mantıksal, doğa, görsel-uzamsal ve içsel zekadır, bir zeka türü veya birden çok zeka türü bireyde baskın olabilir , görsel uzamsal zeka türü baskın olan bireyin resim yeteneği, ritmik zeka türü baskın olan bireyin müzik yeteneği gelişmiştir. Çocuklarımıza yapacağımız en büyük belkide en büyük hata onları gerizekalı olarak tanımlamaktır, balık suda kuş gökyüzünde yaşamalıdır, elzem olan büyük resmi görebilmek için puzzle parçalarını doğru yerleştirmektir. Halil Cibran’ın dediği gibi ‘’ Çocuklar sizin çocuklarınız değil, onlar hayatın oğulları ve kızları onlara sevginizi verebilirsiniz düşüncelerinizi değil. Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır. Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil. Çünkü ruhlar yarındadır. Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz. Onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları Kendiniz gibi olmaya zorlamayın. Çünkü hayat geriye dönmez, dünle bir alışverişi yoktur. Siz yaysınız, çocuklarınız ise sizden çok ileriye atılmış oklar. Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür..’’</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 21:51:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUTLAKA BİR GÜN ÖLECEKSİN</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/mutlaka-bir-gun-oleceksin-51</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/mutlaka-bir-gun-oleceksin-51</guid>
                <description><![CDATA[MUTLAKA BİR GÜN ÖLECEKSİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bu yazıma, Peygamber Efendimizin bir hadisi şerifi ile başlamak istiyorum: </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">“Nasıl istersen öyle yaşa, fakat bil ki, mutlaka bir gün öleceksin. Kimi seversen sev ama unutmaki, bir gün ondan ayrılacaksın. Dilediğin gibi davran, lakin şu da hatırında olsun ki, her yaptığının karşılığını mutlaka göreceksin.”</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kişileri tanıyorsun sabah başka maske, öğlen başka maske, akşam başka maske kullanıyor…&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kişiye göre, ortama göre, zamana göre karakteri, kişiliği ve davranışları değişiyor. Bunlar her durumda menfaatlerini korumak ve yeni menfaat alanları oluşturmak için yapıyorlar bunu.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Dürüst insanların fazla arkadaşı, dostu olmaz. Çünkü yalakalık yapmayı bilmezler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Çünkü vefasız değiller,</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Çünkü nankör değiller...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Merhum Mehmet Akif'in "İkiyüzlüleri sever oldum, çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım." sözü acı bir serzeniştir.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Demem o ki;</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Yiğit Adamın çok düşmanı olur. Her kişiden dost olmaz. Her kişide düşman olarak, ciddiye alınmaz...</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Ne sırtını dönüp gidenlere, ne zor gününde uzaktan seyredenlere, ne de düştüğünde el vermeyenlere, sizin, bizim, hepimizin hiç kimseye ihtiyacı yok... Unutmayınız ki;&nbsp;</span><br />
<span style="background-color:white">ALLAH hepimize yeter. Rabbim bizleri; vefasızlardan, nankörlerden, dedikodu yapanlardan, iftira atanlardan, fitne üretenlerden korur gözetir bize yeter...</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Hayatımıza birilerini almamaya çalışıyoruz, elbette birileriyle konuşuyoruz veya yardımcı oluyoruz ama aynı zamanda hayatımızdaki çoğu insanla da eskisi gibi yakın olmamaya çalışıyoruz.&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Böyle olduğumuzdan beri iyiye gittiğimiz bir süreç başladı, bu süreci durdurmak gibi bir niyetimiz yok.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Dün mangalda kül bırakmayanlar, ahlak dersi verenler, dürüstlük taslayanlar, yanlışlara doğru diyenler, doğruları söyleyenleri tuta-kaka &nbsp;edenler, sen ağasın, sen paşasın diyenler, hakkı olmayanın elini kaldıranlar, hakkı olana sırtını dönenler, siyasette iki yüzlülüğü meslek haline getirenler, bu davaya ömrünü verenlere saygısızca davrananlar, bu davaya bir damla teri olmayanlar eğer söz sahibiyse sözün bittiği yerdeyiz demektir.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Dün herkese mavi boncuk dağıtanlar, tavşana kaç tazıya tut diyenler, arkadaşlarını sırtından hançerleyenler, makam, koltuk için kendilerinin satışını iyi yapanlar...&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Bugün eğer siyasette söz sahibi olmuşlarsa ve Kurt olup ulumaya başladılarsa bu suç kimin?&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Allah'ın huzurunda nasıl cevap vereceksiniz? Allah'ım sen nelere kadirsin...&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Onun için İki yüzlü insan pazar tezgahı gibidir, öne iyileri koyar arkası hep çürüktür!</span><br />
<span style="background-color:white">Ne zaman öleceğimiz önemli değildir, nasıl öleceğimiz önemlidir bize düşen şerefimiz ile yaşamak ve ölmektir.&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Çünkü; Namert sofrasında, bağdaş kurmadık ki. Mert olanla, sorunumuz olsun...&nbsp;</span><br />
<span style="background-color:white">Kendi kurtlarınızı hedef almayın. Yoksa başkalarının köpeklerine yem olursunuz. Şunu unutmayınız ki;&nbsp;Cesur adamdan düşman olur. Korkak adamdan hain olur. Korkak, kardeşini ve de dostlarını dahi satar.&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Günümüzde: iki yüzlü insanlarla, vefasız insanlar, nankör insanlar, yalancı insanlar, dedikodu yapan insanlar, iftira atan insanlar, makam-mevki peşinde koşan insanlar ve ispiyoncu insanlar boş gönül kuşsuz kafestir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bazı insanlar size sadık değildir.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Size olan ihtiyaçlarına sadıktırlar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İhtiyaçları değiştiğinde, sadakatleri de değişir.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Canından saydığın bile bir gün el olur, aklın şaşar. Dostun kalkar düşmanına dönüşür, düşmanın kalkar dostun olur; öyle garip bir dünya.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Sevdik evet hem de çok sevdik..</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Kadir kıymet bilmeyen herkesi çok sevdik.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Bir gün çıkıp gelmeyecek kişiler için, ömrümüzü tükettik.. Demek ki, sevgimizin bedelini Allah katında alacağımıza inandık.</span></span><br />
<span style="color:#333333"><span style="background-color:white">Gözümüzde büyüttüğümüz insanların zaman geçtikçe değeri olmadığı ve değmediğini görüyoruz. Ama olan boşa geçen zamana ve tükenen duygulara oluyor.&nbsp;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ah ah! Dağ gibi durup, dal gibi kırılan kalpler daha ne dememi istersiniz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Feb 2025 13:03:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SADAKATİN ELİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/sadakatin-eli-50</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/sadakatin-eli-50</guid>
                <description><![CDATA[SADAKATİN ELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Pişmanlıklarımızı dile dökecek güç yoktu belkide yüreğimizde, görüleceğimizi bile bile saklanmaktı bizimkisi,metruk mahallelerden geçerken korkuyu kaldırım taşlarına mıhladık, bozuk plak gibi hep aynı şarkıda takıldık, daktilomuz bir harfe bozuktu cümlelerimizde eksik kaldık, sesi kötü şarkıcıları alkışladık, palyaço çoktan terketmişti sahneyi anlayamadık, coğrafyasını bildiğimiz yüzlere güneş doğmazdı &nbsp; bilirdik, biberona alışmış ağızları hep piş pişledik, sahte seslerin sahibini bilemedik, sabahın en soğuk vaktinde aşkı tekmeledik, muhabbetin hüzünlendiği mısralarda biz lirikliğe özendik, yavaş yavaş sönen ışıklara inat pırıl pırıl parlamayı bıraktık, sergileyeceğimiz çok şey vardı esnaf gibi kepenk kapattık, yarı yollarda kalanları kalbimizde ağırladık, sırma saçlı güzellere söylenen türküleri kel bıraktık, siyah beyaz dolaşan insanlara gökkuşağı ısmarladık, saadetin evreninde dolaşan garibe çatısız ev yaptık, ekmeğin aslanın midesine indiği zamanlarda tahsilden tahsilat yaptık, yetmedi ticaretin eğitimine aldandık, kıymetli taşların bulunduğu vitrinlerde biz kömürü aradık, sek sek oynayan çocuğu bacağından yakaladık, inancın evreninde dolaştık da bir kelimeye doyamadık, kurbanlık koyunların gözlerini bağlarken İsmaili aradık, Nuh un gemisine yer ayırttık da tufana yakalandık, siması insana benzeyenlerde şefkat aradık, merhametin arkasında asılı kalmış kibrin kucağında uyuyakaldık, goncagüle şiir yazan meczubu bulduk da, bir kıtası eksik şiiri gözler önünde yaktık, sırtına tonla yük almış gençleri bağrı yanık bıraktık, anne demeden ölen çocuklara taştan mezar kazdık, ayyuka çıkmış günahlara göz bantladık, günahkarın fetvasına kandık, ölmeden mezara girenlere el uzatmadık, dört başı mamur sofraların başucunda oturduk, kan damlayan damarlarımıza kuş sütünü merhem yaptık, savaşlardan çekilirken ateşkes emrini nefislerimize bıraktık, yapraklardaki hayat damarlarını kurutmadık.. Her mevsim bir köşede baharı yaşattık, taşsız dikensiz yolda yalpaladık, rücuya ermiş kişiyi hanesine yolladık, recm ile cezalanan kadınları iftira ile taşladık, çeşmelerden akan suya bir bakraç bulamadık, hayatın direksiyonuna hakim olamadık, sakallıların abdestine inandık, güzelliği çıplak gözle görmeden gözlük taktık, sineklerin kanatlarına bel bağladık, yüzmeyi bilmeden denizleri kulaçladık, menekşelerin arasında moru aradık, çiçek bahçelerinden çiçek topladık da bir tanesini satmadık, kadı efendiye adaleti soramadık, cübbesi yanmış sahabiden kan pompaladık, gece oldu ay doğdu &nbsp;da gözümüzü kırpmadık, yarına istekliyken bugünü yaşamadık, meşaleyi illegal sokaklarda bir köşeye attık...</p>

<p>Katilleri gördük de sadakatin elini bırakmadık….</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jan 2025 14:52:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SEYİRCİSİYİZ HAYATIN</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/seyircisiyiz-hayatin-49</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/seyircisiyiz-hayatin-49</guid>
                <description><![CDATA[SEYİRCİSİYİZ HAYATIN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akıp giden hayat nehrinin köşesindeyim akıntıya kapılmamak için durgunluğunu bekliyorum nehrin, Kalabalıklar üstüme üstüme gelirken çıkmaz bir sokakta gizleniyorum, bir mihmandarın &nbsp;eşliğinde adrese varıyor, o diye anılanların sevdasını soruyorum, bir ikindi vakti susayan bedevileri çöle emanet ederken kabe yıkılmış ben müslümanların seccadesini &nbsp;arıyorum,akıp gidiyor nehir, ben bir kız çocuğunu arıyorum diri diri toprağa gömülmüş bedenlerin çığlıklarını duyuyorum, bir seher vakti zikre durmuşken kainat horul horul uyuyorum, şah damarımı dinlerken O ilahi sesi kalbimde biliyorum, en güzel yıllarımı bir körpeye adarken, uçurumun kenarına adım atanların elinden tutuyorum, esaretin kucağına düşenlere cesaretin merdivenlerini işaret ediyor.. Asil atları seyre dalarken zincirlenmiş ayakları fark ediyorum, çocukların hayallerini süsleyen oyuncak bebeklerin masalını soruyorum, gençlerin halayında en başta mendil sallıyor onlara geleceği emanet ediyorum, ensturmanın tellerinde yıkılmış kentlerin türküsünü dinlerken, kapanan kapıların arkasında duruyorum,Elif gibi dimdik dururken kalemim, aşkın önünde vav gibi eğiliyorum.. Her sabah binlerce ihtimale açarken gözlerimi, akşamı bir hokkabazın trübününde bekliyorum, kaleleri fethediyor, tapınaklara bebekleri emanet ediyorum, salkım saçak valizlere sığdırdığım hatıraları kölelerden dinlerken, azat edilmiş ruhların yasını tutuyorum.. İncitilmiş gönüllerin affına sığınıyor, hak ile batılı ayırıyorum… Cüretkar cümlelerin sahibini ararken, palyaçoya ağlıyorum…Uyku tutmaz dertlilerin sabahını buluyor, ak düşmüş gelin saçını kınalarla boyuyorum…Fethettiğim yerlere bayraklar dikerken, düşmanı sırtımdan izliyorum…Eteğine yapıştığım şeyhlere şehadeti soruyor,tevhid halkaları kuruyorum…Gemileri karalardan yürütenlerin yelkenlerine tutunurken, tarihle hemhal oluyorum…Gazavatnameler yazılamaz artık diyenlere kılıç sallıyor, çok yaşa padişahım diyerek gazeteler saklıyorum…Sevdiğimden haber bekliyor el pençe divan duruyorum…Yoksul çocukların okul çantalarına hüznü yükleyenlerle savaşıyor, sevinç türküleri söylüyorum…İhanetin bedelini karanlığa ödetiyorum, intikam yemini edenlerle aynı masaya oturuyorum…ispatına ihtiyaç duymadığım damarların delilini kaydediyorum…Adaletin kestiği parmağın acısıyla kıvranıyor, Hakkı savunuyorum…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jan 2025 13:43:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAHANELERİN ARKASINA SAKLANMAK</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bahanelerin-arkasina-saklanmak-48</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bahanelerin-arkasina-saklanmak-48</guid>
                <description><![CDATA[BAHANELERİN ARKASINA SAKLANMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hata ve yanlış yapmak insanın doğasında olan bir davranış biçimidir. İnsanların bazen karşısına hiç &nbsp;beklenmedik bir şekilde &nbsp;can sıkıcı olaylar çıkabilir. Bazen hiç hesaba katmadığımız, aklımızdan dahi geçirmediğimiz veya hiç görmek istemediğimiz &nbsp;bir durumla karşılaşmak insana üzüntü verebilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bunlar insanları tedirgin etse de yaşamın bir parçası olduğunu kabullenmemiz gerekir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hayatın gerçeklerini görmemezlikten gelirsek mücadele gücümüzü kaybederiz. Mücadele olmadan da &nbsp;hayatta hiç bir şeyi başarma imkanına sahip olamayız. &nbsp;Hayat bazen insana o kadar haksız &nbsp;davranır ki &nbsp; adeta bizlere sırtını dönerek işkence çektirir. &nbsp;Birde hayatın acımasız yüzü var ki, &nbsp;insanların mutluluğunu &nbsp;elinden alarak çaresiz bırakır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">&nbsp;Hani birde güven denen bir &nbsp;kavram vardır. &nbsp;Karşındaki insana inanmaktır. Bu inancın verdiği duygu ile hiç çekinmeden iç dünyanı anlatırsın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsanın içinde oluşan &nbsp;o yoğun duyguyu bir arkadaşın &nbsp;ile paylaşmak &nbsp;belki bir an insanı rahatlatır. Peki bu hisleri anlatmak için karşındaki insana ne kadar güven duyabilirsin? &nbsp;Bunun sonunda hayal kırıklığı &nbsp;ve aldatılmakta &nbsp;olabilir. Bakmışsın insanın o güzel duygusunu kötüye kullanarak kendilerine çıkar sağlayabilirler. Bu çirkin &nbsp;davranışın arkasında hem &nbsp;aldatılmak hem de kandırılmak &nbsp;vardır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Çok güven duyduğun bir akrabanın &nbsp;ve dostun yapmış olduğu ihanet insana hem acı verir, hem de &nbsp;insanın ruhunda açmış olduğu &nbsp;yara derin &nbsp;iz &nbsp;bırakır. &nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hayatın bu zalim yapısı insanı ne kadar isyan ettirse de hiç bir zaman dünyanın sonu &nbsp;değildir. &nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#222222"><span style="background-color:white">Başarmak veya &nbsp;başarılı olmak tüm insanların tek amacı ve gayesidir. Çünkü insanların geleceği başarılı olmanın içinde saklıdır. Fakat tüm iyi çabalara &nbsp;ve gayretlere rağmen bir türlü başarılı olamayan insanlar &nbsp;vardır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Her türlü &nbsp;imkana sahip olmalarına rağmen insanların başarısız olması bir şeylerin yanlış gittiğinin göstergesidir. Eğer başarılı olmak isteniyorsa &nbsp;bir hedefin veya amacın olmalıdır. &nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Tabi burada öne çıkan bir gerçek var ki insanın başarısı birazda &nbsp;kişisel yeteneklere bağlıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsan olarak bazı alışkanlıklarımız var ki her şeye bir &nbsp;bahane buluruz. &nbsp;Başaramadığımız veya başarılı olamadığımız &nbsp;her hangi bir şeyde hemen &nbsp;bahanelerin arkasına saklanarak bir sebep gösteririz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bahane üretme alışkanlığımız &nbsp;esasen bizleri başarısızlığa mahkum eden bir tutumdur. Bunun yanında başarısızlığın üzerini &nbsp;örtmenin de &nbsp;en kolay &nbsp;yönü ve taktiği de &nbsp;bahane üretmektir. Her insan &nbsp;hayatın beli bir aşamasında başarısız olabilir. Buda bence normal bir durumdur. Eğer başarısızlık insanlarda &nbsp; korku ve panik haline dönüşürse insan kendine olan güvenini tamamen kaybeder. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Halbuki başarısızlık gelip geçici bir durumdur. İnsan kendine olan inancını ve özgüvenini kazandığında yaptığın işlerde mutlaka başarı gelecektir. &nbsp;Başarısız olmakta hiç bir zaman dünyanın sonunu getirmez.&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#222222"><span style="background-color:white">Her insan yaşam için &nbsp;kendine göre çizdiği bir yol &nbsp;vardır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bu yoldan geçerken de &nbsp;düşüncelerini, &nbsp;ifadelerini hayattan beklentilerini ve &nbsp; isteklerini gerçekleştirmek için &nbsp;insanoğlu sürekli bir çaba ve gayret &nbsp;içerisindedir. &nbsp;Bunları &nbsp;yaparken de her zaman şansının yanında olmasını ister. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Huzurlu ve mutlu olmak &nbsp;insanların en önemli hedeflerinden biridir. İnsanların hayattan bitmeyen istekleri gerçekleşmediğinde mutsuzluk kendini gösterir. Beklentiler ne kadar az olursa insan o kadar mutlu olur. Hayattan beklentilerin fazla olması insan üzerinde olumsuz bir baskı yapacağından ve isteklerin yerine &nbsp;gelmediğinde &nbsp; ise &nbsp;mutlu olmayı engelleyen bir durum yaratılmış olur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsanların hayattan &nbsp;talep ettiği her hangi bir şeyin yerine gelmesi &nbsp;bazen &nbsp;uzun bir zamana ihtiyaç olduğu için burada öne çıkan en önemli etken &nbsp;ise sabırlı olmaktır. İnsanların hayattan beklentileri her zaman gerçekleşmeyebilir. &nbsp;Huzur ve mutluluk &nbsp;yerini mutsuzluğa bırakabilir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bunlar yaşadığımız dünyada &nbsp;olabilecek ve her insanında yaşayabileceği bir &nbsp;durumdur. &nbsp;</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bu olumsuz yaşamda &nbsp; dünyanın sonu olmaz sanırım.&nbsp;</span></span><br />
<span style="color:#222222"><span style="background-color:white">İnsanlar güzel bir yaşam sürmek için &nbsp;sürekli bir &nbsp;yarış ve mücadele içerisindeler. &nbsp;Buna pareler olarak ta hayat çalışanlara ve mücadele edenlere daha cömert davranıyor. Çalışan ve mücadele eden &nbsp;insanların alın terini ve emeğini hayat &nbsp;boşa çıkartmayarak &nbsp;ödül olarak karşılığını mutla veriyor. Başarılı olmak ve başarmak mücadelenin ve çalışmanın bir bedelidir. Çalışmadan ve hiç bir emek vermeden hayattan bir şeyler istemek aç kalmak demektir. &nbsp;Çalışırsan ancak hayat insanın karnını doyurur. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Önemli olan insanca yaşamanın bedeli olan, önce iş sahibi olmak, &nbsp;daha sonra &nbsp;insanın geçinebileceği ücretle çalışmak. Bu bu şartlara sahip olan bir insan hayattan istediğini aldı demektir. Yaşadığımız müddetçe insan olarak her zaman karşımıza mutlaka bir zorluk çıkacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bazen hayat &nbsp;kaybettirecek, &nbsp;bazen kazandıracak, bazen sevinçli günümüz olacağı gibi, bazen de acı günlerimiz olacaktır. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jan 2025 18:57:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞEHRİN DİLENCİSİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/sehrin-dilencisi-47</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/sehrin-dilencisi-47</guid>
                <description><![CDATA[ŞEHRİN DİLENCİSİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Şehir hep aynı gürültüye müptela, kocaman bir boşlukta anlam arayan kulaklar, sittin sene geçmiş de hala aynı kaldırımları adımlar kadınlar, şu koskoca bedeni bir anneye sığdıramayan çocukların isyanı, hüzünlü bir çift göz bir dolmuşun içinde yanağı pencere kenarında yorgun yılların bıraktığı izle aşina olduğu mahallelerden geçiyor, güzergah hiç değişmiyor, birkaç esnaf iş değiştirmiş de dükkanı devretmiş &nbsp; dükkanın sadece ismi değişmiş, &nbsp;depremin yıktığı birkaç apartmanın ise şekli değişmiş, kırgın ellerin kırık kalemleri tuttuğu okulların tabelasına bir şehidin ismi verilmiş, ağızlar kıpırdıyor kimi arkadaşının attığı kazığı kankasına anlatırken, kimi nankör insanın paçasını sıvıyor, bilindik hikayelerin aktörleri değişirken değerler bulunduğu konumda sadece yer değiştiriyor, simalar değişmiş, giyim, kuşam makyaj modaya uygun bedenler podyumlarda boy gösteriyor, &nbsp;Türkçeyi nasıl daha fazla katlederim derdindeki nesil harfleri lastik gibi uzatıyor, asabi suratların yanından geçerken kasvet oturuyor ayaklarımıza da yürümek bin kat daha zorlaşıyor, cıvıl cıvıl gençler kahkahaya boğuluyor bastonlu nesle hoş geldin hayat dedirtiyor, tam her şey yoluna giriyor derken can pareler gözyaşına boğuluyor, şehrin dilencisi bir ekmek parasına binlerce iltifat ediyor, sis çöküyor şehre, göz gözü görmüyor, minareler açıyor ışıkları &nbsp;ezan okunuyor, hayye alel felah sesiyle insan huzura kavuşuyor..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Dec 2024 10:59:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAR SÜMBÜLÜ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kar-sumbulu-46</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kar-sumbulu-46</guid>
                <description><![CDATA[KAR SÜMBÜLÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bembeyaz karlar içinde açmış bir kar sümbülünün ihtişamına kapılan donmayı göze alır, büyük hayaller kuranlar hep aynı bedeli öderler, binlerce yıl kapalı kalan beyazlar geçer de sandık lekesi kalır, çığlıklar içinde uyanan çocuğun anlatacağı ne olur, ahı vah eden teyzeler bir daha gelmez gençlik bilirler serzenişler içinde geriye mi dönerler, yasak tünellere giren ham tekerlekler cılız ışıkta yol almaya mecburdur, tenine gül kokusu sinmiş güzellerin bir tek bakışla devirdiği körpe canların cenazesinde kimler bulunur, şairin şiiri goncagüldür ki okurda açılır, hep aynı cümlede abdest bozan cehaleti kim can evinden vurur, bir sırra kurban olmuş nice canlara şehit yaftası vurulur, yorgun gönlün misali verilir &nbsp;nice kıssalardan bir hisse alamamışlara, yalandan vıcık vıcık olmuş ağızların sarfettiğine kim yaren olmuş, gün bitmiş gece bitmiş de uykudan uyanamamış mazlumlara kim çare olmuş, mağaralarda güneşi görmeden yaşayanları güneşe çıkarmayalı bir hayli olmuş, evlerin bacasından çıkan leş kokularına bilindik bir ad verilmiş, Müslüman dillerden bir harf çıkmayalı nice yıllar olmuş, cahil alimden korkmuş da köşebaşlarında ilmi vurmuş, bir masalla uyuyanlar kitap sayfalarında unutulmuş, lalelerin arasından koşan güllere dikeni sorulmuş, kahreden dualara el açmışların ismi kapılara yazılırken, sükut altın bir kaba konulmuş, korkunun eteklerinde beklerken Yaradana sığınılmış, gün biter bitmez dil isyanla buluşmuş, tası tarağı toplayan seyyah hep aynı şehirde güzele tutulmuş, eline bir fincan alan gelinler beklerken tepsileri, yiğitler dağlarda vurulmuş, makamı mevkiyi terk eden yürekler irfan ile buluşmuş, gemileri yüzdüren çocuklar bir damla suyun altında boğulmuş, memleket isteyen yurtsuzlara adres sorulmuş, kahkahalarla gülen abide an sorulmuş, ruh bedeni terketmiş de gökyüzüyle buluşmuş, çıkmaz sokaklarda yolunu kaybedenler aynı yolda bulunmuş, asi başların rükuları sabahı, secdeleri akşamı bulmuş, kördüğüm edilmiş kelimeler cümleye düşmüş, labirentlerin çıkışına bir çiçek konmuş da karınca çıkışı bulmuş, fokur fokur kaynayan öfkenin sahibine sabrı sorulmuş, sinelerde salkım saçak taşınan sevginin miadı dolmuş, ızdırap dolu çehrelere bin dokunulmuş da bir ah duyulmuş, sakat sporcular kan ter içinde bitiş çizgisine koşmuş da yarıştan soğumuş atlara onlar mı pusu kurmuş, kangren olmuş parmaklara mühür vurulmuş….</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Dec 2024 13:44:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALDANMA İNSANLARIN SAMİMİYETİNE</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/aldanma-insanlarin-samimiyetine-45</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/aldanma-insanlarin-samimiyetine-45</guid>
                <description><![CDATA[ALDANMA İNSANLARIN SAMİMİYETİNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Her şey görebilen kimse için anlamlıdır. Göremeyen için hiçbir şey anlam taşımaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bazı insanların menfaatına uygun davranmadığın zaman, gerçek yüzünü görüyorsun…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Menfaatı olmayınca sevgisi ve dostluğu anında son buluyor…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Önce alkışlıyor, menfaat göremeyince düşmanlıklar sergilemeye başlıyor…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Sürekli saldırıyor, pireyi deve yapıyor, yapılan iyiliğe ve güzelliklere bile gözünü kapatıyor…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu davranış biçimi, çift kişilikli bir şahsiyet meselesidir…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hiçbir özelliği ve fedakarlığı olmayan, kişiliksiz kişilerin hiçbir sözü olamaz…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Ter dökmeyen kişilerin dökeceği tek şey gözyaşıdır…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Samimiyet ve dürüstlük ilkesini kaybeden, hiçbir kriteri olmayan, tek kriteri menfaat ve kendi nefsinin istekleri olan kişilerin, kin ve hasede büründükleri açık bir şekilde gözükmektedir…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Münafıklık bir meslektir…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Aslında münafıklık, bir şahsiyet sorunudur…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Onların kalpleri vardır, onlarla kavramazlar; gözleri vardır, onlarla görmezler; kulakları vardır, onlarla işitmezler. İşte onlar hayvanlar gibidir; hatta daha da şaşkındırlar. İşte asıl gafiller onlardır.&nbsp; (Araf:179)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Münafık, kişilik açısından kendisini diğerlerinden ayıran net ve derin şahsiyet çizgilerine sahiptir….</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Münafıklar bir taraftan da maddî kazanç sağlamak için ahlâk dışı davranışlara başvururlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Kur'an'ın üzerinde durduğu bu karakter özellikleri ikiyüzlülük/çok yüzlülük, inanç noktasında kararsızlık (tezebzüb), korkaklık, yalancılık, kötülük ve bozgunculuğa eğilimlidir…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Münafıkların kalbi verimsiz toprak gibidir (A'raf, 7/58), menfaatlerine göre şekil alırlar, dönektirler (Nisâ, 4/141</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Sözü olmayanların ve sürekli oturmayı tercih edenlerin yapacağı tek şey; dedikodu ve karalama kültürüdür…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Dünya o kadar acizi yetimizin sergilendiği bir alem olmuş ki, maalesef artık arkadaşlıktan tutunda evliliğe kadar her şey menfaatlerin üzerine kuruluyor.</span></span><br />
<span style="color:#2c2c2c"><span style="background-color:white">Dostum, yârenim dediğiniz insanlardan çıkarlar araya girince ilk darbeyi yiyorsunuz. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Dünyada, herkesin işine yaradığın kadar iyisindir bu hayatta…</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Ne güzel söylemiş Mehmet Akif Ersoy:</span></span><br />
<span style="color:#2c2c2c"><span style="background-color:white">“Aldanma insanların samimiyetine, menfaatleri gelir her şeyden önce, vaad etmeseydi Allah cenneti, O’na bile etmezlerdi secde” Bu günkü köşe yazımızda son zamanlarda yaşanan ve insanların birbirine bakış açısını yansıtan bir konuyu ele alacağım.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Büyüklerim geçmiş dönemlerde yaşamış oldukları hayatı şöyle anlatırlar:</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">“Eskiden insan ilişkileri, sevgiler dostluklar, kardeşlikler bu günkü gibi değildir.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Eskiden, mahallerde herkes birbirini tanır, sokaklarda ise herkes birbiriyle iç içe olur, birbirini sever sayar korurdu.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Birinin bir ihtiyacı olduğunda hemen komşusu, eşi, dostu devreye girer imece usulü bir yardımlaşma ile konu halledilirdi. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Herkes birbirine daha saygılı, daha anlayışlı, daha sevgi doluydu. Arada tatlı sohbetler, muhabbetler olur, bir araya gelinir gülüp eğlenilirdi. Genel olarak daha mazlum bir ahlak hakimdi herkesin üzerinde.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Ama şu an maalesef; soğuk, çok mesafeli, birbiri hakkında genelde iyi düşünmeyen, art niyetli, sevgisiz, acıma duyguları körelmiş, birçok konuyu sadece maddiyat gözüyle değerlendiren bir ahlak gelişti insanlar üzerinde” diyerek geçmiş dönemle şuan ki dönemi kıyasladılar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Herkes kolay yoldan nasıl para kazanırım düşüncesi içerisinde. Tüm bunları bir kenara bırakın insanlar birbirine selam verirken bile menfaati ve çıkarı ön planda tutar hale gelmişler. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#2c2c2c">Konuyu şöyle toparlayacak olursak insanlar hakkında şunları söyleyebilirim;</span></span><br />
<span style="color:#2c2c2c"><span style="background-color:white">- İnsanların kalitesi düştü,</span><br />
<span style="background-color:white">- Sevgi, dostluk, anlayış, merhamet ve acıma duyguları yok olma noktasına geldi, her şeyin başı menfaat ve çıkar oldu,</span><br />
<span style="background-color:white">- Bencillik duygusu gelişti,</span><br />
<span style="background-color:white">- İnsanlar arasında öfke, gerilim ve nefret duyguları tırmanışa geçti. Alttan alma, karşı tarafın kusurlarını örtme gibi ince ahlak gerektiren davranışlar yok olma tehlikesi ile karşı karşıya geldi,</span><br />
<span style="background-color:white">- Günümüz insanları birbirine karşı önyargılı, sevgisiz, temkinli ve korkarak yaklaşıyor. Herkes bir diğerinin kendisine zarar vereceğinden çekinir hale geldi.</span><br />
<span style="background-color:white">- Aile bağları zayıfladı. Kardeşler arasında eskiden olduğu gibi sevgi, koruma-kollama duyguları zayıfladı. Güzel huylu anne babaya karşı saygı sevgi duyma hissi zedelendi. Çıkara dayalı bakış açısı daha öne çıktı.</span><br />
<span style="background-color:white">- Zora düşen insanın halinden anlama, hastaya şefkat merhamet gösterme, onu koruyup kollama, ihtiyaçlarını hissettirmeden temin etme inceliği neredeyse kayboldu.</span><br />
<span style="background-color:white">- Dürüstlük anlayışı, yalan söylememek, sahtekârlık yapmadan doğrusu ne ise onu söylemek tarih oldu. Dürüst insan sayısı çok azaldı.</span><br />
<span style="background-color:white">-Yolda giderken güzel bir ifadeyle yüzünüze gülümseyen, “hayırlı akşamlar” diyerek yanınızdan geçen bir insan hemen hemen kalmadı desek haksızlık etmemiş oluruz.</span></span><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Dec 2024 13:04:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ASLIN GÖLGENDİR</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/aslin-golgendir-44</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/aslin-golgendir-44</guid>
                <description><![CDATA[ASLIN GÖLGENDİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bırakın uyuyayım uyandırmayın beni<br />
Kafam hep kalabalık bilmiyorum yarını<br />
Musamaha gösterin benki fikir işçisi<br />
Ellerim kanlanıyor kalemim tel örgüsü<br />
Anne yanıma otur anlat bana benliği<br />
Ben büyüdüm derim de anlamadım senliği<br />
Kucağımda büyüyor asrın güzel çocuğu<br />
Bir kez olsun murad et süngülerki düşmanın<br />
Büyüyorum gelecek ihtiyarın elinde<br />
Geçmişi almış çocuk simyacının dilinde<br />
Yavrum ver oyuncağın silah düşman ilinde<br />
Mektubun gelir posta sevgiliye erişmez<br />
Bekliyor sevda çeken bilememiş gideni<br />
Asker tezkere bekler tarih sormaz takvimi<br />
Tükenmiş kelimeler gözler sözü anlatır<br />
Dua ettiğin yerde yapılmıştır bir yatır<br />
Mumlar söndürüyorsun hayat işte kaç satır<br />
Yak gel gençliği derviş yok mu şeyhinden hatır<br />
Karanlığın sonunda var bir ışık tükenmez<br />
Sözü sağlam olanlar ayrılığa erişmez<br />
Gecen ile gündüzün bir olmuş ayık değil<br />
Sarhoş geziyor yolcu uykusu sayık değil<br />
Bir dev gibi uyanır yatağından aslanlar<br />
Giden gitmiş ey nadan nerde bize kalanlar<br />
Bir ses duyulur ta ki uzaklarda bir yerde<br />
Solucanlar uyanık vaktin karlı yerinde<br />
Gençliğine güvenir çocukluğu cebinde<br />
Raks ediyor kadınlar namahremin gözünde<br />
Ninem örtüsünü bağlar ırgattır tarlasında<br />
Susuz mu kaldı bilmem köyünün sahrasında<br />
Yolu yürüyen gelin atın nerde süzülür<br />
Neden yaya yürürsün kınaların elinde<br />
Annen ağlar ardından kardeş diyen üzülür<br />
Şahikaya kavuşan ne etsin etekleri<br />
Gel de bir tebessüm et şahlanır at yeleleri..</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 29 Nov 2024 13:16:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HEP HÜZNÜ YAZMAZ BU KALEM</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/hep-huznu-yazmaz-bu-kalem-43</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/hep-huznu-yazmaz-bu-kalem-43</guid>
                <description><![CDATA[HEP HÜZNÜ YAZMAZ BU KALEM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hep hüznü yazmaz ya bu kalem, gün gelir sevinci yazar kazanılmış zaferlerin şanıyla büyülenir de güzellemeler yazar, kahkahalara boğulur da şehir birkaç cümleyle mutluluğu sınar, hep hüznü yazmaz ya bu kalem gün gelir dünyanın en kuytu yerlerinde bir çocuğun gülüşünü yazar ve bir genç kızın çeyizini dizer gönlü düşmüş delikanlıya, bir ninenin evladına kavuşacağı zamana dek döktüğü gözyaşına gün sayar , hep hüznü yazmaz bu kalem, gözlerde parıldayan müjdeli haberlerin geleceği mikrofonlara ağıt yakar, kanadı kırık albatrosların her şeye rağmen gökte süzülüşünü yazar, bir yavru ceylanın avcıdan kurtulup tam köşeyi dönecekken avına yenik düşen yırtıcılara bir çelme takarak ceylan gözleriyle son bir defa bakar ki kalem yazar, bu kalem Mevlananın şebi aruzunu yazar, muğlak vakitlerde aya hasret olan karanlıkların ışığını yazar, gün gelir uzak diyarlarda hasretin vuslatını döker kelimelere, bu kalem ki bitmez mürekkebi bir yetimin başını okşarken omzuna kolunu atar, gecenin bir vaktinde dervişin Yaradanıyla buluşmasını yazar, hep hüznü yazmaz bu kalem bulutlar yüklenirken yağmuru, susuzluktan parça parça olmuş toprağa şimşekler çakarken kalem durmaz da anı yazar, çalakalem yazılmış mektupların pası silinirken, göğsünde harfleri koklayan sevdalıları yazar, oraklı ırgatların yevmiyesiyle yemeni aldıkları günün neşesini &nbsp;yazar, bu kalem gün gelir ağlamaktan şişmiş gözlere bir perde açar da halka halka olmuş mutlulukları yazar, &nbsp;hep hüznü yazmaz ya bu kalem Evereste çıkan dağcıyla aynı minvalde hayata bakar &nbsp;da zirveyi yazar, bir başka gezegenin toprağını koklayan insanların yeni bir ev hayalini yazar, diplomasını almak için eksi kırklarda tane tane karların arasında yürürken yüzüne düşen karlardan ıslanan yüzün tebessümünü yazar, hep cehennemi yazmaz bu kalem pınarların arasında sekiz kapılı cenneti yazar…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 20 Nov 2024 14:06:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖNÜL SADAKASI</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/gonul-sadakasi-42</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/gonul-sadakasi-42</guid>
                <description><![CDATA[GÖNÜL SADAKASI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İnsanlara her türlü güvenceyi verip, onları inandırıp, sonra yüzüstü bırakıp gidenin yaptığının ne anlama geldiğini bilen, bunu söyleyebilecek, anlatabilecek, tarif edebilecek var mı? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İnsanı bile bile, size en fazla güven duyduğu ve ihtiyaç hissettiği bir anda yarıyolda bırakmak zulümdür. İnsana yakışan bir davranış değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Dostlukla, arkadaşlıkla, yakınlıkla, akrabalıkla hatta öz be öz kardeş olmakla bağdaşmaz </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İnsan tabiatı gereği güvenmek ister.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İnanmak ister.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bağlanmak ister.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İkna edicinin mahareti güçlüyse, ikna edilmesi, inandırılması en zor bilinen insanlara dahi nüfus etme kaabiliyeti varsa, bir şekilde muhatabını ikna eder. İkna edilen için, güven duyduğundan şüphe etmek çoğu kez sıralamanın sonlarında yer alan bir maddedir.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Büyüklerimiz, insanoğlu çiğ süt emmiştir. Dünyada tam anlamıyla güvenebilecek insan sayısı her insan için bir elin parmaklarını geçmez diye&nbsp; uyarılarda bulunsalar da, bir çok insan bu uyarıları dikkate almaz!</span></span></strong>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Menfaatler, çıkarlar, yeni oluşumlar, olayların ortaya çıkardığı yeni durumlar, bazılarına göre altın tepsi içerisinde sunulan imkan ve teklifler, zihin çelicidir denmiştir. Halk arasında adam satma denen olayın bir başka adıdır, insanları yarı yolda bırakmak! İnsanları yarı yolda satanlar, yani yarı yolda bırakanlar için, satılmayacak, gözü boyanmayacak insan yoktur. İşin en garip ve tuhaf olan yanı ise, adam satanların vasıfları ve sıfatları bilindiği halde, toplum içerisinde izzeti ikram görmeye devam etmeleri ve kapılarda karşılanmalarıdır.&nbsp;</span></span></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">En sevdiklerim dediklerini.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Uğruna ölürüm dediklerini.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kendini uçurumdan at dese, yemin olsun gözümü kırpmadan atarım dediklerini.</span></span></strong></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bize zamanın Leyla ile Mecnun’u derlerdi dediklerini.</span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yarı yolda bırakanların, girdikleri yeni ortamlarda da, benzer kelamları edip, alkışlarla karşılanıp, adam en doğrusunu söylüyor arkadaş diye taraftar toplamalarına pes mi diyeceksiniz?&nbsp;Bu kadar da olmaz mı?&nbsp;Adam devir ne gerektiriyorsa onun gereğini yapıyor, helal olsun mu?</span></span></strong>&nbsp;</p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İnsanları yarıyolda bırakmayanlara diyecek bir sözümüz yok mu?&nbsp;<strong>Sizi her ne olursa olsun yarı yolda bırakmayacak kaç dostunuz var desek, kaç isim sayabilirsiniz?</strong>&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bir mi, iki mi? Üçten fazla mı? İnanın bir tane bile olsa, yarı yolda, darda, yolda-belde kalmazsınız. Çünkü, dürüst, temiz ve mert insan tuttuğu eli, bırakmaz. Hele o el dost dediği, arkadaş dediği, kardeşim dediği bir insana aitse. Beş parmağın beşi bir değil denmiştir. Öz kardeşlerin bile özellikle miras gibi, değişik ortaklıklar gibi konularda birbirlerini yarıyolda bıraktıkları, anlaşmaları hatta vasiyetleri bile paramparça ettikleri bilinen olaylardandır. Bütün bunların yanısıra, insanların insanları yarıyolda bırakmasına aracılık eden, laf taşıyan, aralara fitne fesat tohumları ekenler vardır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Güvenleri, itimatları, yıkılmaz-sarsılmaz denilen ortaklıkları yerle yeksan eden fitnecilerin yaktıkları fesat ateşleri gün gelir, o ateşi yakanı da yakıp geçse de, yanan yandığıyla, kül olduğuyla, konuyu enine boyuna araştırmadan hüküm verdiğiyle kalır. Sebep olanların ise ne bu dünyası, ne öbür dünyası abad olur. Bir insanı yarıyolda bırakmak ve bu işi hiç beklenmediği, hiç ummadığı, hatta aklına dahi getirmediği bir anda yani bir gaflet anında gerçekleştirmek şok etkisi yapar. Güvendiğim dağlara karlar yağdı diye başlayan laflar arka arkaya dizilir böyle durumlarda.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">&nbsp;Birilerine maddi, manevi destek verecekleri söyleyip, onlara ihtiyaç duyulduğu gün ortadan kaybolanlar, telefonlara çıkmayanlar, yok dedirtenler.</span></span></strong><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">&nbsp;<strong>Yol arkadaşlıklarını gemileri yaktım diye bitirenler.</strong>&nbsp;<strong>Gönül hikâyelerine, bıktım, sıkıldım, bunaldım mazeretleriyle son verenler.</strong>&nbsp;<strong>İnsanları yarı yolda bırakmayı alışkanlık haline getirip, oyuncak edenler, güvenilen, güven duyulan insana senin bu yaptığına ne derler diye sormayacak mıyız? Ya da kahredip, benden bulma, Allah’ından bul mu diyeceğiz?</strong>&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Gözünün içine baka baka, senin başına daha ne çoraplar öreceğim diye yüzüne gülüp, ardından kuyusunu kazdığınız insan, size toz kondurmuyor, her tarafta hakkınızda sizi öven, methden konuşmalar yapıyorsa, yarın, insan içine nasıl çıkacaksınız?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">&nbsp;Hz. Mevlana, insanları yarı yolda bırakanlar için bakın ne diyor,&nbsp;<strong>“Umut verip, güven aşılayıp da yarıyolda bıraktığın insanın gönül sadakasını her iki dünyada da veremezsin.”</strong>&nbsp;<strong>&nbsp;</strong></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 17:19:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>METROPOL HAYATLAR</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/metropol-hayatlar-41</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/metropol-hayatlar-41</guid>
                <description><![CDATA[METROPOL HAYATLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Günler hızla geçiyor dünya güneşten uzaklaştıkça günlerden tasarruf edemiyoruz gün be gün ömür çuvalımız hızlıca dolup gidiyor, insanlarla selamlaşıp bir vakit namaz zamanımız var belkide, gözümüz hep saatte namaz vakitlerine göre böldüğümüz zaman bizden hız isterken bazen bunalıyoruz &nbsp;telaşla kaygıyla kendi etrafımızda döndüğümüzü çoğu kez fark edemiyoruz. Kayda değer bir şey yok heybemizde, valizimiz eski püskü içi alabildiğine dolu, her yol bizim için bitmek üzere uzamıyor, ayaklarımız bazen isyan etse de, ellerimizle yürüyoruz, kanasak da yola devam ediyoruz, tanıdık bildiklerimiz yaklaştıkça yabancılaşıyor, tıpkı çöl kaplanı gibi her avda bir çare arıyoruz, dünyanın uzak illerinde akranlarımızın sesini duyuyoruz, aramızda kilometrelerce yol olsa da hepimiz ayrı yollarda yaşam mücadelesi veriyoruz, bireysel farklarımıza bakarak geleceğimize elbise biçiyoruz, bazen korkuyoruz küçücük bir kız çocuğu &nbsp;oluyor annemize sığınıyoruz, ağır geliyor hayat, çantamızda taşıyamıyoruz, küçük mutlulukları alıp duvarımıza asarken güneşe perde açmayı ihmal etmiyoruz, kimimiz anne ,kimimiz eş, kimimiz teyze olurken sosyal rollerimizle övünüyoruz, toplumsal kabul alabilmek için sosyal rollerimizi yelpaze gibi açıyor ben diyebiliyoruz, anlam evrenimiz günlük bombardımana maruz kalırken sığınaklarımızı arıyoruz, iletişim araçlarımız her dakika algı operasyonlarını sürdürürken gerçeği arıyor yalana katlanıyoruz, bir bilge edasıyla tarihi anlatırken tarihin tekerrürden ibaret olduğunu unutuyoruz, çeşitli uyarıcılar tarafından her an uyarılırken uzaklaşmayı akıl edemiyoruz, iş ortamlarımızda mobbinge uğrarken mesai bitimi kaçacak yer arıyoruz, bir ağacın gölgesinde çıkarsızca dinlenirken oh diyor ağaca bir teşekkürü çok görüyoruz, bir köşede ağlarken &nbsp;mendil arıyor, denek olarak kullanılan köpeklere pekiştireç veriyoruz, koşulsuz kabul etmenin adını unutuyor, sevdiğimizi değiştirmeye çalışırken aşkı arıyoruz, yaşlanmaktan korkuyor yüzümüzdeki &nbsp;çizgileri siliyoruz yaşlanan bakışlara çare bulamıyoruz, gün ağarırken kuşluk vaktini özlüyoruz, yaşadığımızı zannederken örümcek ağına dolanıyoruz, yaşamak için ölüyoruz…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 04 Nov 2024 17:07:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PALETİMDE KELİMELER</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/paletimde-kelimeler-39</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/paletimde-kelimeler-39</guid>
                <description><![CDATA[PALETİMDE KELİMELER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kelimenin intiharı mı konuşuluyor arka sokaklarda, bir gül soluyor verilirken suyu, toprak isyan ediyor, bir kelebek bir gün daha yaşamak istiyor ,rüzgar &nbsp;kurbanların küllerini ötelere savuruyor, yanıyor şehir yükseliyor alevler gökyüzüne, gökyüzü yangınlardan haberdar oluyor, bir el uzanıyor tutuyor kız çocuğunu, yollar uzuyor yolcular yalınayak kırk tırnakla acıyı derinlerden hissediyor, ağlıyor yaşlı, gözleri ihtiyarlıyor, bembeyaz bir karın altında buz tutuyor umutlar, anneler haykırıyor, yavruları bembeyaz kefenleriyle koşuyor, ellerinde kar çiçekleri, öğretmenler kalemle birlikte eğiliyor, tahta ısrarla beyaz tebeşiri istiyor, bir korku sarıyor pehlivanları meydanların boşluğuna şaşıyor yağlı güreşler, çiçekler kadınların sol tarafında sevgisizlikten çürüyor, papaz vaftiz töreninde cehennemi anıyor, diliyle çocukları kirletiyor, gonca gonca cennetler açıyor büyüyor rahimlerde, sayıklıyor birileri bilinci kirlenmiş anıları süzmeden uyuyakalıyor, bir dağ buluşma noktası oluyor ilahi kelama, oku diyor ümmete ümmet okumuyor, övünüyor nadan, gafletin pençesinde yüzüyor nur yüzler, ilk adımını atıyor bebek, şahikalar imreniyor, bir ezan duyuluyor cemaat minareyi arıyor, şimşek çakıyor, gökyüzü vaaz ediyor…Kalp yoruluyor kapısını açmıyor beşeri muhabbete, dağlar yürü emrini bekliyor, kızgın lavlar cehennemden haber veriyor..<br />
Göğsümüzde dinliyoruz annemizin ninni sesini ayaklarından cenneti öpüyoruz, zulmün elini kırıyor ayaklarını bağlıyoruz, mazlumla birlikte haykırıyoruz, kanla beslenenleri aç bırakıyoruz, gebe kadınları ebelerden soruyoruz, bebekleri kuvözlere hapsediyoruz, felçli mahkumlardan adaleti ayakta tutmalarını istiyoruz, yürüyoruz yürüyoruz da yolun sonunu göremiyoruz, biz hak aşığını kervanda biliyoruz, bitmeyecek zannettiğimiz ömrün ölçüsünü alıyoruz, koro halinde ağlıyor solo gülüyoruz, isyan eden şarkıya vokal yapıyoruz, kumarhanelerde geleceğe fal bakıyoruz, aldığımız nefesi vermekten utanıyoruz, dost dediğimizle yüz yüze gelemiyor, sırtımızı dönemiyoruz, balıkları sudan çıkarıp karada iyi bir hayat diliyoruz, her akşam sağ kalabildiğimize şükrediyor uyurken ölüyoruz, hep mezar kazmış birinden beyaz rengin tarifini istiyoruz, tabağımızı doldurup yarını düşünüyoruz sofraları kurup da kaldırmıyoruz, şehadet parmağımız havada varsın yansın bedende yanan etle kemik, alimler meclisinde eşikte alim başköşede cahili ağırlıyoruz, bedeviye nasıl olduğunu soruyoruz da cevabı dinlemiyoruz…Satrançta son hamleyi &nbsp;piyona bırakıyoruz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Oct 2024 14:14:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KARANLIĞIN DİLİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/karanligin-dili-38</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/karanligin-dili-38</guid>
                <description><![CDATA[KARANLIĞIN DİLİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çekildi kalabalıklar gecenin en sessiz saatindeyim, yelkovan akrebi kovalarken çıkan sesi duyuyorum yalnızca ara ara dalıyorum uyandırıyor tik tak sesleri…Sokak lambaları aydınlatıyor masamı ve rüzgar dalgalandırıyor bir bayrak gibi perdemi…Düşüncenin kalem istediği saatlerde bir kör kuyuya düşüyorum anlamak istiyorum bendeki beni, kayboluyorum, elimde adres yok bindiğim durağı bulamıyorum, ineceğim durak muamma, bir müzik sesi geliyor kulağıma ,genç, arabeski son ses açmış sevdiğine serenat yapıyor adeta..Ajite edilmiş dudaklar susmuş, derin derin daldıkları rüyaya horluyorlar…Bir veba salgını var sanki, karanlık çöktü mü, herkes koşar adımlarla evlerine dönüyor, ben ise çocukluğumu hatırlıyorum yine annem yemeğe gel diyor ben var gücümle oyunlarıma koşuyorum..Kaygılı yüzlerin arasından geçiyorum, tam dönecekken köşeyi, yaşamını yitirmiş gencin yasını tutuyorum…Herkes uykuda evler bir bir kapattı ışıklarını yastıkla buluştu çoktan insanlık..öyle güzel uyuyorlardı ki uyandırmaya kıyamadık..Ve karanlık zifiri karanlık kan kusuyor birileri görülmüyor duyulmuyor böğürmeleri..Kilidi vurulan kapıların hatrı sorulmuyor..Geceyle yalnızlık kardeştir hep birarada gezinir, birinin eli diğerinin omzundadır ..Susar kuşlar…Bitki hayvan börtü böcek uyumaya çekilir..Yalnızdır hep birileri..Gökyüzüne bakmayı bilmeyen göremezki yıldızları ve geceyi aydınlatan dolunayı..Kaldırım taşlarının arasında ezilen çiçekler derin bir nefes alıyor..Bir mahmurluk çöküyor gözbebeklerimize…Uyku iyiden iyiye zorluyor gözleri…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Oct 2024 16:36:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VAHŞET</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/vahset-37</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/vahset-37</guid>
                <description><![CDATA[VAHŞET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sözün bittiği hepimizin sinirden ve üzüntüden ketlendiği günlerden geçiyoruz, vahşet belkide son noktasında artık, yapılana öldü diyemiyor parçalanarak öldü diyoruz olur şey değil, bu insanlar bu hale nasıl geldi, bunu yapana insan denmez tabiki ama en nihayetinde masum &nbsp;bir bebek ve masum bir çocuk olduğu zamanlara ithafen insan diyebiliyoruz, o günlerin hatrına…Elbette bunu yapanın bugünkü adı cani, bir zamanlar filmlerde görüp film bittikten sonra aman Allah’ım dediğimiz anları bugün yaşıyoruz maalesef, canileri doğuran anneler pişman evet onlar da kadın çünkü…Paradoks şu ki bu caniler bu hale nasıl geldi, sapık zihinleri öldürmeye meyilli canileri yine anneler mi koruyor, anneler göğsündekini ,eşler koynundakini mi koruyor sapkın ve katiller nasıl yetişiyor, yetişirken hiçbir belirti vermiyorlar mı ahırdaki hayvana kötülük yapacak kadar hasta bir beyinden sağlıklı bir evlilik beklenebilir mi, üzgünüz ve korkuyoruz, insan kasabı bu insanlar yüzünden güven sorunu yaşıyoruz, güven hayatın tutkalıdır demişti japon bilim adamı, ayrıca Maslow’un hiyerarşisinde güven ilk basamakta yani insanın sağlıklı bir yaşam sürebilmesi için elzem, sosyolojik açıdan bakarsak topluma göre kadın kuyruk sallamazsa erkek musallat olmaz, maalesef toplumda kadınların ağzından sıkça duyarız, bu söylem sapkın erkekler için kalkan, kadınlar farkında olmasalar da, gökyüzünde canilerden habersiz yaşayan kuşlar kanadından vuruluyor yerle bir ediliyor, ya hayatları sonlanıyor ya da zifiri karanlıkta &nbsp;yol almaya çalışıyorlar, kırgınız, üniversite yıllarımda Ayşe Paşalı cinayetini okumuş çok şaşırmıştım ilk ve son zannetmiş sınıfta veryansın ederek ‘’olmaz hocam olamaz’’ diyerek üzüntümü belirtmiştim, yine üniversite yıllarımda kampüsümüz şehre açık olduğu için bir esnaf kolayca kampüse girmiş, üniversite öğrencisi genç kızı silahla vurarak öldürmüştü, daha da acısı derste erkek öğretim üyesi hocamız kim bilir kız ne yapmıştır demişti, ‘’Hocam tanımadığımız, öldürülmüş bir kadın hakkında nasıl böyle düşünürsünüz, ne yaparsa yapsın hiçbir kadın ölümü hak etmez hayatının baharında bir genç kız’’ diyerek karşı çıkmıştım, evet maalesef ataerkil bir toplumuz ve kadınlar ayaklarının üzerinde dursalar da erkek teröründen kurtulamıyor, erkeklerin yetiştirilme tarzı yanlış, eskiden erkek çocuk kıymetliydi diyenler yanılıyorlar; çünkü erkek çocuk hala kıymetli evli çiftler ilk çocuğun erkek olmasından yana, erkek veya kız çocuk, önemli olan iki cinsiyetinde doğru yetiştirilmesi özellikle erkek çocuğunun yetiştirilmesine çok daha fazla özen gösterilmelidir, gerekirse bunun için her mahallede çocuk gelişimi ve yetiştirilmesine yönelik kursların açılması gerekli bana göre, anneler ve eşler &nbsp;aile içerisinde muhatap oldukları &nbsp;erkeklerde anormal bir durum gördüklerinde bu insanları erkenden tedaviye yönlendirmelidirler, önlemsel yaklaşma taraftarı olmalıyız, gelecekte hem kadının hem de erkeğin hayatının kararmaması için önlemler almalıyız..Ve kanunlar, hep aynı fragmanı izleyip gözyaşı dökmek istemiyoruz, artık &nbsp;caydırıcı cezalar verilmelidir, hadım ve idam cezaları için referanduma gidilmelidir…<br />
Ey kadın sen ki hep aynı şey için doğuruldun, doğruldun&nbsp;<br />
Seçim hakkın kıt akılların<br />
Ey kadın sen ki yol kendi yolun<br />
Fakat kenarda bekleyenlerdi sorunun<br />
Ey kadın sen ki ufku geniş bir aydınlıktın, Cehaletten bıktın<br />
Defedeceksin mutlaka bir gün cahil akılları<br />
Sen ki sabrınla anneliğe soyundun<br />
İffetin ki meryemden soyun,&nbsp;<br />
Bırak atsın iftiraları tekmelerini savurduğun.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Oct 2024 10:37:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KANAT SESİ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kanat-sesi-36</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kanat-sesi-36</guid>
                <description><![CDATA[KANAT SESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatımızın zorlaştığı durup donduğu zamanlarda kalıcı olanı daha çok özlüyoruz, sahte olanla oyalanamayacak kadar büyüdük artık, dini ritüellerin doğru yol üzerinde tuttuğu ayaklarımız olabildiğine sabit, köprülerden geçerken, putperestler secde izlerinden irrite olurken, bitmez tükenmez enerjimizi doğru ve iyi olana kanalize etmeye çalışıyoruz, kendimizi bile koruyacak dirayete sahip değilken çocuklara kalkan olmaya çalışıyoruz, &nbsp;çocuklarımızı korumak isterken onları hayata karşı antrenmansız mı bırakıyoruz.<br />
Baharlar beklerken bizi , &nbsp;biz hep bir ağızdan kış şarkıları söylüyoruz, kolumuzu dayadığımız hurma kütüklerinden Peygamberi soruyoruz, nazımız geleceğe, bir türlü toparlanamıyoruz, hayat olanca hızıyla devam ederken biz bitiremediğimiz kitabın aynı bölümünde takılıp kalıyoruz, bizi yaşatacak birkaç bilgiyi heybemize alıyor, yolluğumuzla övünüyoruz, çocuklar güvenli bir alan ararken köşe başlarında onlara fark ettirmeden saklambaç oynuyor ve hep aynı kişiye sobeleniyoruz, bestesi yapılmamış şarkıyı söylerken anlaşılamıyoruz, yaşlılarımız her şeyi yaşadı diyerek onlar adına ölümü bekliyoruz, oysa keder dolu bir ömrü kucakladıklarını unutuyoruz, ağlayan bebeğe habire mama veriyor derdini anlamıyoruz, kendi ellerimizle ilmek ilmek dokuduğumuz halılarımızda hatıralarımızı saklarken günün birinde o elleri özlüyoruz, dostlarımızla derdimizi paylaşırken arabeskin kraliçesi oluyoruz, kabirlere gidip öleni görmüyoruz, daha ziyaretimiz bitmeden dünyaya dönüyor kahkahaya boğuluyoruz…Alışkanlıklarımızı er meydanında boynundan vuruyoruz, bizi yetiştiren annelere her sabah yalnızca tebessümü bir borç biliyor, ayaklarının altında cenneti arıyoruz, müzayedelerde en değersize paha biçilmez diyor, en değerliyi saf dışı bırakıyoruz, şeytan girer diye birbirimize yaslanıyor şeytan girmeden safları genişletip sırtımızdan vuruluyoruz, ayla güneşin dansını izleyip yıldızlara tutuluyoruz…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Oct 2024 16:28:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİRLENMİŞ RUHLAR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kirlenmis-ruhlar-35</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kirlenmis-ruhlar-35</guid>
                <description><![CDATA[KİRLENMİŞ RUHLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Ben her zaman insanların kalplerinin iki heybesi olduğuna inanıyorum , kötülerin heybesinde iyilikleri az , iyilerin heybesinde de kötülükler azdır . İyiler her zaman karşıdan kötülük gelse de iyilik heybesine el uzatır ve oradan iyilik ve iyi niyet verirken kötülerinde durum tam tersidir siz on parmağınızı da mum etseniz neden on bir mum yok derler ve size kötülük heybelerinden karşılık verirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Çünkü verecek iyi niyetleri sınırlıdır ve bunu zamana &nbsp;yayarlar artık kime denk gelirse o iyi niyetler…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Kötü ruhlu insanları hayatta tutan da her zaman kötü düşünce içerisinde oluşlarıdır, adeta kötülükten beslenirler, kalp kırmadıkları günleri sayılıdır, sizi sürekli eleştirip sizi manipülasyona uğrattılar ve her defasında sizi üzse de kırsa da öyle bir şekilde okları sizi geri çevirip mağduru oynar ve sizi de kötü ilan ederler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsanlık varoluşundan bu yana eminim ki en kötü çağını yaşıyor, kirlenmiş ruhlar, insanlıktan uzaklaşmış bedenler, uyuşmuş beyinler ve henüz daha hiç kullanılmamış vicdanlar eşliğinde…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Ruhu kirlenmiş insanların vicdanları rahat olamaz. Vicdanı rahat olmayan insanın ayarı da tutmaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Kötülükten beslenen insanların sayısındaki artış git gide çoğalıyor, iyi niyetine sadık kalmış ve hâla vicdanı ile bu insanlara direnen insanlarında sayısı az kalmadı değil.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hep incinsen de incitme düşüncesi ile hareket ettim taki bugüne kadar, öz saygımın da artık insanlar tarafında &nbsp;hiçe sayıldığında tanıklık eder oldum hoş bu her zaman böyleyken artık sabırımın da sınırını kaldırmaya başladım. Çünkü iyi niyetin, saygının ve anlayışın su istimail edildiği günlerde kalbimizi kötü insanlardan korumaya başladık.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Eskiden de kötülükler ve kötü insanlar varken şimdiki insanlar maalesef çığrından çıkmış şekilde yaşamış oldu ve her gün bu da mı olur derken kısır döngü içine girdim toplum olarak.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bu kadar kötü niyetli insanlara denk gelmek artık beni boğmaya başladı sizler içinde durum öyle değil mi? Oysaki yarına çıkacağımız günler sayılı iken kötülükler içinde de zor hayatımızı daha da zorlaşmaya başladık. Artık bir şekilde eski günlerimize dönmemizi iyi niyetle yaşayan insanlar ile bir arada olmayı diliyorum.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Oct 2024 11:11:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAFLETİN KUCAĞI</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/gafletin-kucagi-34</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/gafletin-kucagi-34</guid>
                <description><![CDATA[GAFLETİN KUCAĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bin yıllık dertler uyanmış &nbsp;sanki omzuma binmiş<br />
Saklanacak bir yer yok hazırlanmış da gelmiş<br />
Ne yapsam ızdırabı bitmiyor kalemimin<br />
Bir sıra ki ebedden ezele kopmuş gelmiş<br />
Susarım çare değil, konuşurum duyan yok<br />
İşittiğim sesleri anlatsam anlayan yok<br />
Bir kördüğüm oluyor içimde kelimeler<br />
Ya Rab diye haykırsam, duama bir cevap yok<br />
Yeri göğü Yaradan Mevlamızsın sen bizim<br />
Ne zamana kadar ben böyle eksik yaşarım<br />
Kabul etsen beni de yürüyen kervanına<br />
Bir yerinde otursam yolcular divanında<br />
Ağlasam duyacaklar onur yarama dünden<br />
İçmişim ben annemin helal ki ak sütünden<br />
Kimselere diyemem hüznüm ki en derinden<br />
Razı olmuyor gönül bir hicaz bestesinden<br />
Her sabahım karanlık bir tek ışık yok nedir<br />
Uyansam neye yarar gözüm alsa ışığı<br />
Güneş esirgemiyor evimden aydınlığı&nbsp;<br />
Gecem ile gündüzüm karışmış zaman bilmez<br />
Zamana yenilmişler aynalara küsülmez<br />
Küsmem ben aynalara bilirim gençliğimi<br />
Buyursun bağrı yanık olanlar sofralara<br />
Bir sofraki uyulur en ağır kurallara<br />
Bu dünyanın eşiği ağıdıyla bilinir<br />
Günahı sevabıyla terazide silinir<br />
Ne can kalır ne canan dergahı aşka gider<br />
Yolu yürür yürür de yokuş da sitem eder<br />
Kederinden ağlayan bilmez tebessüm nedir<br />
Sadakayı vermez de israftır diye bilir<br />
Cimrinin verdiğini hastalık bilen diller<br />
Cömerti cennetini arıyor uzak iller<br />
Ne olur ki birlikte edelim bir iftarı<br />
Kavuşalım birlikte O ilahi nazarı<br />
Aç kalsın ki sofralar oruç ola dudaklar<br />
Bir tek de olsa boş söz duyamasın kulaklar<br />
Annelerin kucağı olmuş gençlere beşik<br />
İstanbul'u fetheden Fatih'in bağrı ezik<br />
Seziyor Gazaliler ta uzaktan bir acı<br />
Hangi tele tutulur hazan doludur sazı<br />
Annem sen tut elimden yürümek ki sancılı<br />
Kahır mektubu yazar bilmez burda kiracı<br />
Hak Hak diyen gönüller Hakkı buldu mu erken<br />
Aldırma gelir elbet habersizdir o giden<br />
&nbsp;Odur yine bilinir haramidir kandan ten<br />
Kime karşı gelirsin içinde var mıdır sen<br />
Ötelerden misafir gelir bilmez misin &nbsp;ben<br />
Yorgun bir avcı gibi elinde yok ok ve yay<br />
Bir baş ağrısıdır ki koca bedene &nbsp;yayar<br />
Bilmem ki dünya bana düşmansa nedir neden<br />
Sarsınlar kefenine neye yarar ki beden<br />
Görüyor uzakları ihtiyar bakışların<br />
Yüzünde var bilesin Rahman'ın nakışları<br />
Sokaklarda duyulur çocuk haykırışları<br />
Medet diye durulur cübbeye sarışları<br />
Ey güzel gözlü çocuk nedir çektiğin elden<br />
Didin çırpın öyleki kurtaramazsın selden<br />
Yar diye sarıldığın fanidir gider yelden<br />
Sevin sevin ki gideceğiz vaktinden<br />
Zannetme ki bu dünya dönecektir ebeden<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Sep 2024 19:59:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUĞLAK BİR VAKTİN ÇIĞLIĞI</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/muglak-bir-vaktin-cigligi-33</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/muglak-bir-vaktin-cigligi-33</guid>
                <description><![CDATA[MUĞLAK BİR VAKTİN ÇIĞLIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yalnızlığın &nbsp; özgürlüğüyle çırparken kanatlarını, gökyüzü o kadar uçsuz bucaksızdı ki başka bir varlığa yer açamayacak kadar kapladığı alanın muhafızlığını yapıyordu neredeyse varlığı.. Yalnızsanız &nbsp; , yalnız sizin kelimelerinizin sedası vurur sevdanın pencerelerine…Yalnızsanız taç sizindir, tahtlar sizin, dağlar yankılanamaz cümlelerinizle bu cürettir onlar için.. Ne münasebet ki eteğini toplayarak selam veren oyunu bitmiş tiyatro oyuncusu alkışlarla terk ederken salonu tek kare bırakmaz zamanın yegane hatıralarına, giydiği rolün kıyafetini çıkarma vakti çoktan gelmiştir bir külkedisi kıvraklığıyla kurtulmak ister son dansıyla balkabağı kadar ömür biçilmiş sahte prenslerine…Hayat biraz sahtekarlık mıydı, doğrusunu gerçeğe dönüştürmeye çalışan ahmak bir toplumun ne kadarı aşabilir çağlar ardını…Yalanlar, rengarenklere bürünüp mücevherini satmaya çalışan bir sarrafın sahte ışıklarıyla hayat bulurken, &nbsp;kim suçlanabilir …Çölde sürünen bir bedevi fil kervanına kavuşmak ister mi, &nbsp;gönlü bir damla suya hasretken. Ne kadar yorgun gelinler bekareti kaybolmuş insanlığın çıkardığı gelinliklerin kar beyazı, hangi güvercini tutar kınası kurumamış hangi el laf edebilir yaftalanma korkusu varken… Onlara göre aykırı mı yaşıyor çocukları gezegenin, uçup duran kanatlarını kesmek için çabalamalar hapsetme isteği yalnızca toprağa…Oysa kör mü oldu gözler çocuklar yeryüzünün albatrosları.. Ne kadar garip görürken kör olma isteği , sırf batırmak için balçık bataklığa hayatları.. Ses dalgaları evreni sarıyor istemediği sesleri duymamak bir &nbsp;çift kulağın en haklı isteği…Ah yürümek henüz bir yaşında karayı deniz , denizi kara görmeden yürümek.. Topuklularımızın bileklerimizi kelepçeleyemediği ayakkabılarla …Bir ben mi diye şiirler yazan şairler kitleleri bir araya getirirken yalnız mı kalıyor kalemleri…Kader midir yaşarken taşlanmak ,şair kaderi mi, ilk taşı atacak kadar günahsız olmayan bu kalabalık neden bu kadar küçülüyor her geçen gün biraz daha…Hezeyanlar, serzenişler bir delinin ağıdı mıdır tabutsuz bedenlere …Nedir bu yabancılık yunus aidiyetiyle çağrılmayışımızdan mı…Aldanışlarımız hangi aldatılmışlığın emaneti…Hangi namaza müteakip defnedeceğiz düşman korkularımızı…Nuh’un gemisi çoğalmaya and içmişken hangi bekleyiş tutar bizi iskelelerde…Hangi deniz fenerine rağmen kaybeder ki insanlığı…Hangi kitap cehaleti çoğaltmak için bir kalemi misafir eder ömür boyu…Dert devaya minnet eder mi ızdırabı en büyük silah yapmışken…Okçular terk ediyorsa tepeleri Peygambere rağmen ,itaatsizliğin özgürlüğüne mi sığınırlar cehennem nefes alırken mümin sinelerde...Dağların taşıyamayacağı emanet kalplerin emniyetindeyse, imanın bağlı olduğu pamuk iplikler alimlerin kapattığı kapıların ardında kalmalı …Kirlenmesin gözler kirlenmesin kulaklar ki bakmak haram , duymak haram, bin dört yüz yıl önce bildirilmişken onları kurtaran hangi Kuran…Mucizelere inanmak aklın sınırlarını zorlarken Sokrat gibi ebe olmalı belki de doğurtmak için köhnelikten sıyrılmaya ramak kalmış fikirleri…Yörüngesi mi değişti ayın, kıyameti yakın, bir yarısı aydınlık bir yarısı karanlık dünyanın…And içiyor her sabah bir neslin çocukları ,yemin ediyor çalışkanlığa ,saygıya, içselleştiriyor damla damla içiyor değerlerini kevserin, dünya güzelleşiyor yıldızlar kuyruklarıyla kayıyor daha fazla iz bırakmak için…Bir kadeh var ellerinde cennet hurilerin kaymış başlarından paha biçilemez olan yaşmakları, gılmanlar sırtını dönüyor kör olmamak için eliyle namahremin…Sırat düşürmek için mi bekler kılıçtan keskin yollarını günahkarın…Aziz saydığımız anaların eksiği neydi ki göbek bağının, kanı adsız kaldı bebeklerin...Meryemin gücü müydü gösterilmek istenen bir erkeğin varlığına gerek bile duyulmadan rahimde büyütülen İsaların Tanrısına mıydı gücü kuvvetin…Fırtınalar başka diyarların toprağını hangi ülkede besler, oysa bütün gaye anayurdu toprak olan gülü biraz daha yaşatabilmek &nbsp;değil miydi? Ağlamak günah çıkaran bir Hristiyan’ı kaç gün tutar kilisede günah onu tavus kuşu kanadıyla davet ederken bir yerlerde hep yeniden, ayaklarının çirkinliğine rağmen….Sabaha açamıyor gözlerini güneş yerküre uyanmak için onu beklerken…ilhamın saatlerinin yelkovanına kimler hükmedebilir, geç yolcu yol senin, ne diye beklemektesin…Toplama istemez bu yolun taşlarını, sen iklimine aç şemsiyeni…İstasyonlar raylarını hangi yolda birleştirmiş, yan yana hızlıca geçerken vagonlar bir göz bir göze değmemeli …Yapay çağın &nbsp;robotları tüketmezken hayatı ,dünyanın yerli insanları nerde bıraktın insanlığını…Santursa eğer bu türkünün ensturmanı yetmiş iki millet neden sağır…Kumanda masasında yiğitler mi olur kalleşler mi nerde er meydanı…Küçük akıllara büyük laflar edilmez dağ gibi yankılanmaz aksi sedanın, ne desek de çivisi çıkmış bir şehre yıkılmayana kadar anlaşılmaz esrarı kelimenin…Doğruluyor lohusa kadın &nbsp;sancılı doğumlardan sonra bir tarafından akarken kan, bir tarafta ak sütü taşır damarları…Bir kuruşuna tenezzül etmemiş hazinede ömerlerin adaleti, hakkı korur terazileri…Nüktedanların anlaşılmadığı köhne zihinlerin bir protokol asabiyeti vurur yüzlerine kendi gölgesinin, kıvrak olmayan zekaların bir kasvet oturur kucağına bilmediği hamallığın…Alın teri kurumadan alıyorsa hakkını, yerlerde yuvarlanan gezegenleri el işçilerinin ,bir tohum saçılacaktır milyonlarca insanın nefesine az da olsa ağaçlardaki oksijenin…Yar diye bir ömür geçiren ince hastalığın benzi sarı goncaları, son nefesini vermeden mi açılacak yaprak yaprak ,bir gülün güzelliği şahitsiz mi kalacak…Lebbeyk diyerek tövbe etmiş koşarak Kabeye varmış bir kulu karşılar mı Rabbi bir şefkat annesi gibi, Ah eden mazlum girer mi araya tam kavuşacakken affa yüzyılın günahkarı…Hiçbir özelliği olmasa bile haset taşımıyorsa bir kalp değmez mi dostluğuna sevdanın…Bir dini insan mantığına uydurmak gibi anlamsız bir gerekçeyle mi kaldıracağız seccadeleri alnımızdan, ellerimizi duasız mı bırakacağız bu kadar görkemliyken gökyüzü ve rahmeti sağnak sağnakken kalplerimizde…Kendi figürlerini çoktan bulmuş danslarımızın müziğini bir çırağa mı bırakacağız…Diplomalarımızı bir esnafa bırakıp da fiyat mı biçeceğiz eğitimin ticaretine…Veysel gibi yollar aşıp tam kapıya gelmişken göremeden kainat peygamberini evde bekleyen anneye dönerek kısacık bir dünya ziyaretine cennet komşuluğunu kadir bilmek …Şems ve Mevlana’nın dillere düşen muhabbetini, gecelerde sabahlarla eritebilmek Etme diyerek ve &nbsp;davulun denkliğine böylece kısacık bir ömür biçmek… Züleyha tüm güzelliğiyle günaha gel derken &nbsp;,Yusufun gömleğini iffetine kanıt bilmek…<br />
Hayırlı Cumalar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 20 Sep 2024 10:43:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR DEVRİM TÜRKÜSÜ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bir-devrim-turkusu-32</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bir-devrim-turkusu-32</guid>
                <description><![CDATA[BİR DEVRİM TÜRKÜSÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İftiraya uğrayan insanların beyazlarken alınları<br />
Bir toz bulutu gibidir nadanın nidaları<br />
Hiç yapılır mı dostun yanında varlık yokluk hesapları<br />
Hipodromlara kalsın yaralı at yarışları<br />
Yakışmaz sana daldırma elini kirli sulara<br />
Naatlar okunur bak aşkın dergahında<br />
Yaşa bir gün ölüm gelecek hayata beş kala<br />
Yaşa öyle yaşa ki yaşamı şahit tut yaşadıklarına<br />
Vallahi bulunmuz çare yaşlı dünyaya&nbsp;<br />
Anlamak istersin de anlatma kendini bu çelişkiler çağına<br />
Izdırablarını sakla binbir dermanın ardına<br />
Kahkahalar at gülerken ağlayana<br />
İlla da eylül diyerek yapraklar kurutanlara<br />
Aldırma duymayan kulaklara<br />
Ok yaydan çıktıktan sonra oku soranlara<br />
Sor şiirlerin ülkesinde şairler özleyenlere<br />
Merve sefa arasında takatsiz kalanlara<br />
Canla başla cananı arayanlara<br />
Minnet etme besmelesiz kurulan sofralara<br />
Yürü sen yürü ki ardından ağlasın namertler<br />
&nbsp;Bir küçük çocuk ki senin koynunda gelecek diler&nbsp;<br />
&nbsp;Aldırma geçmişe bil ki gelecek seni bekler<br />
&nbsp;Bir kutup soğuğunda üşür eller<br />
&nbsp;Mihmandardır bu yolda gönüller<br />
&nbsp;Mevlanayı gören gözler<br />
&nbsp;Bir semazenin ayağında söylenir en güzel ezgiler<br />
&nbsp;Zalim ölüm döşeğinde cenneti ister<br />
&nbsp;O zat ki bir zerrede evreni seyreyler<br />
&nbsp;Aslını sorarsın da o özünü gizler<br />
&nbsp;Gençler ki bir devrim türküsü söyler<br />
&nbsp;Kim demiş değişmez dünya<br />
&nbsp;Böyle geldi hep böyle de gider<br />
&nbsp;<br />
&nbsp;Hayırlı Cumalar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Sep 2024 11:16:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NARİNLERİMİZ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/narinlerimiz-31</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/narinlerimiz-31</guid>
                <description><![CDATA[NARİNLERİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Buruk içimiz eskilerin deyimiyle içimiz harap sokakta gördüğümüz her çocuk narin artık, &nbsp;masum ve her zamankinden daha fazla korunmaya muhtaç , bir çocuğun yetiştirilmesi için bir köy lazım demişti ünlü düşünür, maalesef bir çocuğun ölümü için de bir köy gerekiyormuş, suçlular şüpheliler tanıklar, sanıklar yirminin üzerinde gözaltı var,çocuklar için hayalini kurduğumuz düşümüzdeki bayram kana bulandı, peki çocukları ailelerinden nasıl koruyacağız, ışığı yanan bacası tüten evlerde çocuklar neler yaşıyor, annelik sadece çocuğu dünyaya getirmek değil, onu ömür boyu korumak, çocuk için anne onun kanatları altında güvenle uyumaktır..Çok üzgünüz üzüntümüzün tarifi yok, ne yazarsak yazalım eksik kalacak kelimelerin önemini yitirdiği acıları yaşıyoruz, derin acıların dili yok biliyoruz, Yavrum narinim seni koruyamadık ailenin yanında mutlu ve güvendesin sandık affet bizi uçurtman cani ellere takılmış, biz amcan sandık, üzgünüz narinim, namlunun ucunda mı her çocuğumuz, büyümesine izin verilmeyen çocuklarımız , büyük acı ve biz bu acıya yabancı değiliz maalesef, bu güzel vatan topraklarımız kaç çocuğumuza mezar oldu, izin verin çocuklara büyüsünler ölümün soğuk yüzünü görmesinler, daha minicik elleri ayakları narinler yaşasın kıymayın geleceğe, ölmesi gereken çocuklar değil, ölmesi gereken ahlaksızlar vicdansızlardır…Umuyoruz ki Narin caniler hakettikleri cezayı alırlar, seni kalleşçe katleden aileni affettin belkide melek olup gökyüzüyle buluşurken her şey artık bir toz tanesi baktığın yerden, biz affetmiyoruz katledilen her çocuk, her kadın, her yaşlı…. için idam istiyoruz ve ilgili bakanlığın başka Narinler ölmesin diye harekete geçmesini bekliyoruz…Narinim gül goncam &nbsp;, bil ki ülken tek yürek, sana anne olduk, baba olduk, abi olduk…Nur içinde uyu…Seni kanatlarından öpüyorum.<br />
İnsan yetiştirmeyecekse kesilmelidir süt taşıyan damarlar, İnsan yetişmeyecekse toplanmalıdır mahyalar… İnsan yetiştirmeyecekse susmalıdır ezanlar<br />
İnsan yetiştirmeyecekse kapatılmali okullar yakılmalıdır kitaplar<br />
Kırılmalıdır kalemler, asılmalı değerler...İnsan yetiştirmeyecekse kısırlaştırılmalıdır rahimler ve çoraklastırılmalıdır topraklar…İnsan yetiştirmeyecekse körleştirilmelidir göz renginde irisler..Kaldırılmalıdır zekatlar, kapatılmalıdır veren alan avuçlar..Sağırlastırılmalıdır, örsler üzengiler..<br />
İptal edilmeli tüm seyahatler, ders alınmayacaksa açılmamalı müzeler<br />
Geleceğe yol olmayacaksa rehber olmamalı hilaller, tarihi yapılar<br />
İnsan doğurmayacaksa sevmemeli sol yanlar<br />
Kapatmalı gökyüzü, kuşların kanatlarına uçuş sahalarını<br />
Otogarlar uğurlamamalı askerleri davul zurna halayıyla, korunacak çocuk kalmadıysa<br />
Bütün renkler siyahtaysa gökkuşağı yağmurdan önce çıkmaktaysa bırakın bulutlar tümülüs olarak süslesinler gökyüzünü&nbsp;<br />
Her bitki endemik olmak istedikce&nbsp;&nbsp; aynılaştıgini &nbsp; farketsin<br />
Gazavatnameler her seferi artık yenilgi olarak yazsın, insan yetişmedi gözlemiyle kaydetsinler<br />
Anadolu'nun kapıları kapatılsın atlar indirsin yüklerini yalnızca şahlanarak beklesinler o kapıda bir kez daha, insan yetiştirene kadar mal hatunlar<br />
Kadınlar kaldırsın peçelerini, insan tohumu seçebilmek için, uyandırılsın Alpler, Gaziler<br />
Yorgun yolculara yeniden yapılsın kervansaraylar, atları insanlar bağlasın merhamet sofralarina<br />
Akşemseddin bir kez daha çömelsin ve fısıldasın kulaklarına fatihlerin, fetih sonrası Ayasofyada kucaklasın çocukları sultan, Bellini ile bir portre asırları aşsın alkişlansın insanlık<br />
Kalp mumyalansın ki Mısır'da, firavunlar öldürmesin insanlıktan haber veren Musalari<br />
Yusuflar bir daha düşsün kuyulara beklesin, ta ki kabil habilden kardeşliği öğrensin<br />
&nbsp;Hz.Havva Hz.Ademe yeniden bir isim versin ve bu isimden doğan her çocuk &nbsp;insanlığın yolunu çizsin.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Sep 2024 17:06:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NARİN’İ KAYBETTİK, BAŞKA ÇOCUKLARI KAYBETMEYELİM</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/narini-kaybettik-baska-cocuklari-kaybetmeyelim-30</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/narini-kaybettik-baska-cocuklari-kaybetmeyelim-30</guid>
                <description><![CDATA[NARİN’İ KAYBETTİK, BAŞKA ÇOCUKLARI KAYBETMEYELİM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Narin…</span></span><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Daha sekiz yaşında, oyun çağında bir çocuk.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Geleceği hayalleriyle dolu, hayatının başında bir evlat.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Ama dün, bir çuvalın içinde, dere yatağında cansız bir beden olarak bulduk onu Diyarbakır’da kayboldu, 19 gün sonra cansız bedeni bulundu.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Sadece Narin mi? Kaç çocuğumuzu böyle acımasızca toprağa verdik...</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu ülkede Narin ilk değil, biliyoruz. Maalesef son da olmayacak. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Kaç çocuk kaçırıldı, kaç çocuk tecavüze uğradı, kaç çocuk canice katledildi. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Kim bilir daha kaç Narin var medyanın göremediği, duyulmayan çığlıklar arasında kaybolan.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Geçtiğimiz günlerde kamuoyunda çok gü</span>ndem<span style="color:#111111">&nbsp;oldu.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Resmi rakamlara göre Türkiye</span><span style="color:#111111">’de her yıl 10 bin çocuk kayboluyor. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Yaşıyorlar mı? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Yaşamıyorlar mı? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Kim bilir hangi vicdansızların elinde…</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Akıbetleri belirsiz. </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Aileler çaresiz.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Peki biz ne yapıyoruz?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Her seferinde aynı acıyla baş başa kalıyoruz, ama ders çıkarmıyoruz. Olaylar gündem oluyor, birkaç gün öfke patlaması yaşıyoruz, sonra ne oluyor?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">&nbsp;Yine unutuyoruz.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Ta ki bir başka Narin’in acı haberi gelene kadar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Çocuklarımızı koruyamıyoruz...</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu toplumda, küçücük çocuklar tecavüz edilip öldürülürken, biz neyle meşgulüz? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Hangi bahanenin arkasına saklanacağız?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Kaç çocuk daha bu vahşete kurban gidecek?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Hangi vicdan, hangi ahlak, böyle bir suçu affedebilir?</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Sekiz yaşındaki bir çocuğu nasıl hayattan koparırsınız?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Narin’i kaybettik, başka çocukları kaybetmeyelim. Ama ne yazık ki bu cümleyi her seferinde kuruyoruz ve her seferinde daha büyük bir acı yaşıyoruz.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Biz sadece kaybediyoruz, hem çocuklarımızı hem de vicdanımızı.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Kaçırılan, tecavüz edilen, öldürülen her çocukla birlikte insanlığımızı da kaybediyoruz.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Çocuklarımız, sapık zihniyetlerin kurbanı olmaya devam ederken biz ne yapıyoruz? </span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Hiçbir şey...</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu satırları yazarken içimde bir öfke var.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Hep de olacak.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Çünkü biliyorum ki, bu vahşetler asla durmayacak.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Ama mutlaka durmalı! Bir çocuğun daha canı yanmamalı.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Daha fazla Narin gibi kaybetmek istemiyoruz. Artık yeter!</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Devlet de bu konuda daha hassas olmalı…</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Yukarıda dediğim gibi…</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Narin ne ilk olacak ne de son…</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu nedenle devlet, üzerine düşeni tam anlamıyla yapmalı…</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Başka acılar yaşamak istemiyoruz artık.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 16:33:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VAROLUŞUN SANCISI</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/varolusun-sancisi-29</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/varolusun-sancisi-29</guid>
                <description><![CDATA[VAROLUŞUN SANCISI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ölmek için yaşamış yaşamak için ölmüşüz<br />
Alışılmış korkularımızı bi tarafa bırakıp<br />
Artık yeni şeyler söylemek lazım cancağızım deyişiyle<br />
Yeni bir hayatın eşiğinden geçmişiz<br />
Var olmanın sancılarıyla bir yanımızı hep eksik bırakmışız<br />
Bir düğün bohçasına ne sevinçler gizlemişiz<br />
Bir elimiz hep havada söz istemiş<br />
Bir cümleyle ne alkışlar toplamışız<br />
Şizofreni sanrılara yeni düşler vadetmişiz<br />
Sabahın en güzel saatinde uykumuzu feda etmiş&nbsp;<br />
İyilik yollarında aferinler haketmişiz<br />
Nazendelerin podyumunda arzı endam etmişiz<br />
Çöllerin ortasında bir serinlik özlemişiz<br />
Okyanuslarda çırpınmış nehirlere sürgün edilmişiz<br />
Yarım kalan hikayelere bir paragraf eklemişiz<br />
Kabusların ortasında bir gülü beklemişiz<br />
Aborjinlerin öyküsünü dinlemiş yüreğimizi rehber etmişiz<br />
Bir damla kan uğruna ne bıçaklar temizlemiş<br />
Katil balinalardan peygamberi istemişiz<br />
İskelelerde bekleyenlere fırtınadan haber vermiş ,kargalardan mezar kazmayı öğrenmişiz<br />
İki ezan arasına ne selalar sığdırmışız<br />
Rahlelerin üzerine mushafları sermiş<br />
Hafızların belleğinde ayetler ezberlemişiz<br />
Mücella bir çehrede sevdiğimizi dost bilmiş<br />
Düşmanların süngüsünde barışa yemin etmişiz<br />
Protokol ciddiyetiyle adımlar atmış<br />
Tam düşecekken gülücükler savurmuşuz<br />
&nbsp;Nemrudun kızına küfürler etmiş güzelliğiyle büyülenmişiz<br />
Ne okullar bitirmiş alaylıya hayretler etmişiz<br />
Çocuk kalbimizi sarmalamış annemize emanet etmişiz<br />
Trafikte sağa sinyal vermiş solu gözardı etmişiz<br />
Hangi renk diyenlere inat siyah ile beyazı karıştırmış griyi çok sevmişiz<br />
Rayların ortasında dans etmeyi bilmişiz<br />
Bir okul yolunda çantamızı kaybetmişiz<br />
Zifiri karanlıkta aya küsmüş sabahı zor etmişiz<br />
Gürül gürül akan çeşmelerden suyun hikayesini dinlemişiz<br />
Saçlarımızı rengarenk boyamış mihribana özenmişiz<br />
Serçeyle arkadaşlık edip ne aslanlar beslemişiz<br />
Habil ile Kabilden kardeşliği öğrenmişiz<br />
Zeytindalı uzatan katil elleri Yaradana havale etmişiz.&nbsp;</p>

<p>Hayırlı Cumalar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Sep 2024 09:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İZDİHAMIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/izdihamin-hukumsuzlugu-28</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/izdihamin-hukumsuzlugu-28</guid>
                <description><![CDATA[İZDİHAMIN HÜKÜMSÜZLÜĞÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:black">Söz bitti, ne anlatacak bir dil ne de kaale alacak bir yürek var artık sinede<br />
Anlamsız atılan her adım<br />
Ateşten halkalar üzerinde yürüyorlar, bir gün yanacaklarını bile bile gülümsüyor gözleri, siyah dumanlar üzerine<br />
Sustu bütün şairler, anlaşılmayan her mısra için<br />
Her bir sayfa dipnotlu artık, cahil kalan bilime<br />
Sahaflar akbaba gibi bekliyor kıymetini düşürmek için her bir kelimenin<br />
Leş kargaları gibi bekliyorlar ışığında aydınlandıkları edisona küfredenler<br />
Tarif edemiyor leylayı mecnunlar,&nbsp; kaybolan iffetlerini bilinmezki nerede hangi fahişede aramaktalar<br />
Kimdi hani vazgeç diye işkence edilirken, şah damarı kesilen, fakat gerçek bilimin gücü ile kaldırıp kafasını son kez de olsa tezinden bahseden<br />
Güç bizde artık diye bağıran çizgi filmlerdeki hiymenlerden etkilenen budalalar şimdi hangi kılıcı bilemekteler<br />
Tiyatro perdeleri hangi renkle açılmakta, hangi oyuna hazırlanmakta ki sahneler<br />
Söz bitiyor sevdiğim, ellerimiz emirlere amade değil belki ,<br />
fakat yeni bir yol açamayacak kadar mürekkepsiz<br />
Şiirlerimiz bir başka şairin şiirleri ile benzer değil, gemi limandan tren istasyondan kalkar bundan öte olamaz, kalemimiz benzersiz<br />
Zindanlarımız bilakis ışıklı, gardiyanlarımız fazlasıyla şık takım elbiseli ,gözyaşlarımız ben dilinde<br />
Tuvalimiz paletimizden almıyor renklerini, fırçamız her darbede biraz daha güzelleştirmekte midir kadınları?<br />
Savaşlarda silahlar gücünü kurşunlardan almıyor, kadınlar kat kat giyinmekte dişilik siyahların ardında gizlenmekte<br />
Çocuklar korku dolu bakışlarla uyumaklı geceye<br />
Komutanlar verdikleri komutlarla küçülmekte,her gün biraz daha özlemekte erler gün ışığını<br />
Mataralar bir damla suya hasret, boşa taşınmakta yüreklerde<br />
Okullar sınıflarda ,sınıflar sıralarda kaybolmakta, silgisiz yazılan her yazı bir diğerinin üzerini çizmekte<br />
Oyun parkları çirkef bir pusunun ihtimaliyle vurulmuş, salıncaklar çocuksuz , kaydırakların dolambaçlı yolu mezar olmuş yavrulara<br />
Bir ur büyümekte ve her gün biraz daha hissettirmekte kendisini, ölümün soğuk yüzündeki peçeyi kaldırmakta her saniye biraz daha<br />
Genç kızlar bir bayram panayırı aramakta, bilmek için sevmeyi, bıyıkları yeni terlemiş bir delikanlıyı<br />
Aşk'ı ergenliğin frekansı olarak gören akıllı insanlar<br />
Saçına tarak değdirmeyi günah sayan koca kadınlar , iki metrelik bez ile modayı alt üst eden kezbanlar<br />
Ey toprak olmuş sevgililer, sizin kalbiniz kız çocuğumun elbisesinde &nbsp;açmış&nbsp; tebessüm çiçekleridir.</span></p>

<p><span style="color:black">İnsana saygıyla / Hayırlı Cumalar</span></p>

<p><span style="color:black">Zafer Bayramımız Kutlu Olsun</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 30 Aug 2024 00:49:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AHUZARIN DUYULMAZ</title>
                <category>Ayşe Nehir Sevinç</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ahuzarin-duyulmaz-27</link>
                <author>haber@gzt23.com (Ayşe Nehir Sevinç)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ahuzarin-duyulmaz-27</guid>
                <description><![CDATA[AHUZARIN DUYULMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gezmeye nerden başlayacağını bilmeyen bir seyyah gibi takılmış şapkam</p>

<p>Her yolun tek bir adrese çıktığı yanlızca bir takım elbisenin valizinde kaybolan seyyahlık Yaradanın sonsuz merhametinin şemsiyesi altında yürümenin emniyetindeyim</p>

<p>Ağlayıp duran huzurevlerine bakacak yüzüm yok, çocuklarda benim için fazlaca ihtiyar</p>

<p>Yazın son ayında uğurlarken bütün yaprakları</p>

<p>Ne yaza bir elveda ne de sonbahara hoş geldin borcum var</p>

<p>Saadetin evreninde dolaşıp duranları gölgeliyorum</p>

<p>Her sabahım bir diğer sabahı beklemekten geçerken</p>

<p>Akşamlarım her şeyin bittiğini müjdeliyor</p>

<p>Sanrısal bozukluğun mu bu denli emin olmakta</p>

<p>Süresi bitmiş mutlulukları sırtlarken banane demeyecek kadar gerçeğiyim rüyaların</p>

<p>Kabuslar bir deliye mal edilirken</p>

<p>Dünya uzayda bir yer bulmanın telaşında</p>

<p>Berbat ettiği gezegenden kaçarcasına</p>

<p>Güneş hiç bu kadar parıldamamıştı nisbet olsun diye tüm mahkumlara</p>

<p>Kaç ömür geçer bilinmez ceset bedenlere</p>

<p>Bir borcu ödercesine</p>

<p>Saplantısız savunma mekanizmalarıyla yaşayanlara</p>

<p>Tanıyorum çocukları çöp kutusuna atıp yarı yollarda kalanlara</p>

<p>Kaç iklim değişir bilemiyorum katil yolculara</p>

<p>Ay dolunayını giyinirken hep mi böyle güze görünür hilalin inceliğine</p>

<p>Yo hayır diyen bin kere inadı ile kök söktürenidir keçilere</p>

<p>Anne kucağını dillere destan düğün edenlere</p>

<p>Bilinmezdir kaderi kaza edenlere</p>

<p>Uyanamadığım bir sabah da herkes uykuda,</p>

<p>Bilemiyorum hangi neyden çıkıyor bu hicran dolu bakışın sesi, koyunları güden çoban misali herkes koşuştururken kaval yalnızca keçiye duyurmuyor sesini, ağlamak gözyaşı akıtmaksa eğer herkes ağlıyor,</p>

<p>Yürekten sızıysa neşe sarıyor</p>

<p>İnsana Saygıyla/ Hayırlı Cumalar</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 23 Aug 2024 11:19:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/04/ayse-nehir-sevinc-1744227903.gif"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BEN NE İDİM NE OLDUM</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/ben-ne-idim-ne-oldum-26</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/ben-ne-idim-ne-oldum-26</guid>
                <description><![CDATA[BEN NE İDİM NE OLDUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Hırs insanın gözünü kör eder, hele birde zayıf imana haizse tamamen şeytanlaşır, baş etmek, durdurmak mümkün olmaz ve nihayetinde intihar eder. Hayat her zaman bizlere lütuf ve ihsanla gelmez bazen onlara ulaşmak, sahip olmak belli bir evreden geçerek elde edebilir, elbette bunun yükümlülükleri ve zahmeti olacak, insanın buna hazırlaması velhasıl güçlü iradenin nüksetmesi şarttır. Önce kini ve nefreti bırakacaksın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Mücadele hırs ve tamah üzere değil Yaradanın rızasına mahsar olma gayesi gütmeli, aksi durumunda dünyevi hayat için velhasıl yaşanan zaman diliminde günlük ihtiyaçları karşılamak gayesi ile sürdürürler, yani bu tiplerin yarınla ilgili bir problemi veya planı olmaz. Çevremizde bazı tipler nedense hiç sıkıntı görmemişiz, zalimlerin, imansızların baskısını maruz kalmamışız gibi üzerimizde baskı hegomanyası kurmaya gayret ediyorlar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:black">“Bencillik, göze takılmış ayna gibidir. O gözler nereye bakarsa baksın kendinden başka kimseyi görmez’’ ( Mevlana)</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Modern çağda insanların yaşam tarzları da değişiyor. Fakat bazı insanların karakterleri, davranışları hatta huyları da değişiyor. Daha önceden tanıdığımız bazı insanların sonra bencilleşerek egoistleştiklerini görüyoruz. Bu tipler azda olsa aramızda ve çevremizde dolaşıyor. Aralarında yakınlarımız hatta akrabalarımızda vardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bu egoistlerin çevrelerine pek zararları olmaz. Ama zararları sonradan kendilerine olur. Çünkü önceleri maddi yönleri zayıf olduğu için, çevrelerinde pek tanınmaz ve içine kapanık zararsız kişilerdir. Fakat daha sonra maddi yönden güçlenir ve itibar görmeye başlayınca: “ Ben ne idim ne oldum…” diyerek bencilleşir ve egoistleşir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Artık onlar zenginleşir. İyi bir konuma ve makama gelirler, anılır ve itibar görmeye başlayınca havaya girer. Çevresine ve insanlara tepeden bakmaya başlar. Pek selam vermez hatta verilen selamı bile almazlar…</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">&nbsp;Belirli bir süre sonra plak tersine döner. İnsanlar o tiplerden kaçar olur. Onlarla sohbet etmek bile istemezler ve yalnızlaşırlar.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Eski günleri arar hale gelirler. Ama giden o şatafatlı, saltanatlı günler artık geri gelmez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Onun için bencilliğe ve egoistliğe kapılmayalım. Sıkıntılı Geçmişimizi unutmayalım, geleceğimizi iyi planlamalıyız.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Dostlarımızı kaybetmek yerine yeni dostlar kazanmalıyız. Son günlerimizi samimi ve candan dostlarla geçirelim. Herkesi sevelim ki sevilelim.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Yorumumuzu, nasihat gibi bir sözle noktalayalım.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Bir insanın kalbinde ne kadar kibir varsa, aklında da o kadar noksanlık var demektir’’ (Hz. Ali)</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 20 Aug 2024 11:21:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİBİR BELA GETİRİR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kibir-bela-getirir-25</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kibir-bela-getirir-25</guid>
                <description><![CDATA[KİBİR BELA GETİRİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Günümüz insanlarının belirli bir kısmının en önemli ruhsal sorunlarından ve zihinsel hastalıklarından biri kibir, diğeride riyakarlık &nbsp;tır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Kibir; kişinin büyüklenme, tavrı ve eylemiyle, kişinin kendini üstün görmesi şekliyle, başkalarını aşağılayıcı davranışlarda bulunması haliyle dışa vurulan, tevazunun zıttı olan bir ahlaki çöküntü duygusu, davranış biçimi ve dışa vurum halidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Riyakarlık; ikiyüzlülük olup, insana bulunduğu zeminde ortamın şekline ve özelliğine göre davranış, söylem ve eylemde bukalemun gibi görüntü verdiren omurgasız olma halidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Her iki kavram; ne kültürümüzün ne ahlâk değerlerimizin ne inancımızın kabul ettiği, ne de insan ruhunun özüyle bağdaşmadığı, insan olan her bedenin ve ruhun şiddetle reddettiği kabul edilemez ruh, bedenin davranış ve sözle dışa yansıttığı, kişisel menfaat hastalıklarıdır. Ancak ne yazık ki; son yıllarda bu hastalık ve omurgasız insanlar giderek toplum içerisinde çoğalmakta, kültür, ahlâk ve inanç sahibi insanları derinden rahatsız etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Maalesef büyüklenme, kendini üstün görme, gurur ve ikiyüzlü olma halinde olanlar; kendisinin herşeyin sahibi olduğunu, ondan daha iyisinin olmadığını zannederler. Bu nedenle insanlara tepeden bakarlar, kendilerini fildişi kulelere kapatırlar. Etraflarından habersiz kendi kurdukları dünyalarında yaşarlar. Diğer insanlara aşağılayıcı, madden ve manen ezen, dünyanın kendi etraflarında döndüğünü zanneden, onlar olmazsa diğer insanların hiç olduğunu düşünen hatta düşünmeyle kalmazlar tavır ve eylemleri ile ortaya koymaya çalışırlar. İşte onlar bilmez ki; kibirli riyakarlar, insanlar için hiçbir değer taşımaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Öyle bir süreç yaşıyoruz ki, maddiyatı, mevki, makamı vb. elde eden birçok insan her geçen gün daha da azgın, hırs, ego, bencil bir hal ile kendini daha üstlerde görüyor, insanlara hakir gözle bakıyor, sen kim oluyorsun? sen ne anlarsın? sen mi becereceksin? gibi birçok anlam yüklenecek davranışlara imza atıyorlar. Kendileri herşeyi bilen, herşeyden anlayan ukala bir tavır içinde olup karşısındakileri ezme derdinde, gayretinde oluyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Aslında bu insanlar kompleks sahibi aşağılık duygusuna kapılmış, toplumda zamanında yer edinememiş, kendini ezik hissetmiş kişilerdir ki, para makam gibi alanları bir şekilde elde edince yaşadığı bu ruhsal travmaları elde ettiği güç ile giderme derdine düşen kişilik bozukluğu yaşayan bireylerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Kibirli insanlar, sanki alçak dağları onlar yaratmış gibi hareket ederler ancak var olan mevkileri, makamların geçici olduğunu unuturlar veya hiç oralardan inmeyeceklermiş gibi sanki doğuştan onlara verildiğini bir hak olduğunu zannederler. Halbuki zaman öyle hızlı geçiyorki, oralardan tepe takkat olup iniyorlar ve iki gün sonra oraları bırakıp halkın içine girdiklerinde gerçeklerle yüzleşiyorlar. İşte o zaman etraflarında kimse bulamaz, yalnızlığa mahkum olurlar. Birçoğu durumun farkına varırlar ama iş işten geçmiştir. Bu sefer içine girdikleri insanlar onları adam yerine koymaz, insan muamelesi yapmaz, ister istemez yalnızlaştırılırlar. Öyle zaman gelir ki, insan içine çıkamaz hale gelirler. Kendini herşeyin sahibi gören bu zevat, artık zavallı gördükleri insanlar karşısında zavallı duruma düşerler. Sonuçta, ne ekersen onu biçmiş olursun. Allah hiçbir kimse bu hallere düşürmesin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Asıl tehlikeli olanlar ise riyakarlığı yaşamının, karakterinin parçası haline getirenlerdir. Çünkü onların kişiliği, kimliği ve duruşu yoktur. Duruma, ortama, her hale karşı şekil alırlar. Bukalemun misali şekilden şekile, huydan huya, renkten renge girerler. Yüzüne başka, arkandan başka hareket eder ve konuşurlar. Yüzleştiğinde; ya inkarcı olurlar ya da hiçbir şey olmamış gibi yüzsüzce davranışlar sergilerler. Arlanmaz, utanmaz, hiçbir şey üzerine almaz; tek dertleri işleri karşıya geçsin, menfaatleri yerini bulsun, nasıl olursa olsun. Yalakalıkta üzerlerine yoktur. Elde etmek istedikleri şeyler için her yolu kullanırlar, herşeyi mubah görürler. Maalesef üzücü olan bu omurgasız tiplerin günden güne sayılarının artar olmasıdır. Toplum düzen, nizam, huzur ve mutluluğu için en büyük tehdittirler. Çünkü bozguncu, nifakçı, mikser gibi karıştırıcıdırlar, aile ve toplum yapısının yozlaşasıda en büyük etkenlerdendirler. Kişisel ve toplumsal yozlaşmanın en önemli parçasıdırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Maalesef son dönemde kibirli, ukala, kendini beğenmiş, bencil, insanlara tepeden bakan, sırça köşklerde oturup insanların halinden anlamayan hatta anlamak istemeyen, ikiyüzlü, sahte kişilikli, sinsi, fırsatçı, fesat, düzenbaz, vasıfsız, kıskanç ve başarısızlıklardan beslenen hasta ruhlu insanlar; toplumun ve devletin, ahlâk ve kültürünü kurt gibi kemirmeye devam ediyor. Bu nedenle devlet kurumları ve toplum bünyesinin bu kurtçuklardan ve larvalarından temizlenmesi elzemdir. Aileden başlamak kaydıyla eğitim sistemi ve düzeni içerisinde insan kalitesini artırmak, millet birliğini, devlet kimliğini güçlü kılmak; insanların birbirinin yüzüne sevgi, kardeşlik, birlik duygularıyla bakabilme ruhunu, şuurunu, ahlakını kazandırma hepimizin görevi olmalıdır. Ancak bu şekilde bireysel ve toplumsal çürümüşlükten kurtulabiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Neticede her bir insan yaptığı işlerden, eylemler ve söylemlerinden ötürü eleştirilebilir, tartışılabilir. Ancak öyle bir insan olmak lazım ki; asla ve asla kişiliğimizi tartıştırmamalı. Kişiliğimizle, kimliğimizle, duruşumuzla kendimizi topluma göstermeli ve arkasından kaliteli insan olarak anılmalı. İşte o zaman kaliteli bireyler ve kaliteli toplum haline gelebiliriz.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jul 2024 11:47:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HIRSIN GÖZÜ KÖRDÜR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/hirsin-gozu-kordur-24</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/hirsin-gozu-kordur-24</guid>
                <description><![CDATA[HIRSIN GÖZÜ KÖRDÜR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hakkından gelemeyeceğimiz&nbsp; boş sözler sarf edersek sonuçta zarar görürüz. İnsanların en önemli özellikleri vermiş oldukları sözleri tutmalarıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Kişiliğim oturdu evet ben dürüstüm diyebilmesi için insanlar verdikleri sözlerin ehemmiyetini bilmelidirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Verdiği sözün arkasında durabilmek&nbsp; erdemliliktir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Gün gelmeyecek gibi düşünerek bol söz verir de, sözlerimizin ardında duramazsak zamanı gelince, verilen sözün yerine getirme sorumluluğunun ağırlığının sonucunda elimiz ayağımıza dolaşmaya başlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Verdiğim sözün vadesi gelmez düşüncesiyle sarf etmiştim demek beyhudedir. Sayılı günler gelmez gibi görünür lakin kısa zaman sonra bakmışız vakit gelmiş.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Vadesi kapımızı çalmış.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sözünün eri olmak kadar insanı yücelten değer yoktur. Bunun akside insanı toplumun nezdinde düşürür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Söz verirken iyi hesap etmeliyiz. Gün gelmez zannedersek bir de bakmışız göz açıp kapayıncaya kadar vadesi geldi&nbsp;&nbsp; sözümün ne yapayım şimdi diye söyleniriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Günümüz insanları o kadar pişkin ki verdiği sözün arkasında bırakın durmayı, hatırlattığınız zaman çılgına dönüyorlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sanki suçlu hatırlatmak zorunda kalan kişi gibi tavırlar alınır oldu.&nbsp; Mertçe çıkıp sözümün arkasında&nbsp; duramadım dese aslında daha muteber olacak gel gör ki sanki suçlu kendisi değil.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hırsın gözü kördür. Sözünde duramayan kişilerin düştüğü acınası konuma düşmek ne kadar zordur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İşte böyle insanların sözünde duramayan, alemi bilmez, kendini bilgili olarak gören o küçük kişiler ne kadar iticidirler. Ne kadar malayani konuşur bir de fark etseler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Böyle bir dünyada sözünde durmayan kişilerin yekun teşkil ettiği alemde temiz, duru, pak kalabilmek er kişilerin özellikleridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İnsanların yüceliğinin ölçütü verdiği sözlerin arkasında durmasıdır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Çıkarları varsa görünüşte sağlam konuşurlar, gerçekte niyetleri bozuk olduğundan dışı sağlamdır bunların, içi koftur, niyetleri bozuktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Böyle aldatmaya yönelik sözleri sağlam gibi verirler. Bu tür dolap çevirenler bir kez gelebilir gelecekleri yere, ikinci kez oranın veya söz verdiği işinin hitamını ömrü boyunca göremez. Makamından&nbsp; aşağıya düşüncede hiç kimsecikler merhaba demez. Sözünün arkasında durmayanlar mutlu mudurlar?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Mutluluk onları sıkar. Mengene gibi sıkar hayatın tüm ağırlığı onları ne zaman sıkar, vicdanıyla baş başa kaldıklarında.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bunların genel özellikleri iş başarmak yerine; sanki dünyayı taşır gibi gürültü vaveyla homurtu alırda yürür, aslında olumlu hiç icraat yoktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Sözünde durmayan kişilere ne kadar zavallı olduklarını hatırlatmak bile fayda etmez. Desiseden işinin ne olduğunu şaşırır, onun için varsa yoksa hak hukuk tanımadan kendi yerini elinde tutabilmektir. Korku hakimdir hayatında çünkü niyeti bozuktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Temiz kokudan rahatsız olan kişi gibi doğruluğu görünce bayılır. Ne zaman avenesiyle birlikte olursa serinler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Yaradılışı ve ahlaki kurallardan&nbsp; uzak olduğundan ruh dünyası simsiyahtır bunların.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="color:#222222">Sözünde durmak ise tüm vasıflarınla berrak su gibidir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bulanık kişilerin zararlarından bu insanlar çok çekti. Aslında çekenler vaatlerinde duramayanlardır.&nbsp; İnsanlara verdiğiniz sözde durmayacağınızı ilan etmekten korkan çok bu dünyada.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Lakin mutsuzluğu, mutluluk bilirler. Küçüldükçe, büyüdük zannederler. Değerleri düştükçe, değerimiz yükseldi zannederler. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Zavallı olmak kolaydır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Jun 2024 16:05:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÜÇÜK DÜŞÜNECEK KADAR BÜYÜMEK...</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kucuk-dusunecek-kadar-buyumek-23</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kucuk-dusunecek-kadar-buyumek-23</guid>
                <description><![CDATA[KÜÇÜK DÜŞÜNECEK KADAR BÜYÜMEK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Öyle insanların yanında ol ki onlarla aynı fotoğraf karesinde olduğun&nbsp; için şükredesin ve öyle insanlara da karşı dur ki o fotoğraf karesinde olmadığına şükredesin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Öyle bir zaman gelir ki&nbsp;O gün birlikte çektirdiğin fotoğraf karesinde, keşke olmasaydım dersin o Konuşmaya değer insanlarla konuşmazsan insanları, konuşmaya değmez insanlarla konuşursan kelimeleri yitirirsin. Sen öyle biri ol ki, ne insanları, ne de kelimeleri yitir. Bazı insanlar dua gibidir. Görünmez ama dokunur sana, duyulmaz ama bırakmaz seni.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Her Balon Sönmeye Mahkum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İlk söz hayat bana&nbsp; hiçbir olguyu görünen üzerinden değerlendirmemeyi öğretti, kötülük hariç. Güzel davrananlara taşıyanlar iyilik yapanlara daha güzel karşılık, de fazlası var. Onların yüzlerine ne bir toz&nbsp;bulaşır ne de bir horluk.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yüce Yaradanın kaleminden dökülmüş bu kelamlar...&nbsp;İçimiz her neresiyse, titreyebilen bir yer.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İnsan işte: sonsuz bir uçurumun üzerinde durmaktadır da bilmez onun üzerinde durduğunu hayat, kendiliğinden ne iyi ne kötü, ona iyiliği, kötülüğü katan sizsiniz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">&nbsp;Ahlakın özü çok basit: insanlara birer insan gibi davranmak. Bu arada adil olan, iyi olana öncelikli. Kanaat başka, doğru bambaşka. Bilgin başka, bilge bambaşka. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yanlış, yanlışla düzeltilir mi ?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ancak bilmiyor bildiğini ve bu yüzden inanıyor bilmediğine inanıyorsun diye öyle olmasa inanmıyorsun diye öyle olmaması gerekmiyor gerçeğin.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İçeriği olmayan düşünceler boş, kavramları olmayan görüler kördür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Hiç doğmamış gibiyiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Hiç ölmeyecek gibi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Vakit başka, süre daha başka, zaman ise bambaşka. Bırak aynı şeyi görmeyi, aynı şeye bile bakmıyoruz. Ömür biter ama hayat tamamlanmaz. Varoluş tamamlanamazlık. İnsanın sayılıdır günleri daima, Yaptıkları hep rüzgâr gibidir, yapraklar gibidir insan soyu. Bir yandan rüzgâr bakarsın onları döker yere, bir yandan bakarsın bahar gelir. Bir ağacın tek tek yiten yaprakları gibiyiz, hangimiz önce düşecek belli değil ama hepimiz döküleceğiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ölümdür eli kulağında olan.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ölüm geride kalanlar için geride kalanlara keder miras kalır, elem bırakır ölenler hayatta kalanlara ölümden korkmayan ölümü bilmeyendir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Görünen o ki varoluş, mumun ışığı gibiymiş, ışığının yanması ile ışığının sönmesi aynı şeymiş.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Sevgi göstermek başka, sevgi görmek bambaşka. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kaybetmek başka, yitirmek bambaşka.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Biri gözden, diğeri gönülden gider sanki. Gerçeklerden vazgeçtiğimizde hakikatlerden de</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">feragat etme. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil,kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demek. Semeresiz iyi niyet değersizdir. Alışkın değilsin diye yanlış olması gerekmiyor...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kim ki çehresi ışıldamıyorsa olamaz asla bir yıldız. Soru şu: İnsanlar arasındaki asli düşmanlığa delalet eden ilk şey haset midir, yoksa riya mı?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İç dünyamız çok dinamik; Çelişik, karşıt, kayıtsız, tutarsız, deişgen his, düşünce ve edimlerle dolu. Ama hepsi de bizim, hepsi de içimiz, erdemlerimiz içimizdedir. Onları dışımızda icra ederiz. Bu yüzden lafa değil işe bakılır, vasatlık mecburidir. Onu düzeltmeye çalışmamak gerekir. Çünkü, cezalandırılmıştır. En sert olarak da kendi zavallılığını bilmemesi ve kendi zati yasası yüzünden bunu bilemeyecek olmasıyla cezalandırılmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Neyi yaptığımız ne olduğumuzla ilgilidir, gerekli başka, zorunlu bambaşka. Bilmek başka, anlatabilmek bambaşka.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Ben böyle düşünüyorum demekle olmuyor. Akıl yürütme yetisinin hatalı kullanımıdır .Boş, asılsız, temelsiz. Bu bağlamda keyfiyet başka keyfilik bambaşka. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Nefret Söylemi, düşünme ve ifade etme özgürlüğü mü? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yoksa ilkel bir dürtünün dışa vurumu mu?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">İçimizdeki aydınlık ve karanlığın hangisini beslersek o büyüyor. İkisi de içimizde. Hangisini beslediğimiz önemli...</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kalbimizde Allah'ın nuru vardır, onun adı da vicdandır. Vicdansız olunca, orada bir boşluk mu oluyor?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yoksa nefretle mi dolu orası da vicdan sığmıyor? </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Vicdan kaskatı olunca neyin üzerine inşa ediyorsun dini ?"</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Neler yapıp ettiğini seninle birlikte bilen, mahremini gören, iç şahit Gözleri hep açık.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Asla uyumayandır vicdan, bilinmese de haddizatında mevcut kalandır vicdan, işaret edene bakmaktan işaret edileni göremez olduk.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Hiçbir şey gözyaşı kadar çabuk kurumaz. .Gerçi ne kadar sinsi bir söz, canımızın sıkılması başka, içimizin daralması bambaşka..</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Uyanma umudumuz olmasa, uyumazdık. Yıkmak kolay ve çabucak, yapmak çok zor. Yeniden yapmak çok daha zor. Yapmak zorunda olmak başka, yapmamayı tercih etmek bambaşka. Hatta olanaksız. Neyi yıktığına dikkat etmeli insan.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Küçük düşünecek kadar büyümek.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Güven esas.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">&nbsp;Yok ise, her şey boş. Mesele çürük elmalar değil, elmaları neyin çürüttüğüdür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Eski başka, eskimiş bambaşka, Birini saklar, diğerini atarsın atmalısın hatta.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bir insanın sana neler verebileceği değil, senin için nelerden vazgeçeceği önemli.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Kalp kırılınca içinden hayaller dökülür, tahrip edenin, inşa etme mükellefiyet ve mesuliyeti daha büyüktür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Çirkin parçalar güzel bir bütün oluşturabilir mi?..</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bazen düşünüyorum da&nbsp;dünyayı değiştirmek için sarsılmaz bir istekle çalışmak mı mutlu eder bizi yoksa konforun sakin sularında kulaç atmak mı?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Bir şeye sahip olmak değil, layık olmak önemli. Uçtuğunu düşünmek ile uçmak arasında devasa bir fark var.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yolunu bilmeyen için yol fark etmez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Her yol yanlış, her yol doğrudur, hepsi yoldur ve hiçbiri yol değildir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Yolda olmak başka, yolculuk bambaşka....</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 May 2024 15:12:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SİYASETTE SON DÖNEMEÇ</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/siyasette-son-donemec-22</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/siyasette-son-donemec-22</guid>
                <description><![CDATA[SİYASETTE SON DÖNEMEÇ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Seçimin iddialı, çekişmeli ve bir o kadar çirkin yönü özellikle son virajda son kozlar oynanırken kendini göstermeye başladı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Yaşadığımız şehrin her yerinde; ilçeler, beldeler ve dahi köylerde muhtarlar.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Son kozlarını oynama, vatandaşı etkileme yöntemlerini, son atımlık kurşun misali, ve yine halk ne verdiyse Allah ne verdiyse kemiksiz sallayan adayları görüyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Daha önce de uyardığım, aman o hataya düşmeyin dediğim sallama vaatler, bunun yanında çirkinleşen söylemler, daha da ileri gidelim farklı oyunlar peydahlamak&nbsp;</span></span><span style="color:blue"><u><span style="background-color:white"><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/turk" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm Türk haberleri"><span style="color:black">Türk</span></a></span></span></u></span>&nbsp;<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">siyasetine gölge düşürüyor.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Makam hırsı olanla&nbsp;</span></span><span style="color:blue"><u><span style="background-color:white"><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/hizmet" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm hizmet haberleri"><span style="color:black">hizmet</span></a></span></span></u></span><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">&nbsp;aşkı olan işte tam da burada ayrılıyor.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Nasıl mı, hemen izah edelim!</span></span><br />
<strong><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Türk siyasetinde son dönemeç:</span></span></strong><br />
<strong><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Hizmet mi, Makam hırsı mı?</span></span></strong><br />
<span style="color:blue"><u><span style="background-color:white"><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/turkiye" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm türkiye haberleri"><span style="color:black">Türkiye</span></a></span></span></u></span><span style="background-color:white"><span style="color:black">'nin siyasi atmosferi, yaşadığımız zamanda olduğu gibi seçim dönemlerinin son günlerinde çekişmenin ve iddianın çirkin bir hal alabiliyor.</span></span><br />
<span style="color:black"><span style="background-color:white">Son viraj diye tabir edeceğimiz süreçte adaylar ve partiler genellikle son vaatlerini, hatta bir miting anında, bir televizyon programında o an aklına gelmiş projelerle popüler görünmeye, etkileme sanatını icra etmeye çalışırlar.</span></span><br />
<span style="color:black"><span style="background-color:white">Bu süreç, yerel yönetimlerden ulusal düzeye kadar her yerde, ilçelerde, beldelerde ve köylerde yaşanan bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor.</span></span><br />
<span style="color:black"><span style="background-color:white">Sayılarının bir hayli bir fazla olduğu gerçeğini hatırlayacak olursak özellikle&nbsp;<span style="color:blue"><u><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/muhtar" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm muhtar haberleri"><span style="color:black">muhtar</span></a></span></u></span>&nbsp;adayları bile, toplumu etkileyebilmek adına çeşitli yöntemlere başvurabiliyorlar.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Son kozlarını oynayan adaylar, adeta son atımlık kurşunları gibi, halkın önüne ne varsa, ne vaat edilebilirse sunmaya çalışıyorlar.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:black">Ancak bu süreç, sıkça vadedilen ancak yerine getirilmesi mümkün olmayan vaatlerle dolup taşıyor. Aynı zamanda, rakiplere yönelik çirkin söylemler ve farklı manipülatif taktikler, Türk siyasetine gölge düşürmekle kalmayıp&nbsp;<span style="color:blue"><u><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/yozgat" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm yozgat haberleri"><span style="color:black">Elazığ</span></a></span></u></span>&nbsp;gibi&nbsp;<span style="color:blue"><u><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/anadolu" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm anadolu haberleri"><span style="color:black">Anadolu</span></a></span></u></span>&nbsp;şehirlerinde uzun süre kapanmaz yaralar açabiliyor.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Bu durum, makam hırsı ile hizmet aşkı arasındaki ayrımı net bir şekilde ortaya koyuyor.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Türk siyaset tarihinde, makam hırsından ziyade hizmet etmeyi amaç edinmiş birçok önemli figür bulunmaktadır. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Alparslan Türkeş ömrünü siyasete vakfetmiş siyasetçiler, bu anlamda örnek alınabilecek kişiliklerdir. Onların hayatları ve sözleri, siyasette hizmet aşkının nasıl bir etki oluşturabileceğinin canlı kanıtlarıdır.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:black">Ayrıca, yerel yönetimlerde başarılı olmuş&nbsp;<span style="color:blue"><u><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/belediye" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm belediye haberleri"><span style="color:black">belediye</span></a></span></u></span>&nbsp;başkanları da, topluma hizmet etme yolunda izlenebilecek modeller sunarlar.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Seçimler, siyasi adaylar için bir yarıştır; ancak bu yarışın sonucunda asıl kazananın toplum olması gerektiği asla unutulmamalıdır.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Adaylar ve partiler, halkın güvenini kazanmak için vaatlerde bulunurken, bu vaatlerin gerçekçi ve uygulanabilir olması önem taşır.</span></span><br />
<span style="background-color:white"><span style="color:black">Siyasetçilerin amacı, makam elde etmekten ziyade, topluma hizmet etmek ve&nbsp;<span style="color:blue"><u><span style="color:black"><a href="https://www.yozgatcamlik.com/haberleri/yasam" style="color:blue; text-decoration:underline" target="_blank" title="Tüm yaşam haberleri"><span style="color:black">yaşam</span></a></span></u></span>&nbsp;kalitesini yükseltmek olmalıdır.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Hülasa kıymetli sevgili dostlar ve sayın siyasetçiler;</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Türk siyasetinde son kozlarını oynayanların, halkın ihtiyaç ve beklentilerini dikkate alan, gerçekçi ve uygulanabilir projelerle sahneye çıkmaları önemlidir. Siyaset, hizmet etme sanatıdır ve bu sanatın en güzel örnekleri, halka hizmet etme aşkı ile hareket edenler tarafından sergilenir.</span></span><br />
<span style="color:#111111"><span style="background-color:white">Seçim dönemlerinde ortaya çıkan çekişmeler ve çirkin söylemler, bu asıl amacın gölgesinde kalmamalıdır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Mar 2024 15:50:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MAHYA GELENEĞİMİZ</title>
                <category>Kadir Atıcı</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/mahya-gelenegimiz-21</link>
                <author>kadiratici@gzt23.com (Kadir Atıcı)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/mahya-gelenegimiz-21</guid>
                <description><![CDATA[MAHYA GELENEĞİMİZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white">Farsça mah “ay” isminden Arapça “iyye” ekiyle oluşturulmuş, Osmanlıca mahiyye (aylık, aya mahsus) kelimesinin günümüz Türkçesindeki şeklidir. Bir de mahya tanımını şöyle ifade edebiliriz; </span>Osmanlı’da ramazan aylarında çifte minareli camilerin minareleriyle birbirine bağlanan ipler ve kandiller yoluyla yazılan yazılar veya çeşitli motiflere mahya adı verilir. Bu mesleği icra eden sanatçılara da mahyacı denir.</p>

<p>Mahyaların kurulmasındaki usul şöyledir; “Hoş geldin” veya “Merhaba” terkipleri ramazanın yarısına kadar sürer son on beş gün ise veda içerikleri işlenirdi. Her ramazan ayının son gecesi bir kayık resmetme âdeti ise “artık ramazan gidiyor” anlamına gelmekteydi. Mahyacıların oldukça zengin muhtevaya sahip mahya defterleri vardır. Ramazan boyunca yazılacak terkipler ve şekiller bu defterlerde biriktirilirdi.</p>

<p>XVI. yüzyılın sonlarına doğru İstanbul’da yaşayan S. Schweigger mahya anısını şöyle aktarır; “Bu ayda iki minare arasına bir ip gerilir. Buna bağlanan diğer iplere kandiller asılır ve böylece hilal doğmuş gibi bir görüntü yansıtılır. Bu şekilde asılan iki yüzden fazla kandille görkemli görüntüler oluşturulur.”</p>

<p><strong>Onbir aydır gideli bizde çekerdik hicran</strong></p>

<p><strong>Merhaba etti bizimle yine Şehr-i Ramazan.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bahti(1590-1671)</strong></p>

<p><span style="background-color:white">1588 yılında III. Murad’ın bir tezkire-i hümâyunla mevlid kandilinde Regaib ve Berat gecelerinde olduğu gibi minarelerin kandillerle donatılmasını emretmesi, esasen mûtat olan mübarek gecelerde kandil yakma geleneğine mevlid gecesinin de eklenmesi ve bu geleneğe resmiyet kazandırılmıştır. II. Selim’in mübarek gecelerde camilerin kandillerle süslenip aydınlatılmasını istemesi ve III. Murad’ın anılan tezkiresi Schweigger’in çizimiyle birlikte ele alındığında cami ve minareleri kandillerle donatmanın mahya şeklinde de olabileceği ihtimali akla gelmektedir. Buna göre I. Ahmed zamanında (1603-1617) minareler arasına ilk mahyayı kurduğu rivayet edilen Fâtih Camii müezzinlerinden Hattat Hâfız Ahmed Kefevî’den önce de belki basit bir mahya geleneğinin mevcudiyeti ve minareleri bu iş için uygun olan Sultan Ahmed Camii’ne ibadete açıldığı ilk günlerden beri mahya kurulduğunu söyleyebiliriz.</span></p>

<p><strong>Donanıp cümle kandil-i menar-ü mescid</strong></p>

<p><strong>Meş’al-efruz-ı meram oldu umumen İslam.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Enderunlu Vasıf</strong></p>

<p>Mahyacılık, Osmanlı’da kabiliyet isteyen bir meslektir. Mahyacılar yılın 11 ayı ramazan için hazırlık yapar ve zaman zaman kendi aralarında yeni motifler bulabilme rekabetine girerlerdi. Mahyacı olabilmek için adaylar imtihana girerlerdi. On bir aylık boşlukta mahyacılardan çırak yetiştirmeleri beklenirdi. Osmanlı’da camilerde bir mahyacı odası bulunur ve bu odada mahyacının mesleki malzemeleri kalırdı. Mahyacılar yatsı namazından evvel işe başlayarak cemaatin namaz sonrasında mahyaları görebilmelerini sağlardı. Ramazan ayının halka ilan edilmesinde de mahyalardan faydalanılmıştır. Hilalin görülmesinin hemen akabinde mahyacılar ve müezzinler haberdar edilerek mahya ve kandillerin yakılması istenirdi. Cami minarelerinde mahya ve kandillerin görülmesiyle ahali ramazanın geldiğini anlardı.</p>

<p><strong>Gönderdi Hüda çün bizi mihman ramazanı</strong></p>

<p><strong>Hoş tutmağa niyyet edelim biz dahi anı.</strong></p>

<p><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Zati(1477-1546)</strong></p>

<p>Elektrik teknolojisinin gelişmesi mahya geleneğinin değişim ve dönüşüm süreçlerini hızlandırmıştır. Geleneğin en temel maddesi olan kandiller yerini elektrikli ampullere taşımıştır. Elektriğin geleneğe katılımıyla bu alanda usta yetiştirme ihtiyacını ortadan kaldırmıştır. Mahyaların iyi bir görüntü vermesi ve çevre şartlarından olumsuz etkilenmemesi için oldukça çetin uğraşlara ihtiyaç kalmamıştır. Sonuç itibariyle mahya geleneği, elektronikleşme sürecine girerek güncellenmiş ve günümüze ulaşabilmiştir.</p>

<p>Sağlıcakla kalın…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Mar 2024 18:56:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/03/kadir-atici-1709481345.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GARİP BİR SEÇİM, BU SEÇİM!</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/garip-bir-secim-bu-secim-20</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/garip-bir-secim-bu-secim-20</guid>
                <description><![CDATA[GARİP BİR SEÇİM, BU SEÇİM!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlk defa hesap kitap yapılmayan bir seçim kampanyası dönemine girdik. 3 büyükler ondan mıdır İnternet Medyası’nı dışladı bilinmez ama alt liglerde koşturan sözde siyaset dâhileri de kendilerinin lehine olan bazı mecralardan çekilmiş durumda. Çevrelerine aldıkları fosil kafalar iletişim çağının nimetlerini bilmezken, daha genç kadrolar ise bugüne kadar hep kale arkasında top topladıklarından, profesyonellikten bihaber propaganda yapmaya çalışıyorlar.</p>

<p>3 ay sonra internet arama motorlarında; sosyal medya da girdiğiniz ücretli reklamlarınız çıkmayacak, İnternet Medyası'nda ki haberleriniz çıkacak. Astığınız afişleriniz nisan ayında olmayacak, internet medyasında vermiş olduğunuz demeçleriniz kalacak. Bilginiz olsun… İnternet ve basının gücü bu kadar aşikâr iken bu kadar sağır ve kör olmak ise nasıl bir iş bilmezliktir.</p>

<p>İddialı adaylar ve partilerde ki özgüveni hadi anlıyoruz ama diğerleri neden bu kadar kendilerini gizlemeye hevesli anlamak mümkün değil...&nbsp; CHP, SAADET, İYİ, DEVA gibi partilerin temsilcileri seçim kampanyasını sadece billboard ya da kafalarına göre istedikleri duvarlara astıkları afişler olarak mı görüyor acaba… Şehirde sadece kendi yandaşlarınızdan başka karşılığınız zaten yok, bu neyin havasıdır.</p>

<p>CHP Milletvekili Sayın Gürsel Erol’un Ali Özcan çıkışının gereksiz ve sadece rüzgar olması, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuk yarışında geleneksellerin safında durması, Genel Seçimlerden sonra Elazığ’a doğru düzgün uğramaması, Elazığ üstünde ki rüzgar siyasetini de unutturdu. Çiçeği burnunda İl Başkanını, Belediye Başkan adayı yaptı ve gitti…&nbsp;</p>

<p>Hele ki Elazığ’da arkasına aldığı güç (Genel seçimlerde aldığı oy ile sabit) şehir üzerinde yapıcı bir rol olmasına muktedirdi. &nbsp;Postane Meydanı’nda emekli amcalarımızdan oluşan bedava dinleyicilerinin yanına eklediği kendi yandaşlarıyla, yaptığı dolgu sayesinde Elazığ’da seçim kampanyası yürütüyor sanki ? &nbsp;Coşkun Beye kapı kapı seçmen gezdireceğine, şehirde ki ekabir takımını ziyaret edip, rakip partilere götürerek tribünlere oynamaya devam ediyor. Coşkun Bey ve teşkilatınızı bu kadar yormayın, onlar bu kadar çalışmaya dayanamaz Sayın Vekilim… Sen yokken arada sırada görünüp kayboluyorlar. 2 gün sonra gideceksiniz yine yatışa devam edecekler nasılsa!</p>

<p>Gürsel Erol’un bu kadar çalışması ya da çalışmaması normal aslında, bu yarış onun değil sonuçta. Oysa ki Genel Seçimlerde nasıl bir propaganda ve tanıtım yaptığını hepimiz gördük. Demek ki adayına güvenmiyor, adayı da kazanmayacağını biliyor, o yüzden boş masraf yapmayalım modundalar demek ki...</p>

<p>Saadet Partisi’nin adayı ise ünvanların efendisi; İl Başkanı, Milletvekili Adayı, Belediye Başkan Adayı, İş Adamı, Yılın Mucidi, Yüksek Elektrik ve Elektronik Mühendisi ve bizim bilmediğimiz daha onca ünvana sahip Sayın Abdullah Akın. Bu kadar ünvandan sonra müstakbel namzetimize bir şey demek ne mümkün, her şeyin en doğrusunu bilir zat-ı şahaneleri… &nbsp;1 yıl önce Millet İttifakı saflarında girdiği seçimde, mensubu olduğu partinin logosunu kullanmaya dahi tenezzül etmeyen Akın, bugünde bu partilerin değil, şahısların seçimi diyerek oy devşirmenin peşinde koşuyor. Bu siyasi ve politik duruşsuzluğun seçmende nasıl bir güven kaybına sebebiyet verebileceğinin hesabını yapamayan Yüksek Elektrik ve Elektronik Mühendisi, ünvanların efendisi Akın, 90’lı yılların siyaset dâhileriyle seçim kazanmaya çalışıyor. Kendisine başarılar diliyoruz… Gelecek ve Deva Partisi adayları CHP logosunun yanında kendi logosunu kullanmalarına rağmen, Sayın Akın kullanmayarak bu şehirde ki muhafazakâr seçmeni hayal kırıklığına uğratmıştır. Partisinin logosunu koymadan girdiği vekil seçimlerinin görsellerini Google’de aratmanız yeterli. Dediğim gibi 2 ay sonra her şeyiniz İnternet Medyası’nda kayıtlı kalıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Feb 2024 20:25:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HELALLEŞME VE İTTİFAK</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/helallesme-ve-ittifak-18</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/helallesme-ve-ittifak-18</guid>
                <description><![CDATA[HELALLEŞME VE İTTİFAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Siyasi partiler toplumun siyasete katılımını kolaylaştırıp güçlendirdiği ölçüde değerlidir. Tersine toplumu kamplaşma ve pasifize etme kısır döngüsüne mahkûm eden parti kültürümüz yeniden sorgulanmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Demokrasi, toplumun kendisiyle ilgili kararlara katılım sürecidir. Temsili demokrasinin küresel krizinden çıkış ancak katılımcı siyaset ile olabilir. Toplumun özellikle sessiz çoğunluğunun siyasete ve siyasetçiye yönelik güvensizliği katılımın önündeki en büyük engeldir. Bu güven bunalımından kurutulup aktif olup toplum bilinci ile siyasete müdahil olmak kaliteli bir demokrasinin sorun çözme kapasitesini de artıracaktır. Helalleşme tartışmaları ve ittifak arayışları toplumun siyasete yönelik umudunu güçlendirip beklentisini artırabilir mi ?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Yine meşhur ifadeyle “yetmez ama evet”.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Bu durumda neden sorusundan ziyade nasıl sorusuna odaklanmamız lazım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Nasıl bir helalleşme sorusu, kiminle, hangi konularda, ne sonuç elde etmek için sorularını beraberinde getirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İster iktidar ister muhalefet tarafından gündemleştirilsin helalleşmenin toplumsal psikolojik zemini ile hukuk boyutunu karıştırmadan tartışmalıyız. Sonu yüzleşme, empati geliştirme, birbirimizi affetme ve toplumsal barışı tesis etmeye gitmeyen “helalleşme” halının altına süpürme ve üstünü örtmeye hizmet eder.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">İttifak arayışlarında da iktidar için başka muhalefet için başka bir tutum sergilemek bizi ilkesel etik politikadan uzaklaştırır. İttifaklara yüklenen anlam partilerin buluşmasından öte toplumsal buluşma ise hesap ve planlamayı bu eksende yapmaya mecburuz. Siyasi partiler toplumun siyasete katılımını kolaylaştırıp güçlendirdiği ölçüde değerlidir. Tersine toplumu kamplaşma ve pasifize etme kısır döngüsüne mahkûm eden parti kültürümüz yeniden sorgulanmalıdır. Toplumu gerilimle motive etmek ya da siyasetin dışına itmek alışkanlık haline dönüşmüş. Bu sarmaldan çıkış için cesur liderlik, ezber bozan söylemler ve parti içi statükolara teslim olmamak gerekir. Sanki toplumu partiler tarafından parsellenmiş bir alan gibi görme tercihi yanıltıcı hatta şok edici hayal kırıklığına sebep olabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Parti tabanlarının korkuları yenmede profesyonel siyasetçilerden çok ilerde olduğu bir toplumsal psikoloji ile karşı karşıyayız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Önyargı ve korkulara teslim olmuş bir siyasal alan için özeleştiri verme ve toplumsal buluşmalar hayati öneme sahiptir. Samimiyet içermeyen propagandif söylemler ile koltuk pazarlığını çağrıştıran ittifak hesapları, toplumun siyasete güven ve katılımını artırmaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Türkiye siyasetinde dil ve tarza tepkili kesimleri siyasete katacak her girişim kritik işlev görecektir. Sessiz çoğunluğa hitap ve onlarla ilişki en zor helalleşme ve ittifak stratejisidir. Zora talip olmayan siyasetçiler kolay seçim sınavlarını bile geçemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Siyasetin ülkeyi demokratikleştirmesinin ön adımı partilerin toplumsallaşmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">&nbsp;Belli bir kesime yada dar gruba hapsolmuş&nbsp;&nbsp; politika yapma hevesimiz geniş kesimlere heyecan vermediği gibi onları gün geçtikçe irrite ediyor politikadan soğutuyor. Bu doğal elenme ve uzaklaşmayı durduracak her çıkış radikal sonuçlar doğurabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Özellikle siyasetteki sıradanlaşmış çürümeye karşı somut sonuç doğuracak irade beyanları en az kimliklerle ilgili helalleşme kadar önemlidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Siyasette daralma ve içe kapanma ile yozlaşma ilişkisi asla göz ardı edilmemelidir. Siyasi kirlenme kaçınılmaz olarak haksız kazanç ve çıkar gruplarının vesayetini, siyaseti kuşatmasını beraberinde getiriyor. Bu nedenle yeni bir sayfa açmak için arınma, ayıklanma kaçınılmaz görünüyor. Helalleşme ve ittifak arayışlarında sonuç doğuracak mesafe almanın ön koşulu temiz siyaset teminatı olarak görülecek kararlılık gösterileridir. Bu anlamda belediyeler merkezi siyasette etkili olmak için avantaj olmak yerine riske dönüşebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#222222">Siyasetin finansmanı dahil tüm süreçlerde şeffaflık demokratikleşmenin olmazsa olmazıdır. Helalleşmeyi etkili, ittifakları güvenilir adımlar kılacak olan cumhuriyetin ilk yüzyılının demokrasi muhasebesini partiler penceresinden yapabilmektir.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 14 Feb 2024 16:46:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATIN MERKEZİ SİYASET</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/hayatin-merkezi-siyaset-17</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/hayatin-merkezi-siyaset-17</guid>
                <description><![CDATA[HAYATIN MERKEZİ SİYASET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Siyaset bir meslek değil bir anlamda halkın sorunlarına çözüm üretme sanatıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Eflatuna göre insanları rızalarına göre yönetme sanatı, Aristo’ya göre insan mutluluğunu gerçekleştirme sanatı olarak kabul edilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu bağlamda siyasetin temel amacı insanların mutluluğunu, refah ve kalkınmasını sağlamak, sosyal adalet ve dayanışmayı gerçekleştirmek olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Siyaset öncelikle insanın, insan olarak iyiliğini esas almalı onun özgürlüğü ve hasiyetini korumalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Siyaset erdemli, dürüst ve liyakat sahibi kişilerin elinde halka ve hakk’a hizmet için bir araca dönüşebilirken, liyakat ve ehliyetsiz kişilerin elinde kendi ve çevresine kişisel çıkar sağlamanın aracına dönüşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Maalesef bizim ülkemizde genellikle liyakat ölçü olmadığından siyaset, halka hizmet etmenin bir aracı değil, bir meslek olarak görülmekte, siyaset üzerinden kariyer hesapları yapılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Hatta hiçbir mesleği ve kariyeri olmayanlar, siyaset üzerinden kendine gelecek ve kariyer arayışı içinde olmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu anlayışla siyaset yapılınca, siyaset kendi bağlamından, kopup kişisel tatminin bir aracına dönüşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu kişiler siyasetin dışında gidecekleri bir yer sığınacakları bir limanları olmadığından, koltuklarına sıkı sıkıya sarılırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Oysa liyakat ve ehliyet sahibi gerçek siyasetçiler, mesleki birikim ve kariyerlerini halkına hizmet için kullanmaya çalışırlar. Buradan kendilerine güç devşirmeye çalışmazlar. Zamanla kendilerine halkın inanç ve güveninin azalmaya başladığını hissettiklerinde, arkalarına dahi bakmadan siyaseti bırakarak, kendi alanına dönerek, arkadan gelenlere alan açarlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Siyaset halka hizmet etmek için bir yarıştır. Bu yarışta nefesiniz yetmiyor arkada kalıyorsanız, bayrağı arkadan gelip sizi geçen birine devredeceksiniz ki, başarıya ulaşsın. Bunu yapmıyor, kendi konumunuzu korumak için, ayağına çelme atıyorsanız, temsil ettiğiniz insanlara ihanet ediyorsunuz demektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Maalesef siyaset, siyasetçilere geniş güç alanı sağladığından, birçok siyasetçi o gücü kaybetmemek için her türlü antidemokratik yola başvurarak, başarılı olanın öne çıkması engellenmekte…</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Çünkü siyaset, onlar için halka hizmet etmenin bir aracı değil kendilerini maddi ve manevi olarak güçlendirmenin bir arcıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Onlar için siyasetin dışında bir dünya yoktur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Siyasetin dışına düşmek ayını karaya vurmuş bir balık gibi olmaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bunlar hayatlarının merkezlerine siyaseti koymuşlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu anlayıştaki siyasetçiler, hem kendilerine hem de topluma zarar vermektedirler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Çünkü bu anlayışlarından dolayı rasyonel düşünme yetilerini kayıp etmişlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Gözlerini iktidar hırsı bürümüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Onlar için asıl olan konumlarını korumak, iktidarlarını güçlendirmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bu hırsla, en yakınlarını bile harcamaktan çekinmezler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Bulundukları yerler yanıp yıkılsa da umurlarında değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Önemli olan kendi siyasi ikballeridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Oysa gerçek siyasetçi, kendi siyasi ikbalinden önce temsil ettiği toplumun ikbalini düşünür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Ülkesinin ve halkının uzun vadeli çıkarları için alacağı kararlar, siyaseten kendi zararına da olsa, gözünü kırpmadan o kararı alır ve uygular!</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Eğer hayatının merkezine kendi siyasi ikbalini koymuş siyaset insanı ise, halkını adım adım bir felakete doğru sürüklese dahi umurunda olmaz. Ne olursa olsun, onun için asıl olan iktidardır!</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Uzun lafın kısası toplumda saygınlığı olan liyakat sahibi insanlar siyasete uzak durmakta, girende liyakatin ve ehliyetin yerine sadakat geçerli olduğundan, siyaset kurumunun içinde barınmamakta.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Siyasette liyakatsiz ve ehliyetsiz insanların elinde kaldığından, insana hizmet etme, toplum kalkınmasına ve refah seviyesinin yükseltilmesine katkı sağlama ülkeyi her yönüyle ideal bir platforma dönüştürme amacı taşımasına hizmet etmesi gereken siyaset kurumu bu amacından sapmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#111111">Vatandaş olarak nasıl bir tip siyasetçi tercih ediyorsak, bilelim ki, ülkemizin ve kendimizin geleceğini de o yönde çiziyoruz demektir!</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jan 2024 15:47:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRAFİK KAZASI GEÇİRDİM SİGORTADAN NE KADAR TAZMİNAT ALIRIM?</title>
                <category>Şafak Aydın</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/trafik-kazasi-gecirdim-sigortadan-ne-kadar-tazminat-alirim-16</link>
                <author>safakaydin@gzt23.com (Şafak Aydın)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/trafik-kazasi-gecirdim-sigortadan-ne-kadar-tazminat-alirim-16</guid>
                <description><![CDATA[TRAFİK KAZASI GEÇİRDİM SİGORTADAN NE KADAR TAZMİNAT ALIRIM?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#1f1f1f">Trafik kazaları, günümüzde en sık karşılaşılan kaza türlerinden biridir. Bu kazalar sonucunda pek çok kişi yaralanmakta veya hayatını kaybetmektedir. Yaralanan kişiler, geçirdikleri tedaviler ve uğradıkları maddi ve manevi zararlar nedeniyle maddi tazminat talebinde bulunabilirler.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f">Trafik kazalarında, kazaya karışan araçların sigorta şirketleri, kazadan kaynaklanan zararları tazmin etmekle yükümlüdür.Trafik kazası sigorta ödemesi</span></span><span style="background-color:white"><span style="color:black">&nbsp;k</span><span style="color:#1f1f1f">azalarda önemlidir. Bu tazminat, kazada yaralanan veya hayatını kaybeden kişilerin maddi ve manevi zararlarını karşılamayı amaçlamaktadır.</span></span></p>

<p><span style="color:#1f1f1f">Trafik kazalarında tazminat talep etmek için, sigorta şirketine başvuruda bulunulması gerekir. Başvuruda, kazaya dair tüm bilgi ve belgelerin sunulması gerekir.</span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f">Trafik kazasında yaralanan kişinin maddi zararları, tedavi masrafları, iş gücü kaybı, gelir kaybı ve maddi zararları kapsar. Bu zararlar, sigorta şirketinin trafik poliçesi kapsamında tazmin edilir.</span></span></p>

<p><span style="color:#1f1f1f">Sigorta şirketi, tazminat talebini reddederse, kişi mahkemeye başvurabilir. Mahkeme, kazadaki kusur oranını ve tazminat miktarını belirleyecektir.</span></p>

<p><strong><span style="color:#1f1f1f">TRAFİK KAZASI MALULİYET TAZMİNATI HESAPLAMA</span></strong></p>

<p><span style="color:#1f1f1f">Trafik kazası sonucunda maluliyet yaşayan kişi, uğradığı maddi ve manevi zararlar için tazminat talep edebilir. Maddi tazminat, tedavi masrafları, iş gücü kaybı, gelir kaybı ve maddi zararları kapsar. Manevi tazminat ise kazadan duyulan acı, elem ve üzüntü için ödenen tazminattır.</span></p>

<p><span style="color:#000000">Trafik kazası maluliyet tazminat hesaplama&nbsp;</span><span style="color:#1f1f1f">yapılırken, öncelikle kazanın kusur oranı belirlenir. Kusur oranı, kazanın meydana gelmesinde her bir tarafın sorumluluğunun yüzdesel olarak ifadesidir. Kusur oranı belirlendikten sonra, tazminat hesaplaması aşağıdaki şekilde yapılır:</span></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f">Tedavi Masrafları:</span></span></strong><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f"> Trafik kazası maluliyetinde tedavi masrafları, hastane, doktor ve ilaç masraflarını kapsar. Bu masraflar, tedavinin yapıldığı hastaneden alınan faturalarla belgelenmelidir.</span></span></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f">İş Gücü Kaybı:</span></span></strong><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f"> Trafik kazası maluliyetinde iş gücü kaybı, kaza nedeniyle çalışamama süresi boyunca kaybedilen geliri kapsar. İş gücü kaybı oranı, sigorta şirketinin veya mahkemenin görevlendirdiği bilirkişi tarafından belirlenir.</span></span></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f">Gelir Kaybı:</span></span></strong><span style="background-color:white"><span style="color:#1f1f1f"> Trafik kazası maluliyetinde gelir kaybı, kaza nedeniyle çalışamama süresi boyunca kaybedilen sürekli geliri kapsar. Gelir kaybı oranı, kazadaki kusur oranı ve iş gücü kaybı oranı dikkate alınarak hesaplanır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 26 Dec 2023 14:34:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2023/11/safak-ozdemir-1698915825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MUHTARLIK  İŞLERİ  VE  E-DEVLET</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/muhtarlik-isleri-ve-e-devlet-14</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/muhtarlik-isleri-ve-e-devlet-14</guid>
                <description><![CDATA[MUHTARLIK  İŞLERİ  VE  E-DEVLET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">E Devlet kapısı diye ülkemdeki kamu ve birçok kuruma ait işlemlerin yapılmasına, takip edilmesine izin veren bir sistemin adı. Bu portal üzerinden 7.296 farklı kurumda işlem yapılmakta. Bu sayının 195’i merkezi kamu kurumu, 204’ü üniversite, 444’ü belediye, 30 Su ve Kanalizasyon İdaresi, 126 Özel Kurum sayısı. E-Devlet kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların detaylarına E-Devlet istatistiklerinden bakılabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Kasım 2023 itibariyle E-Devlet üzerinden işlem yapan kullanıcı sayısı yaklaşık 64 milyon. Türkiye’min 2023 Temmuz ayına göre nüfusu 85 milyon 279 bin 553 kişi. Yani nüfusun yaklaşık %65’i e-Devlet kullanıcısı. Yılbaşından buyana e-Devlet kapısından giriş yapılarak 17 trilyon 218 milyon 338 bin 861 işlem yapılmış. Yani aktif olarak kullanılan ve gelişmişliği tarif eden bir güvenli ortam. Kullanmayanların önemli kısmı yaşlılar ve kırsalda yaşayanlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu sitede adınıza yazılmış bir trafik cezasını görebildiğiniz gibi, adliyelerdeki dava dosyalarını görebilmektesiniz. Ayrıca öğrenci belgesi almak, bordro almak gibi birçok işi yapabilmektesiniz. Dijitalleşmiş devlet hizmetlerine 7/24 ulaşabilmektesiniz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Gelelim muhtarlık meselesine. Muhtarlık, kuruluşundan itibaren, yasalarla merkezi hükümetin bir parçası olarak tanımlanmış olmasına karşın halk tarafından kendisinin bir temsilcisi olarak kabul edilmiştir. Bu fiili durum, muhtarların sosyal ve kültürel alanlarda rol üstlenmesine yol açmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Vikipediadaki tanımında “Muhtar, köy veya mahalle tüzel kişiliğinde, yönetiminin başında bulunan kişidir. Kökeni Arapçadır ve "seçilmiş kişi" anlamına gelir. Muhtar, köy veya mahalle halkı tarafından seçilir. Muhtar seçiminde siyasi partiler aday gösteremezler. Türkiye'de muhtarların görev süresi 5 yıldır. Muhtar köy tüzel kişiliğini temsil eder. Muhtar köye ilişkin kararlarını 4 azasıyla birlikte alır. Muhtar köyün yol, köprü, çeşme vb. ortak mallarını inşa ettirir, inşa olunanların bakım ve onarımını yaptırır. Muhtar köyde yapılması gereken işleri<em> imece usulü </em>ile gerçekleştirir. Aynı zamanda muhtar, genel yönetimin temsilcisi sıfatıyla da yasaları ve hükümet emirlerini halka duyurur, köy içinde dirlik ve düzeni sağlar. Genel yönetimle ilgili işlerin köyde uygulanmasına yardımcı olur.”.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Muhtarlık görevleri arasında adımıza gönderilen değerli postaların dağıtımı yapılamadığında bırakılan son yerdir. Doğum, ölüm evlilik gibi birçok işlem muhtarlıklarda da yapılabilmektedir.&nbsp; Elbette bu söylediklerim köylerde muhtarlıklar aracılığıyla yapılmakta ama belediye hizmetlerinin olduğu yerlerde bu işler artık başka devlet veya kamu kurumlarında yapılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Türkiye’deki muhtar sayısı net olarak bir portalda bulunmasa da İleri Gazetesinin verisine göre toplam 50.516 muhtar var. Bunların 32.238’i mahalle muhtarı, 18.278’i köy muhtarıdır. Temmuz ayı itibariyle her bir muhtar 11.402 TL maaş almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Mahalle muhtarları kentsel yaşamda belediye hizmetlerinin ulaştığı yerlerde yaşayan halka muhtarlık hizmeti iletirlerken özellikle bunların neredeyse tamamı e-Devlet üzerinden veya yüz yüze devlet ve kamu kuruluşlarından hizmet alabilen kişilerdir. Tebligat kanunundaki bir değişiklikle artık tebligatlar da muhtarların iş yüklerinden çıkarıldığında muhtarlara büyük ölçüde ihtiyaç kalmamaktadır. Elbette belediyelerin, sular idaresinin, elektrik kurumunun emniyetin de kendi hinterlandındaki hemşerilere eksiksiz hizmet üreteceği varsayımıyla muhtarların bu konumdaki görevleri bitmiş olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Görevi gereği artık mahalle muhtarlarına ihtiyaç kalmamıştır. Eğer bu kurum lav edilirse bugünün rakamlarıyla 32,238*11,402*12= 4 milyar 410 milyon 932 bin 112 TL devletin kasasında kalacaktır. Mahalle muhtarlarının bir yıllık maaşıyla her biri 20 milyon TL ye mal olacağı varsayımıyla yılda 220 okul, spor salonu yapılabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Mart 2024’de muhtarlık seçimi yapılacak. Bir kişinin muhtar seçilebilmek için bugünlerde çalışmaya başladığını düşündüğümüzde her bir adayın yaklaşık 100-200 bin TL adaylık tanıtımında harcadığını düşündüğümüzde aday olacak muhtarın kendini tanıtmak için harcayacağı paraların harcanmasına da gerek kalmayacaktır. Ama hiçbir siyasi siyasi ikbali gereği bu işe girmez. Biz yine hiç tanımadığımız ve görev süresi boyunca da hiç karşılaşmayacağımız muhtarlara oy kullanacağız. Ama köylerde muhtarlık gereklidir. Bu söylediklerimin hepsi belediyelerin mücavir alanındaki mahalle statüsündeki yerleşim birimlerindeki muhtarlar içindir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bakalım göreceğiz ne olacak bu muhtarlık işleri.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Dec 2023 11:02:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SİYASETTE REKLAMIN GÜCÜ</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/siyasette-reklamin-gucu-12</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/siyasette-reklamin-gucu-12</guid>
                <description><![CDATA[SİYASETTE REKLAMIN GÜCÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Mahalli idareler seçimleri yaklaşırken şehrimizde de siyasi arena bayağı hareketli günler hatta saatler yaşıyor. Aday adayları halkla iç içe görünebilmek adına çeşitli temaslarda bulunuyor, kapı kapı vatandaş geziyor, eşiyle-dostuyla bir arada bulunup, gecelerini gündüzlerine katıyorlar. Bu arada arka planda birçok aday adayı hazırladıkları bütçeler ve seçmenlerinin demografik yapısına göre reklam planlamaları ve uygulamaları yaptırıyorlar. Birçoğunu gülerek takip etmenin aslında büyük üzüntüsünü yaşıyorum. Bunu özellikle iktidar partisinin adayları için söylüyorum. Çünkü AK Parti’nin son 20 yılda uyguladığı kampanyaları gözden geçirmeden bu yola çıkan, mottosu ‘’Destek Sizden, Hizmet Bizden’’ anlayışından öteye gidemeyen vizyonu dar ama hayal gücü geniş ya da dayısı kuvvetli adayları var. Bu yazıyı kişiler üzerinden sürdürmeyeceğim için fazla detaya girmeye de gerek yok. Gelelim konumuza…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Reklam, tasarım ve propagandanın etkili bir şekilde kullanılması, yerel seçim kampanyalarında ve politika iletişiminde önemli bir rol oynar. Elazığ'ın kültürel ve sosyal özelliklerini dikkate alarak tasarlanan etkili reklam stratejileri, seçmenlerle daha etkili bir bağ kurmayı ve adayların veya partilerin mesajlarını güçlendirmesini sağlar. Bunun sonucunda da kitlelerin eğilimleri o yöne doğru evrilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Bu eğilimin oluşması için bazı temel unsurları elden bırakmamak gerekir. Bunları birkaç başlık altında sıralayabiliriz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Yerel Kimliğin Vurgulanması</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Elazığ'ın tarihi, kültürel ve coğrafi özellikleri göz önüne alınarak hazırlanan tasarımlar, yerel kimliği vurgulayarak seçmenle duygusal bir bağ kurabilir. Elazığ'a özgü semboller, renkler veya ikonlar, reklam ve tasarım çalışmalarında kullanılarak yerellik vurgusu artırılabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Dil ve İletişim Tarzı</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Kullanılan dil ve iletişim tarzının doğru bir şekilde yansıtılması önemlidir. Halkın anladığı, günlük konuşma diline uygun ifadeler ve mesajlar kullanmak, seçmenle daha etkili bir iletişim kurmayı sağlar. Yine iktidar partisinin aday adaylarına dönecek olursak lütfen tarihi 50 yıldan öteye gitmeyen seçim bölgeleriniz için ‘’Türkiye Yüzyılı, …… Yüzyılı’’ söyleminden vazgeçin. Sayın Cumhurbaşkanımızın arzuladığı ve öngördüğü ‘’Türkiye Yüzyılı’’ mottosunun içinde Savunma, Sağlık, Dış Politika, Eğitim gibi derin ve güçlü hayalleri ve amaçları var. Bunun içini yerelde boşaltmayın derim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Toplumsal Değerlere Odaklanma</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Elazığ'da yaşayan insanların benimsediği toplumsal değerlere vurgu yapmak, yapacağınız reklam ve propagandanın değerini arttırır. Elazığ'da önemli kabul edilen konulara odaklanan kampanyalar, seçmenin dikkatini çekebilir ve destek kazanabilir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Yerel Sorunlara Çözüm Önerileri</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Elazığ'ın karşı karşıya olduğu yerel sorunlara dair etkili çözüm önerilerini içeren tasarımlar, seçmenlerin adayları daha ciddi ve etkili görmelerine yardımcı olabilir. Bu tasarım ve tanıtımlar, siyasi kampanyanın yerel ihtiyaçlara duyarlı olduğunu gösteren önemli bir unsurudur.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Görsel Hafızayı Güçlendirme</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">İyi bir görsel tasarım, seçmenlerin zihninde kalıcı bir etki bırakır. Güçlü bir logo, renk paleti, tipografi ve görsel, adayın veya partinin tanınabilirliğini arttırır ve seçmenlerin hafızasına kazınır. Özellikle Açıkhava reklam mecraları şehrimizde halen en etkili reklam alanları arasındadır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><strong>Dijital Medyayı Etkin Kullanma</strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Şehrimizde dijital medyanın yaygın kullanımı dikkate alındığında, sosyal medya kampanyaları ve dijital reklam stratejileriyle hedef kitlelere ulaşmanız hem kolay hem de etkili bir yoldur. Online platformlarda etkili ve yerel içerik paylaşımı, genç seçmen kitlesine ulaşmada &nbsp;çok önemlidir.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Doğru medya seçiminde yerel basının gücü en önemli faktördür. Sosyal medya platformlarında yapacağınız etkileşimler günü birlik olarak sonsuz boşlukta çabucak silinecektir. Ama daimi ve kalıcı olan gazete, dergi, haber siteleri bu sonsuzlukta kaybolmayıp arşiv görevi görmektedir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak, Elazığ siyasetinde reklam, tasarım ve tanıtım; &nbsp;yerel kültür, etkili bir dil, mecraların sürekli kullanılması ve toplumsal değerleri dikkate alarak etkili olur. Bu unsurların doğru bir şekilde kullanılması, seçmenlerle güçlü bir bağ kurmayı ve yerel siyasette başarılı olmayı sağlar. </span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 07 Dec 2023 14:48:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR, TAZMİNATI NASIL ALINIR ?</title>
                <category>Şafak Aydın</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/arac-deger-kaybi-nedir-tazminati-nasil-alinir-11</link>
                <author>safakaydin@gzt23.com (Şafak Aydın)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/arac-deger-kaybi-nedir-tazminati-nasil-alinir-11</guid>
                <description><![CDATA[ARAÇ DEĞER KAYBI NEDİR, TAZMİNATI NASIL ALINIR ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#333333">Araç değer kaybı, kazaya karışan bir motorlu aracın, kazadan önceki piyasa değeri ile kaza sonrası onarıldıktan sonraki piyasa değeri arasındaki değerinde oluşan farktır.&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Trafik&nbsp;kazası sonrası “araç değer kaybı” tazminatı talep etmek isteyen okurlarım, ne yapmaları gerektiğini öğrenmek istiyorlar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626"><strong>Değer Kaybını Kimlerden İsteyebiliriz?</strong></span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Araç değer kaybı taleplerinde, öncelikle, kazanın çift taraflı olması gerekmektedir. Kaza nedeniyle araçta meydana gelen değer kaybı, gerçek zarar içinde değerlendirilir. Bu zarardan Karayolları Trafik Kanunu (KTK) gereğince;</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Karşı aracın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) sigortacısı. Bilinen adıyla trafik sigortasından talep edilmesi halinde sorumlu oldukları üst limit dahilinde sorumludur. Aşan kısım yönünden eğer varsa ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">İşleten sıfatından dolayı araç maliki,</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Kazaya neden olan araç sürücüsü (o an kullanan kişi) sorumlu tutulur.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#262626">Araç Değer Kaybı Talep Edilmeden Karşılanmaz</span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">“Kazadan önceki ikinci el piyasa değeri ile kazadan sonraki ikinci el piyasa değeri arasındaki düşüş farkına ‘araç değer kaybı’ denir. Bu fark sigorta şirketinden talep edilmediği sürece hiçbir şekilde karşılanmaz. Kazadan sonra ne kadar iyi tamir edilirse edilsin, aracın değeri, daha önceki ikinci el piyasa değerinden daha düşük olmaktadır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#262626">Hangi Durumlarda Değer Kaybı İstenemez?</span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Tek taraflı bir kaza var ise burada da değer kaybı tazminatı talep edilemez.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Yüzde 100 kusurlu taraf yine değer kaybı tazminatı talep edemeyecektir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Aracın tamirinin ekonomik olmayacağı yönünde rapor oluşturulursa ve araç hakkında pert kararı verilirse, araç değer kaybı talep edilemeyecektir. Zira pert olan araç ile ilgili olarak kasko sigortacısı şirket, aracın o günkü rayiç değerini tazminat olarak mağdura öder. Dolayısıyla hurda belgeli ve çekme belgeli olan araçlarında değer kaybı oluşmayacaktır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#262626">Aynı Yer Zarar Görürse Ödenmez</span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Bir araç bir ya da birden fazla kazaya karışmış ise ve bu kazadan dolayı örneğin, önceki kazada sol ön kapı zarar görmüş ve tekrar meydana gelen kazada yine aynı yer zarar görmüşse, değer kaybı tazminatı talep edilemez. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#262626">Değer Kaybı Hangi Kriterlere Göre Hesaplanır?</span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Aracın markası, modeli, yaşı, kilometresi, aracın kazadan önceki piyasa değeri, kazadan sonraki piyasa rayici, hasarlı parça üzerinde yapılan işlemin kapsamı, hasar gören parçaların niteliği ve sayısı, aracın hususi mi ticari mi olduğu araçtaki değer kaybı hesaplamasında dikkate alınır. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:black">Sigortaya Başvuru Nasıl Yapılır?</span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Zarar&nbsp;görenin, ZMMS’de öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gereklidir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya sigorta tahkim komisyonuna başvurabilir.&nbsp;</span></span></span></span><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#262626">Sigorta şirketine istenen belgeleri sunduğumuz takdirde, sigorta şirketi kendi içerisinde dosyayı inceledikten sonra olumlu gördükleri takdirde 8 gün içinde zararı ödemekle yükümlüdür.</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Nov 2023 15:13:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2023/11/safak-ozdemir-1698915825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BU ŞEHİR, İÇİNDE YAŞAYAN HERKESİNDİR</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/bu-sehir-icinde-yasayan-herkesindir-9</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/bu-sehir-icinde-yasayan-herkesindir-9</guid>
                <description><![CDATA[BU ŞEHİR, İÇİNDE YAŞAYAN HERKESİNDİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">İnsanlar doğduğu, çocukluğunun geçtiği, her köşesinde anılarının bulunduğu şehrin en ufak değişikliğini bile fark ederler. Bu tıpkı bir evin oturma odası veya mutfak ya da salonunda yapılan değişiklikler gibi. Olumsuz değişiklik de, olumlu değişiklik de hemen kendisini hissettirir. Ancak içinde yaşayan çoğunlukla bunun farkına varmaz. Dışarıya çıkacak bir süre sonra yeniden gelecek.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Evde de durum aynı; bazen ihtiyacın olmayan bir şeyin nerede olduğu senin umurunda olmaz, ta ki ihtiyacın olana dek.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">İşte o zaman evdeki değişikliğin farkına varırsın.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Her şehirde olumlu ve olumsuz birçok değişiklikler göze çarpar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Hangisi ağır basar; hangisi bugün eseri, hangisi öteden beri geliyor, hangisi bizim ihmalimiz, hangisi sizin ihmalimiz, hangisi yönetenlerin ve hangisi yönettiğini sananların ihmali, bir çetelesini tutmak mümkün değil.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Ya da tam tersi hangisi bizim başarımız, hangisi sizin başarınız, hangisi yönetenlerin başarısı, bunu bilmek pek mümkün değil.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">“</span><strong><span style="color:#222222">Sahipsiz Kent</span></strong><span style="color:#111111">” sarmalına bir kez daha sarılıp, bir kez daha sorunu başkasına, çözümü de çok başkalarına atmanın bir âlemi yok.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="color:#222222">Bir kent, içinde yaşayan herkesindir</span></strong><span style="color:#111111">.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Sorunu da, çözümü de yine onlarındır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Sokağında çöp varsa, gelişi güzel sağa sola atılıyorsa, sorun belediyenin değil, sokağa çöp atılmayacağını bilmeyenlerindir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Çöp, basit bir örnek ama genellediğinizde veya her soruna aynı mantıkla yaklaştığınızda o kadar da basit olmadığı anlaşılır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Kazana ne koyuyorsak, kepçemize o geliyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Bizi yönetenler, bizim gibi insanlardır; içimizden çıkan, bu şehrin havasını soluyan, suyunu içen, derdiyle dertlenendir. Yöneten de, yönetilen de aynı şehrin insanı olunca sorunu başkasında değil, kendimizde aramak gerekiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Gezdiğim her yerde sorun ve çözüme böyle bakıyorum.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Bir şehrin bizim olması için illa orada doğmamız gerekmiyor. Büyümemiz de gerekmiyor,&nbsp;</span><strong><span style="color:#222222">yaşamamız gerekiyor.</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Bir şehirde yaşıyorsak, ya doğduğumuz yerdir ya doyduğumuz. Her iki durumda da “</span><strong><span style="color:#222222">bize ait</span></strong><span style="color:#111111">” bir şeyler var demektir. Doğduğun yer olsa da, doyduğun yer olsa da sana ait bir şeyler var, sana dair çok şeyler vardır. Olumlu ve olumsuz her değişim, senin açından da önemlidir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Üzerine ölü toprağı serpilen çok şehir var. Kendi küllerinde kaybolan şehirlerin ardı arkası gelmiyor ve yine kendi küllerinden doğanlar da orada yaşayanları, hatta o şehri sevenleri memnun ediyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Ölü toprağı serpilmek, o şehrin ölmesi için yeterli değil. Kendi küllerinde kaybolmak da o şehrin bittiği manasına gelmez.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Önemli olan,&nbsp;</span><strong><span style="color:#222222">yaşadığımız şehrin durumunu her türlü kaygı, korku ve sevgiden arınarak değerlendirme yürekliliğini göstermektir.</span></strong></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Falanca kızar, falanca üzülür, falanca kırılır, falancanın ekmeğine yağ sürülür, falanca ekmeğinden olur.. diye kaygı, korku ve sevginizi uzatırsanız, o ölü toprağı asla üzerinizden atılmaz. Hele bunu kendi basit menfaatlerimiz için yapıyorsak, zaten o durumu çoktan hak edenler arasında yerimizi almışız demektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Böylece kendi külleriniz gittikçe katmerleşir, kalın bir tabaka halinde sadece şehri değil, içinde yaşayan insanları da boğup, bunaltmaya başlar.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Eğer bir şehrin belli bölümleri “</span><strong><span style="color:#222222">terk edilmiş</span></strong><span style="color:#111111">” şekle bürünmüşse, 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl, belki de 50-60 yıl boyunca aynı sorunları, aynı şekilde dile getiriyor ve aynı çözümleri dillendiriyor ama hiçbir şey olmuyorsa, orası kendi küllerinde boğulmaya başlamış demektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Şu şehir, bu şehir değil, şu sorun, bu sorun değil, her ilde her sorun aynı şekilde değerlendirilmeli, çözüm için de o şehrin ve orada yaşayanların menfaatine adımlar atılmalı. Aksinde katmerleşen her kül tabakası, orada yaşayanların, “</span><strong><span style="color:#222222">yaşadığını sanma yanılgısını</span></strong><span style="color:#111111">” sürdürür durur.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Gezdiğim her şehre aynı mantıkla bakıyor, aynı şekilde değerlendirmede bulunuyorum ama bundan muaf olan, doğduğum ve doyduğum iki güzide şehirdir. Diğerleri, bir süreliğine ziyaret ettiğimiz, geçici bir süre sorunlarıyla boğuştuğumuz yerlerdir. Ama orada yaşayanlar, en ufak sorunla da, en büyük sorunla da yaşamak zorundadır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><strong><span style="color:#222222">Sorunla yaşamayı sürdürenlerin, çözüm için boş yere çene yormalarına gerek yoktur</span></strong><span style="color:#111111">.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Unutulmasın ki, hiçbir sorun çözümsüz değildir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Yeter ki o sorunda sorumluluğumuzu fert fert bilelim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Çözümü için yine fert fert çaba sarf edelim.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Gerisi o kadar kolay ki, oturma odanız, salonunuz, mutfağınız, yatak odanız, banyonuz soluk aldığınız bahçeniz değiştiğinde “</span><strong><span style="color:#222222">biz ne güzel şeyler başarmışız</span></strong><span style="color:#111111">” diyebiliriz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#111111">Aksinde ise devam eden her soruna yeni katmerleşen sorunlar eklenir durur, nereye kadar</span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Nov 2023 22:44:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENT İMAJI VE MARKALAŞMAK...</title>
                <category>Yasin Erman</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/kent-imaji-ve-markalasmak-8</link>
                <author>yasin_erman@hotmail.com (Yasin Erman)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/kent-imaji-ve-markalasmak-8</guid>
                <description><![CDATA[KENT İMAJI VE MARKALAŞMAK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Merhaba;&nbsp;</span></span><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">İlk yazı, ilk heyecan, ilk soluk ve daima ilklerle hayata tutunmaya çalışan ben…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Basın ve medya sektöründe, özellikle görsel basın alanında yıllardır gerek şehrimiz için gerekse şehir dışında vermiş olduğum bireysel ve kurumsal hizmetlerden sonra daha da kalıcı olmak adına yazı yazmaya karar verdim.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Aslında toplum olarak okumaktan biraz sıkılan bireyleriz. Uzmanlık alanımın görsel iletişim olmasından dolayı bana göre görsel basının kitleler üzerinde ki etkisi çok daha büyüktür.&nbsp; Tabii ki görsel basın tek başına yeterli değildir, içerisinde sloganı, tanıtımı vb. ek malzemeleri olmadan o da bir zaman sonra beynimizde ki derin vadide kaybolup gidecektir. Gerek görsel basın olsun gerekse yazılı veya işitsel basın olsun, hepsi iç içe geçmiş birbirini tamamlayan iletişim araçlarıdır.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Geleneksel yöntemler ile halen şehrimizde dar kalıplara sıkışan, yenilikçi ve dijital platformlar aracılığı ile çok farklı algılara sebebiyet veren medyanın gücünü şehir olarak halen anlamaktan uzağız. Kara düzen bir yöntem ve her değişen siyasi erklerle marka şehrimizi bir türlü var edemedik. Aslında bunun birçok kriteri var ama burada sadece birkaç genelgeçer örnekle bahsedeceğim. Marka kimliği oluşturma ve şehrin dinamiklerini tetikleyecek proje ve fikirleri ileriki zamanlarda sıkça yazacağım.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Her nereye gidersek gidelim, karşılaştığımız insanların bize ilk sordukları ‘’Elazığ’ın nesi meşhur?’’ sorusudur. Bizde sayarız; orciği, dutu, leblebisi, kayısısı, tulum peyniri, Türkiye’nin ikinci en büyük gastronomisine ve mutfağına sahip olmasından dolayı aklımıza gelebilecek yöresel yemeklerini…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Peki bunların kaçını bu soruyu yöneltenin zihnine işleyebilmişizdir? Tabii ki hiçbirini…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Nedeni çok basit, çünkü biz daha kendi içimizde bunu kabullenememişiz ki, başkasına dikta edebilelim. Bunların hiçbirini ortak bilinçle kurumsal bir seviyeye taşıyamamışız. Kayısı denilince 922 ilçe arasında Baskil kayısısı demişiz ve 81 il arasında ki Malatya’nın önüne geçmeyi beklemişiz. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Hayatım da hiç Çorum’a gitmedim ama biliyorum ki leblebi denilince ilk akla gelen şehirdir. Ağın başta olmak üzere memleketimizin birçok yerinde bin bir zahmetle üretilen Ağın Leblebisi’ni sadece kendi memleketimizden öteye taşıyamamışız. Bir kere adını önce ağın leblebisi olmaktan çıkarıp “Elazığ leblebisi” yapmalıyız. Ağın’ı bilmek zordur ekstra coğrafi bilgi ister marka yapacaksak Elazığ ismiyle devam etmeliyiz.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Aynı şekilde “Erzincan Tulumu”… Erzincan’ın bütün ilçelerinde köylerinde tulum yapılır ama öne çıkan bütün markaları, marka isminden önce Erzincan kelimesini iliştirdiği için bugün tulum peyniri oldu “Erzincan tulumu”. Bu açıdan Şavaklılara açık ricamdır. Bu memlekette yaşayıp bu memlekette ticaretini yaptığınız bütün markalarınızın başına artık “Elazığ” ibaresini büyük büyük eklemenizdir. </span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Baskil kayısısı değil Elazığ Kayısısı, Ağın Leblebisi değil Elazığ leblebisi, Şavak Peyniri değil Elazığ Şavak Tulum Peyniri gibi gibi…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Gastronomi ve mutfak sanatları anlamında övündüğümüz ancak iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıda çeşidini bildiğimiz yemeklerimiz ise apayrı bir konu başlığı aslında…</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Konuyu daha fazla dallandırmamak ve en basite indirgeyerek somut verdiğim birkaç örnekle şehir kimliğimiz ve markasından ne kadar uzakta olduğumuzu anlıyoruz. Markalaşma süreci sadece bireysel eylemlerimizle olmaz, şehrin tüm paydaşları, vatandaşları, şehir dışında özlem çekenleri, ticaret ve siyaset ehilleri, kurumları, kuruluşları, basını, sosyal medya içerik üreticileri hepsinin aynı söylemi ve eylemi kurumsal düzeyde yapmasıyla mümkün olacaktır. Alışkanlık haline gelen, günü kurtarma üzerine kurulu iletişim faaliyetlerini bir kenara bırakarak gerçekten bu şehre katma değer sağlayan ve süreklilik arz eden planlamalar ve yatırımlar yapmalıyız.</span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif">Ez cümle; Söz Uçar, Yazı Kalır… Biz bırakalım fikirlerimizi buraya belki bir gün bu ‘’Merhaba’’ yazımızı birileri dikkate alır.</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Nov 2023 13:04:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2025/05/yasin-erman-1747225333.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TRAFİK KAZASI YAPAN KİŞİ TAZMİNAT ALABİLİR Mİ?</title>
                <category>Şafak Aydın</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/trafik-kazasi-yapan-kisi-tazminat-alabilir-mi-6</link>
                <author>safakaydin@gzt23.com (Şafak Aydın)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/trafik-kazasi-yapan-kisi-tazminat-alabilir-mi-6</guid>
                <description><![CDATA[TRAFİK KAZASI YAPAN KİŞİ TAZMİNAT ALABİLİR Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:black">Ülkemizde yoğun bir şekilde yaşanan trafik kazaları, sürücülerde, araçlardaki yolcularda, sürücülerin yakınlarında ve diğer üçüncü kişilerde mağduriyetlere dolayısıyla maddi ve manevi zararlara sebebiyet vermektedir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:black">Ülkemizde trafik kazalarından zarar görenlerin, trafik kazalarından dolayı uğradıkları ve uğrayacakları zararlar ve tazminat hakları ve çeşitleri bakımından fazla bilgiye sahip olmadıkları görülmektedir. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:black">Bu bilgi eksikliği neticesinde, trafik kazası nedeniyle direkt veya dolaylı olarak zarar görenler, tazminat hakkı sahibi oldukları tazminat çeşitlerinin ve haklarının kapsamlarını yeterince bilmediklerinden dolayı başvuru yapmamaktadırlar.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Trafik kazası nedeniyle yaralanan sürücü, yolcu veya yaya gibi kişiler kaza sonucu oluşan zararlar için sorumlu olan kişi veya kurumlara tazminat davası açabilirler. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:#fefefe"><span style="color:black">Trafik kazası tazminat davalarını alanında uzman, Avukat tarafından takip edilmesi halinde, avukat zarar göreni doğru ve hukuki bilgilendirerek alınması gereken en yüksek maddi ve manevi tazminatı alacaktır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Trafik kazalarındaki yaralanmalı ve ölümlü vakalarda Avukatın; Hasar uzmanı, Raporlama uzmanı, Aktüerya hesaplama uzmanı, gibi uzmanlar ile çalışması sürecin daha hızlı tamamlanmasını sağlayacaktır.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#4d5156">Bir Sonraki Yazımızda Araçta Oluşan Maddi Hasarlar Nedeni İle Alınması Gereken Değer Kaybı Tazminatı Hakkında Bilgi Vereceğim…</span></strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><strong><span style="color:#4d5156">Sonraki yazımızda görüşmek ümidiyle…</span></strong></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Nov 2023 12:06:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2023/11/safak-ozdemir-1698915825.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İSRAİL\&#039;İN ZULMÜ BİTMEK BİLMİYOR...</title>
                <category>Ufuk Çetinkaya</category>
                <link>https://gzt23.com/makale/israilin-zulmu-bitmek-bilmiyor-3</link>
                <author>ucetinkaya@gzt23.com (Ufuk Çetinkaya)</author>
                <guid>https://gzt23.com/makale/israilin-zulmu-bitmek-bilmiyor-3</guid>
                <description><![CDATA[İSRAİL\'İN ZULMÜ BİTMEK BİLMİYOR...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Siviller ölüyor, insani yardım engelleniyor, yaralıların tedavisine bile izin verilmiyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">İsrail, Gazze’deki hastanelerin boşaltılmasını bile talep etti.&nbsp;</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">İsrail tüm dünyanın gözü önünde savaş suçu işliyor, fosfor bombası kullanıyor nedense kimsenin çıtı çıkmıyor. Aksine Amerika ve Avrupa ülkeleri İsrail’e destek veriyor. Amerika Doğu Akdeniz’e ikinci uçak gemisini gönderiyor, katliama tam destek veriyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Gazze’de kaçabilen evini, yurdunu terk etti. Kaçamayanlar da ölümü bekliyor. Peki, oradaki masum insanların ne suçu var? Madem bir savaşın içerisindesin kadınlardan ve çocuklardan ne istiyorsun?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:black">Şimdi de kara harekatı için harekete geçen İsrail, bu operasyon için ser verip sır vermiyor. Akıbeti belli olmayan bir savaşın altında suçsuzlar; korkuya, endişeye ve cezaya mahkum ediliyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">İsrail cephesi,&nbsp;aşırı dinci ve milliyetçi&nbsp;Siyonist Başbakan Netanyahu&nbsp;ve ekibinden oluşuyor… </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bunlar tüm&nbsp;İsraillileri&nbsp;temsil etmiyor.&nbsp;Netanyahu'ya karşı olan aklı başında&nbsp;İsrailliler&nbsp;de var tabi.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Hamas cephesi,&nbsp;dünyada birçok ülkenin terör örgütü olarak kabul ettiği köktendinci&nbsp;Filistinlilerden&nbsp;oluşuyor, bunlar da tüm&nbsp;Filistinlileri&nbsp;temsil etmiyor…</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Şimdi Gazze'de iki dinci düşmanın amansız savaşı var.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Netanyahu’nun bitmek bilmeyen hırs ve ihtirasları savaşı katliama çevirdi. Öyle ki sadece Gazze’yi değil, Lübnan’ı ve Suriye’yi de vuruyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Netanyahu yönetimindeki ordu, ‘Müslüman’ları katlederken İslam alemi sesini çıkarmıyor. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Televizyonda dizi izler gibi izliyorlar olup biteni!</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Bu, ‘katliama ses çıkaran sadece Türkiye.&nbsp;Savaşın durması ve iki devletli çözüm için Mısır dahil güç sahibi ülkelerle temas halindeyiz. Bizim dışımızdaki İslam ülkeleri ise üç maymunu oynuyor. Bu katliamdan altı çocuğuyla ayrılmak zorunda kalan anne, değerli bulduğu eşyalarını bir arabaya yüklerken, “Benim çocuklarım bunu hak etmek için ne yaptı” diye ağlıyordu</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Orantısız güç kullanılıyor… </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Böyle olunca karşı karşıya kaldığımız durum savaş değil katliamdır. Filistin topraklarını işgal eden İsrail, hak savaşı veren Filistin’i terörist gibi göstermeye çalışıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">&nbsp;Her zaman olduğu gibi algı operasyonuyla kendine temize çıkartmaya çalışıyor.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">İsrail’in Lübnan ve Suriye’yi de vurması aslında 3. Dünya savaşının ayak sesleridir. Amerika’nın Doğu Akdeniz’e savaş uçaklarını göndermesi, Rusya’nın aba altından sopa göstermesi, İran Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan’ın, İsrail'in saldırıları devam ederse ve özellikle Gazze'ye kara saldırısı başlatılırsa İran'ın karşılık vermek zorunda kalacağını BM yetkilisine iletmesi bunun en büyük ispatıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Tabii ki bu savaşta Türkiye’nin tutumu da çok önemli olacaktır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Katil İsrail’e destek veren Amerika da bu katliamdan sorumludur ve tarihinde kara bir leke olacaktır. Her iki ülkede lanetlenecektir.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Yıllardır süren İsrail-Filistin savaşında İsrail’in kadın ve çocukları hedef alması ve kontrolsüz güç kullanması sessiz kalınacak bir durum değildir. Haksızlığa, zulme sessiz kalınmaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">Tüm bu olup biteni takip ederken hep Necip Fazıl Kısakürek’in şu dizeleri gelir aklıma:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:16px"><span style="font-family:Trebuchet MS,Helvetica,sans-serif"><span style="background-color:white"><span style="color:#212529">“Yıkılasın İsrail, enkazını göreyim! Sana devlet diyenin, yüzüne tüküreyim.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Oct 2023 23:05:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://gzt23.com/images/kullanicilar/2024/09/ufuk-cetinkaya-1725888818.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
